şükela:  tümü | bugün
  • milas örende 15 eylul tarihinden sonra yasanan doneme verilen ad. deniz kıpırtısız sakin olurmuş. hatta denizciler o kadar sakin ki deniz, karıncalar gelir su icer derlermiş****
  • sonbaharda yaşanan yaz güzelliği
  • tayyip yelen kitabi.
  • geçen yıl bodrum'da, tam 1 ekim'de başlamıştı. hemen hissedilir zaten. bir sabah uyanırsınız, dünkü sıcak gitmiş, deniz dümdüz, bir tatlılık var havada. bir mutluluk yayılıyor bir yerlerden.. fransızların douceur de vivre (yaşamanın tatlılığı) dediği şey.

    bodrum'un en güzel mevsimi.. yerli-yabancı turistlerin çekilip gittiği, akşamları dışarıda, mesela deniz kıyısı bir meyhanede ceketle ve pantolonla oturulan ama gündüzleri hala şortla ve tişörtle gezilebilen, denize tam öğle vakti girilen, sonbahar sebzelerinin ve meyvelerinin bodrum pazarlarını doldurduğu, konacık'taki kısmet lokantası'nın artık tenhalaşmış açık terasında öğle yemeği yemenin keyfinin arttığı, bodrum'un daracık ve esrarengiz sokaklarında kaybolmanın verdiği esriklik halinin tavan yaptığı, uzun öğleden sonra siestalarının, bol kahkahalı beş çaylarının, komşuluğun, muhabbetin, sereserpe dostlukların mevsimi..
  • bu günlerde yaşanıyor.. ne mutlu ki..

    eylül ayında bodrum'da bir gün gelir, yaz biter gibi olur. hava soğur, yağmur yağar, bazen sel basar bu yıl olduğu gibi. ya da geçen yıl olduğu gibi hava inanılmaz soğur, kalorifer yakılır evlerde.

    sonra bunlar geçer, benzersiz bir mikroklima başlar, sarı yaz deriz biz adına. yerli turistlerin çoğu kaçıp gitmiştir büyük şehirlerine. bodrum, yerlilerine ve aklı gayet başında bir avuç yabancı ve yerli turiste kalmıştır. yazın iki milyonu bulabilen nüfus bir anda iki yüz bine düşmüştür. hava yeniden ısınmış ama hep 24-28 derece arasındadır. gündüz tişörtle gezilir, gece de esmiyorsa aynı. esiyorsa ya da açık havada oturulacaksa hafif bir ceket ya da trençkot yeter. limonata gibi denilen hava budur işte. güneşli, esintisiz ama sıcak ve bunaltıcı değil, masmavi hava. geceleri kıpırtısız, huzurlu bir sakinlik..

    durduk yere mutlu eder insanı. pazarlar tenha, lokantalar tenha, sokaklar ve ''lavirentos'' tenha, ama ruhlar dolu, dopdolu. coşkulu, tutkulu, meraklı, ama dedim ya, geceler gibi sakin..

    eve dönmek istemedim bugün. gezdim durdum, saatlerce deniz kenarında oturdum. akşam olsun istemedim. çok güzel ama çok güzel bir gündü. tek müsebbibi değil ama, sarı yaz da şahit.

    bütün bir yıl bu mevsimi özlüyorum ben, bu onbeş günü. benzersiz bodrum'un benzersiz mevsimini..
  • sabah erkenden kalkınca bir bakarsınız ki, gökyüzü pembe, deniz pembe, dağın yamacı bile pembe.

    sonra güneş yükselince, gökyüzü beyaz küçük bulutlarla bezeli uçuk mavi, deniz de ondan bir ton daha koyu mavi.

    arşipel yaz güneşi altında gibi mavi mavi yanmaz ama, douceur de vivre her yerden fışkırır sarı yaz boyu.
  • bir iki günlüğüne de olsa, bu kez ankara'ya, bodrum'dan önce geldi.

    hoş geldi.
  • bu yıl tam 40 gün sürdü ve bugün yerini sonbahara bıraktı.

    kot şort ve beyaz tişört üstüne önü açık kısa kollu koyu mavi gömlek mevsimi bitti, pantolon ve trençkot mevsimi başladı. bir ay kadar böyle hatta bazı günler yağmur çizmelerimizle gezeriz, akabinde polyester montumuzu giymeye, fularımızı boynumuza dolamaya başlarız.

    hoşgeldin sonbahar!
  • çal beni çal gecem günüm karışalım
    çağırıp kadehlere baharı
    al senin olsun en sarı yazlarım
    sarılıp da bir daha ayrılmamalı

    ahu - mabel matiz

    https://www.youtube.com/watch?v=dcb4cfislku