şükela:  tümü | bugün
  • bazı velilerin manevi sarhoşluk halinde zahir ilme ters düşen sözler sarf etmesine denir.
    bu durumda söylenen sözler ile amel edilmez. onlar bu durumda mazur kabul edilirler. cezbe ve manevi sarhoşluk içindeki veliler irşad yapamazlar.
  • dilin söylemekten kaçındığı, kulağın dinlemekten hoşlanmadığı dıştan bakıldığında akla ve şeriata muhalif gibi görünen sözlerdir.

    kurbiyyet makamında bulunan sufinin allah'a nazıdır.
  • şatahât veya şathiyyât. aşırı feyz ve tecellî gelen velîlerden şeriata aykırı görünen sözler zuhûr eder. görünüşte bu sözlerin hiçbir anlamı yokmuş gibi durur ancak o sözler sûfinin ulaştığı farklı varlık alanı açısından ele alındığı zaman, anlaşılmazlık durumu ortadan kalkar. bu tür sözler sûfinin bilinçli halinde değil, bilakis onlara egemen bir halin sonucunda söylenmiş sözlerdir. hallâc-ı mansûr'un "ene'l-hakk" sözü buna örnektir.

    ayrıca türk edebiyatında da şathiye türünde eserler mevcuttur.
  • şatahat; kendinden geçme durumunda bilinçdışı olarak söylenilen sözlerdir. örneğin; hallac-ı mansur'un "ben hakk'ım" demesidir.
  • kabına sığamama, taşma.