şükela:  tümü | bugün
  • binnur kaya ve aylin aslım'ın başrollerinde olduğu film imiş.
  • çekimleri büyükada'da yapılmıştır.
  • jin'i seyrettikten sonra daha da merak ettiğim her filmi ilgiye değer reha erdem'in gösterimi daha belli olmayan son filmi.
  • vizyona 2014'te girecekmiş maalesef..
  • kendi kendine söylüyorsa kesin mutlu olan kadındır.
    şarkı söylemeyi kesmişse o kadının keyfinin kaçık olduğunu anlayabilirsiniz.

    şarkı büyük bir gösterge yani.
  • muhtemel bir deprem tehlikesi yüzünden boşaltılması gereken bir adada, bu karara uymak yerine kalmayı seçen bir grup insanın hikâyesinin aktarıldığı filmin kadrosunda binnur kaya, deniz hasgüler, aylin aslım var. filmin temposunun yüksek olacağı, renkli ve enerjik bir yapıda olacağı söyleniyor. reha erdem ne çekse izleriz diyenlerin dikkatine..
  • 5 - 15 eylül tarihleri arasında gerçekleşecek olan toronto film festivali'nde gösterilecekmiş.
  • dünya prömiyeri toronto film festivali'nde yapılan reha erdem filmi.

    fragmanı için: https://www.youtube.com/watch?v=pkyein7ko70
  • tam adı şarkı söyleyen kadınlar ya da adem'in yakarışı olan film. kosmos'la birlikte direksiyonu kırdığı istikamette devam ediyor reha erdem. kosmos'a ve jin'e göre izleyiciyi daha çok zorlayan, izleyiciyle arasına daha çok mesafe koyan bir film olmuş bu. filmi izleyenler için bir iki not.

    --- spoiler ---

    bir önceki filmin ormanda gezen kırmızı başlıklı kızı jin, bu filmde kırmızı peleriniyle ormanda gezen esma (binnur kaya) olmuş. çok sevdim ben kırmızı başlıklı kızı. metafor jin'de de, bu filmde de reha erdem'in yarattığı karakterle çok örtüşen bir figür. tüm iyi niyetiyle yola düşen, ormanda(dünyada) hiç kötülük olmadığına inanan ve ormanda karşısına çıkan kurtla sohbet eden (hayvanlarla konuşabilen), kötü kalpli kurt'u bile babaanne'si sanacak kadar naif ve saf. neyse işte burada bu rol binnur kaya'ya düşmüş.

    öbür taraftan filmi jin'den ziyade, kosmos'la birlikte değerlendirmek lazım. kosmos, bu sefer bir kadın karakter olarak çıkıyor karşımıza. zamandan ve mekandan kopuk, meczup bir derviş. dış ses, aforizmalar savurmasa da karakterin zamanla-mekanla-metafizikle-dinle-tasavvufla ilişkisi yeterince ortada zaten, sultan süleymanın sesinden aforizma dinlemek seyirci olarak yeterince uzağına düştüğüm filme hepten yabancılaştırdı beni.

    bak yabancılaştırma dedim, çok afilli durdu şurdan yardırayım. sanki film izlemedik de, brechtyen bir tiyatro izledik. ana karakter zaten kopuk, ona eyvallah da, reha erdem'in bilinçli olarak yönettiği bir "oynayamama" hali var bütün oyuncularda. "gerçek değilim ben, surete değil manaya bak" diye bağırıyor film. dışarıda tutuyor seni, böyle bir plastiklik hali. saçma durumlara düşen karakterler ve verdikleri absürd tepkiler, anlamsız diyaloglar ve abartılı oyunculuk. (ne diyorduk buna, grotesk oyunculuk mu?)

    bir de tasavvufta don değiştirme* muhabbeti vardır, suret değiştirme. erenler, don değiştirir ,geyik olur dağlarda gezer, kuş olur göklerde uçarmış. işte filmin bir hikmeti de budur zannımca.

    ademlere ise sözümüz net, "ey ademler çok zavallısınız ve yalnızlaştıkça sefilleşiyorsunuz."

    filmde kayıp oğlunun fotoğrafıyla bir köşede oturan bir de anne var ki, izleyeni varlığıyla rahatsız ediyor. neyse ki türk polisi filmin sonuna doğru kadını yakapaça götürüyor da, izleyici bu rahatsız edici karakterin durup durup kadraja girmesinden kurtuluyor. rivayet o ki kadın, cumartesi günleri galatasaray lisesi önünde oturuyormuş, yolu düşen olursa haftasonu bir baksın da orada mı değil mi bir haber etsin sevabına.

    bir de yaklaşan felaketin habercisi olan hastalıklı atlar görüyoruz bolcana, çok alakası yok ama kimbilir belki de vardır, bir bakın derim şu başlığa:

    (bkz: büyükada'daki fayton atları)

    lafı sözü çok bu filmin, bitmez burada. dizimde yok dermanım, söyletmen beni, şuradan entarinin sonunu bağlayalım;

    reha erdem için konuşursak, (a ay'ı dışarıda tutarak) ilk filmleri masumdu ama dördüncü filminden sonra işin rengi değişti. marjinal detaylar filmlerini provoke etmeye başladı ve bugün gelinen noktada epey marjinal bir film var ortada. bağımsızları severiz elbet, özgür olsun bütün filmler ama aklım yetmiyor her vakit anlamaya. benim gibi fakirler için bir iki açık kapı bıraksaymış sevinirdik halimizce.

    --- spoiler ---
  • toronto film festivalinde gosterimi gerceklesmis merakla beklenen reha erdem filmidir.