şükela:  tümü | bugün
  • daha çok amerika ve avrupa'da rastlanan bir hastalık. herhangi bir organı etkileyebilir fakat en yaygın olarak akciğer üstündeki lenf nodlarında şişme olarak kendini belli eder. %50 durumda kendi kendine geçer ve genelde iyi seyirlidir. türkiye'de 10,000 de bir rastlanır. nadiren kalp ve beyini etkilediğinde daha tehkikeli olabilir. bulaşıcı değildir
  • saptanan vakaların neredeyse tamamında, hastalık, akciğer üzerindeki lenf düğümlerinde ortaya çıktığından ve akciğer grafisinde verem benzeri bir goruntu verip akciğer hücrelerine yayıldığı durumlarda verem semptomları gösterdiğinden gelişmiş teşhis yöntemlerinin olmadığı yıllarda nadir görülen bu hastalık sıkça görülen lenf tuberkülozu (ve bazen de lenfoma) ile karıştırılmıştır. bu yüzden, verem tedavisi ile karşılık verilmiş ancak tedavi işe yaramadığı gibi semptomların da ağırlaşmasına yol açmıştır.

    günümüzde, torax tomografi gibi görüntüleme sistemlerinin bulunması ve bronkoskopi ve mediastonoskopi gibi biyopsi yöntemlerinin geliştirilmesi ile artık tanısı kolayca konabilen bir hastalıktır. tanısı rahatlıkça konabilse de halen nedeni ve tedavisi bilinmemektedir. ancak bu, korkulacak bir durum değildir. zira bu hastalıktan ölen her hangi biri yoktur. çoğu durumda habersizce gelir ve bizi rahatsız etmeden bizle yaşar. hatta bir bir cerrahın dediği gibi "kıçımızdaki benin ne kadar farkında isek bu hastalığın da o kadar farkında oluruz". sarkoidosis hastalığının yarattığı sorunlar yüzünden doktora başvuranların sayısı azdır. ya genel sağlık kontrolü sırasında, ya iş başvuruları için gereken sağlık raporunu almak için gidilen verem savaş dispanserinde yada göğüs bölgesini ilgilendiren bir kaza sonrasında çekilen akciğer grafisinde böyle bir hastalığa sahip olunduğu ortaya çıkar. habersizce geldiği gibi habersizce de gidebilir. hatta şöyle bir hikaye anlatılır: cerrahpaşa tıp fakultesindesarkoidosis olduğu sanılan bir hastanın hastalığından emin olmak için birkaç hafta sonrasına bronkoskopi randevusu verilir. hastanın bronkoskopisinden sonra anlaşılır ki hastalık kaybolmuştur.
    sarkoidosis, vakaların nerdeyse tamamında, akciğer civarındaki lenf düğümlerinde görünse de ve akciğeri etkilese de nadir olmakla beraber göz, deri gibi diğer organları da etkisi altına alacak şekilde konuçlanabilir.

    hastalık, vücudun savunmasından sorumlu lenf düğümünde, sanki vücutta bir hastalık varmış gibi aşırı çalışma meydana getirir; vücutta çizdiği bu tablodan ötürü literatürde "autoimmune disease" başlığı altında yer alır. aşırı çalışma sonucunda dengesini yitiren lenf sistemi vücutta ağrı, ateş, halsizlik, şişlik gibi çeşitli sıkıntılar doğurur. ilerleyen durumlarda, şişen lenf düğümlerinin civarındaki dokularda ve organlarda çeşitli sorunlar ortaya çıkar. örneğin sıkça görüldüğü yer olan akciğer civarındaki lenf bezlerinden akciğeri etkileyen hastalık, akciğer hücrelerinde esneklik kaybına ve bunun sonucu olarak ilerleyebilen nefes darlıklarına ve kuru öksürüğe yol açabilir. eğer durum bu raddeye gelmişse, doktor kontrolünde kortizon kullanımına geçilerek semptomların bertaraf edilmesi yoluna gidilir. kortizon kullanımı bu hastalığın tedavisi değildir; alerjilerdeki kullanımı gibi hastalıkla oluşan sıkıntının giderilmesine yöneliktir.

    akciğer grafisinde sarkoidosis şüphesi duyulan bir hastaya ilk önce toraks bt incelemesi yapılarak ilgili bölgeye dair daha fazla ayrıntı elde edilir. peşi sıra sedimantasyon tahlili yapılarak şüphelenilen diğer hastalık lenfomanın olasılığı araştırılır. kesin emin olabilmek için bronkoskopi yapılarak bölge incelenir ve şüphelenilen bölgeden sıvı verip sıvı emerek sitolojik inceleme için örnek alınır. sonuçlar tanıyı koymada büyük oranda etkili olur. ancak tuberkülozolasılığı için yalnız verem savaş dispanserlerinde ve üniversite hastanelerinde yapılan ppd testi yapılır. bazı durumlarda, bu test, birbiriyle çok benzeşen sarkoidosis ve tuberküloz hastaları için aynı sonucu verir. bu durumda kesin teşhis için son olarak mediastonoskopi yöntemi ile alınan parçalara patolojik inceleme yapılır. kesin teşhisten sonra solunum fonksiyon testi ile akciğer başarımı saptanır. testin sonuçlarına ve doktorun takdirine göre kortizon kullanımına geçilebilir.
    http://www.haberx.com/…doz-gizemli-bir-hastalik.htm
  • dünyada büyük bir yüzde ile, sigara kullanmayan insanlarda görülen akciğer hastalığı..
  • etiolojisi bilinmeyen,pek semptom vermeyen,nadir gorulen bu hastalik korkutucu gorunse de, hastalarin yuzde 80i kendiliginden iyilesir. fazlaca panik yapmaya gerek yoktur. tedavisi steroid olup, steroide cevapsiz bunyelerde ciddi sorun teskil etmektedir.
  • kadınlarda daha sık rastlanan kronik bir hastalıktır.hiler* bilateral lenfadenopati en sık bulgusudur.akciğer parankim tutulumu ve buna bağlı interstisyel akciğer hastalığı görülebilir.sadece hiler lenfadenopati olan olgularda prognoz iyidir.sadece akciğer parankim tutulumu olan olgularda ise intersistiyel fibrozis tablosu oluşacağı için prognozu kötüdür.genellikle steroid tedavisine iyi yanıt verir.
    ayrıca sarkoid tutulumu olan hastalarda d vitamini sentezi ve ace miktarı artmıştır;deri ve göz bulguları da gözlenebilir.

    tükrük bezindeki sarkoid tutulumına bağlı olarak oluşan mikulicz sendromu için;
    (bkz: mikulicz sendromu)
  • house m.d.'de hemen hemen her bölümde adı geçen hastalıklardan biridir.

    diğeri için:

    (bkz: lupus)
  • genlerimde mevcut olan bozuklugun tiptaki adi. ortaya cikis sureci boyunca bir cok hastalikla karistirilir, teshisi uzun surer, sikinti verir.

    daha once adindan bile haberimin olmadigi bir hastalikti bu. mezun olup ise girdigim hafta ayak bileklerim sisti, yeni tempo biraz fazla ayakta kalma vs deyip ilac kullandim, 2-3 hafta icinde sislikler indi. bu surecte ilgili bazi doktorlarin aklina romatoid artrit gelmisti.

    uzun sure gecmeden bir sabah yine ise gitmek icin uyandigimda her iki yanagimda ve kulak altimda kabakulak benzeri devasa sislikler mevcuttu, ama ben kucukken kabakulak gecirmistim zaten. ananski modunda kulak burun bogazciya gittigimde parotit deyip antibiyotik verdi saldi beni, ama bilateral, yani her iki tarafta da ayni anda enfeksiyon cikma ihtimalinin cok ama cok dusuk oldugunu dusunmeden. 11 gun kullandim o agir antibiyotigi, bu surede 4-5 kere ayni doktora gorundum, boyun ultrasonuna girdim ciktim, radyolog bile ultrasonda enfeksiyon gordugunden emindi, sonradan bir gram bile enfeksiyon olmadigi anlasilmasina ragmen.

    siki bir house md takipcisi olan abimin tavsiyesi uzerine sarkoidoz diye bir hastalik hakkinda arastirmaya basladim, arastirdikca ortaya daha ilginc seyler cikiyordu. mesela, bundan 20 kusur sene once annemin sarkoidoz teshisiyle kortikosteroid tedavisi gordugu gibi. ya da annemin anne tarafinda, sonradan bu hastaliktan kaynaklandigi dusunulen, cesitli organlardaki tutulumlar sebebiyle gelen erken olumler vs oldugu gibi.

    ben yine ananski modunda hastaneye kosturup, bu sefer bir romatologa gorundum ve butun sureci anlattim. kan testleri, idrar testleri, akciger grafileri, bt toraks, agiz ve goz kurulugu testleri vb sarkoidoz teshisi icin yeterli olmustu. sirasiyla ayak bileklerimdeki, tukuruk ve gozyasi bezlerimdeki tutulumlar acik ve netti. ama maalesef asil sorun gorunmeyen bir yerde, akcigerimdeydi, ve en kotu tutulum da oradaydi zira sadece bronslarin cevresi degil, akcigerin parankimi yani kendi dokusu da lenf nodlari tarafindan sarilmisti. derinlemesine bt toraks sonuclari, akciger grafisindeki sonuclardan cok daha kotuydu. doktorun tavsiyesiyle vakit gecirilmeden kortikosteroid tedavisine baslandi ve bu arada baska organlarda tutulum olup olmadigi arastirildi. beyin mri ile beyinde, tum batin ultrason ile karaciger, mide, bobrekler, mesane, prostat, testisler vs arastirildi, ve simdilik buralarda herhangi bir sey cikmadi cok sukur.

    su an kortikosteroid tedavisinin 2. haftasindayim, doktor arkadaslarin dedigine gore dozaji agir bir tedaviymis. ama 3 haftada tek bir milimetre inmeyen kulak altlarimin tedavinin ilk gununde inmis olmasi, her ne kadar hala tukuruk ve gozyasi yoklugu ceksem bile umut verici. bunun yaninda, tamamen kader ya da tesaduf diyebilecegimiz bir sekilde, 8-9 senedir gunde bir paket icmekte oldugum sigarayi, 2 ay once nedensiz ve amacsizca birakmis olmam da benim icin buyuk bir avantaj simdi. zira akcigerimin bu felc olmus durumuna ragmen sadece egilip kalktigimda ya da merdiven cikip indigimde nefes zorlugu cekmem ehveni ser bir durum, cunku doktorun dedigine gore, eger akcigerim bu hale gelmeden once sigarayi birakmis olmasaymisim, su an yogun bakimda olmam cok buyuk bir ihtimalmismis.

    oyle iste sozluk, genlerinde bu hastaligi barindiran ve hayati boyunca barindiracak, hatta belki yeni nesillere aktaracak olan birinin hikayesi bu. hastalik konusunda yardim ya da bilgi isteyen beri gelsin.
  • teşhisi tedavisinden çok daha uzun süren bir hastalıktır. semptomları genellikle romatizma, tüberküloz, romatoid artrit gibi hastalıklara benzediğinden gereksiz, yanlış ilaç kullanımına da sebep olur. kan ve idrar testleri, akciğer grafisi ve sabır gerekir.
    sağlıklı beslenen, spor yapan, sigara bile içmeyen insanlarda da özellikle kadınlarda görülüyor. tedaviye başlanıp beklemekle geçebilen bir hastalıktır. türkiye'de yine de az rastlanır. uzun süren teşhis sürecini aksatmamak gerekir. tedavisi daha kısa çünkü. sağlıklı günler...
  • öncelikle (bkz: #19296249).

    tedavisinin 2. senesinde yaklaşık %90 ihtimalle remisyona giren hastalıktır. 15 aylık kortikosteroid ve ek olarak 10 aylık immunosupresif ilaç kullanımıyla bütün semptomlarından kurtulduğum hastalık aynı zamanda. bir tek akciğerde üç beş milimetrelik sekel kaldı ama 5 santimetrelik buzlu cam görünümüm yok en azından. şimdi hızlıca bırakmayayım diye temkinli davranıp eser miktarda ilaç kullanıyorum.

    bu arada hastalıktan çok tedavisinden zarar gördüm diyebilirim. zira bahsi geçen toplamda 15 aylık ilaç tedavisinden bana yadigar kalan her iki dizimde 4 adet meniskus yırtığı (2. ve 3. seviye), sol dizimde kıkırdak yırtılması (3. seviye, eklem faresinden bi seviye öncesi) ve romatizmal şişlikler kaldı. spor yapmayan, dizlerini zorlamayan ve herhangi bir acı, travma vs hatırlamayan biri olarak ben ve doktorum bu fiziksel yırtılmalara anlam veremedik ama ilaçların mevcut dokuları zayıflatması ihtimali üzerinde duruyoruz.
  • tbc'nin aksine kazeifikasyon nekrozu bulunmaz. hiperkalsemi ve hiperkalsiüri görülür.