şükela:  tümü | bugün
  • zamanina gore zorlugu degisen eylem. soyle ki bazen agziniza kadar dolmusken pitir pitir en azindan kendinize anlamli seyler yazabiliyorken, normal durumlarinizda "heyte heyte hobarey bik bik bik"ten oteye gecememeniz olasidir. bu sirf sevgi nefret konusunda degil, her konuda gecerlidir, bir sey hakkinda soz yazmak icin zannimca onun uyandirdigi hislerle dolu olmak gereklidir. sonuc itibariyle siir yazmaya cok benzer ama bir takim farklar tasir(melodik olsun diye calisilabilir, arka vokale ayri sozler yazilabilir, hatta beter bir sey olmakla birlikte bir muzige uysun diye cabalanabilir), ama onun gibi yapay oldugunda bir araya gelmis kelimelerin notalarin arasina serpistirilmesinden ote bir anlam tasimaz. tasiyanlar icin bakiniz: anders friden, in flames.
  • (bkz: ilham perisi)
  • gunun her hangi bir saatinde ilham geldi hissiyle insanin icine kendine sakladigi sozleri siirsel bir dille "belki bir gun biri calar soyler" diye diye sayfalar dolusu buldugu kelimeleri anlamli hale getirme cabasi.
  • yapılması zor bi olay.sarki sozunu yazabilmek icin ilham perisinin gelmesi beklenir.ilham perisi geldikten sonra kelimeler kagıda kolayca dokulur zannedilir ama hiç bir zaman öyle olmaz.o kelimeleri uygun bir düzende yazmak gerekir ki burda karşımıza iki yol çıkar.birincisi şarkı sözünü yazarken besteyi de aynı anda yapmaktır.diğeri ise mevcut bir beste üzerine söz oturtmaktır.şarkı sözünü yazarken besteyi de aynı anda yapmak (en azından bestenin kaba hatlarını çıkarmak) beste kabiliyeti gerektirir zira basit üç akorlu şarkılar yapmak yazan kişiyi tatmin etmez.hazır bir bestenin üzerine şarkı sözü yazmak da ayrı bir derttir zira yazdıgınız sözlerin bir şekilde vurgularını ve hecelerini ayarlamanız gerekir.bestesini yaptıgınız bir şarkının sözlerini yazmak o şarkıya his katabilmek için de önemli bir noktadır.ingilizce söz yazmak ayrı bir kabiliyet gerektirir.bu sefer de (ne kadar ingilizce bilirseniz bilin) kullanacagınız kelimeleri sözlükten kontrol edersiniz.ayrıca şarkı sözü yazmakla şiir yazmak farklı şeylerdir.birbirine karıştırılmamalıdır.
  • şarkı sözü olduğuna inandığın şeylerin yazılmasından sonra, hatta bestelenip kaydedilmesinden sonra aslında bunların şarkı sözü olmadığın anlaşılması, "gerçek bir şarkı nasıl çıkar" sorusunun cevabı gelene kadar oyalanmak adına yapılan eylem.
  • ımm.. sanat seviciliğime ve romantikliğime halel gelsin istemem, ama kimse karşınıza geçip yılışık, yavşak, vıcık vıcık bir insan olduğunuzu yüzünüze söyleyemiyor diye, her kadın arkadaşınıza, asıldığınıza bundan yaptığınızı iddia ederek gelmemek gerek.. yani en azından bayat bir numara olduğunu kabul edin; zamanında karalanmış belli ki sizce anlamlı sözcüklerli tıngırtıları sana yazdım falan diye söylememek, ya da yeri gelince kazı çevirebileceğiniz şekilde cümlelerle ima etmeye bile kalkışmamak gerek.. karşınızdaki azıcık doğru soruları sormayı bilen, ve böyle ucuz numaraları yemeyen bir kadınsa haddinizi bildirebilir, yazık olabilir size.. ahaha yeterince sinirlenirse götünüzü bile kesebilir.. ve ayrıca ıyk..

    böyle bununla sizi tavlamaya çalışan tipler yerine, her tür samimi gerizekalılığı tercih ederim ben..
  • çok kastığım ama bir türlü 16 bara yetişemediğim uğraşı.
    yazıyorum, bi hafta sonra "bu mu lan, o kadar hoşuna gitmişti hani, bu mu yani ?" diyorum. taslaklardan siliyorum.

    şimdiye kadar birebir olarak
    oğuz solmaz,*
    berk bayındır,*
    barış çetin* e sorabildim. dedikleri (özetle):
    beati açıyorum, üstüne yazıyorum, beğendiğim sözleri not alıyorum.
  • yoktan var etmek degil de var olan sarki sozlerini kisiye ve duruma gore uyarlamak konusunda buyuk yetenegim varmis. az once bir is arkadasim is goremez hale geldi. gulme krizi, makyaj akmasi ve gozyasi sebebiyle. tikanip olecek diye korkmadim degil. hancer sarkisini bi uyarladim ki akillara zarar oldu. her sekilde yazarim yani.
  • (bkz: serdar ortaç)