şükela:  tümü | bugün soru sor
  • matthew bellamy nin sarki aralarinda nefes sesi cok guclu bir sekilde duyulur. ve hatta ilk defa muse dinleyen bir insanin genellikle ilk tepkisi "hahaha bu adam bogulacak birazdan, hik diye gider bu sahnede hahah" olur, kizdirir insani.

    olsun, matt o guzel sesini bizden esirgemedigi surece istedigi gibi astim krizi nefesleri alabilir, kabulumdur.
  • şarkı aralarında reverse cymbal efekti yapan tori amosu da saymadan geçmemeli.
  • `sarki aralarinda duyulan parmaklarin gitar telleri uzerinde gezinme sesi` kadar hos degildir.
  • eğer canlı kayıt yapılmamışsa stüdyoda vokal kaydının içinden bir bir ayıklanabilmesi mümkün olan seslerdir. bir ihtimal kaydın dinleyici tarafından daha doğal algılanması amacıyla dokunulmamaktadırlar.
    herhangi bir efekt ya da işlem uygulanmasını gerektirmeyen basit bir işlem olduğu için, bu seslerin temizlenmesi özünde vokalin doğallına halel getirmemektedir.
  • jethro tull'ın flüt soloları sırasında da bolca duyulan seslerdir bunlar.. gerçi herhangi bir flüt solosunda da duyulur heralde çaresiz..
  • black rose immortalın "eyes attach to your mute portrait..." kısmında mikaelin her dizeden önce aldığı ve rahatça duyulabilen nefesler de bir örneğidir bu fenomenin.... ayrıca şarkı aralarındaki öksürük sesleri için, (bkz: the moor) 10:18. dakika....
  • don't cry'da bilerek ve isteyerek en iç parçalayıcı nefeslerden biri alınmıştır hiç şüphesiz.

    "give me a whisper / give me a sigh" dedikten sonra öyle bir iç çeker ki axl, kalp bir saniyeliğine de olsa parçalara ayrılıp tekrar bir araya gelir sonrasında. "give me kiss before you tell me goodbye" derken eskisi gibi değildir hiçbir şey.
  • kasti olarak yapılanları da mevcuttur.

    (bkz: aenema)
  • björk hanımefendi bir yandan parçalarken sizi sesiyle, bir yandan nefes çekişleri ile hayata bağlar gerisingeri, ve dahi diyebilirim ki onlarsız vokali düşünülemez.