şükela:  tümü | bugün
  • ortodoks hindu inanisinin en aci rituellerinden biri..

    gorunus itibariyle nedeni kocasi olen kadinin namusunu korumak uzere kendisini de kocasinin yakilma toreninde kendini de atese atmasi ve yanarak olmesi olarak bilinir.

    bununla birlikte temelde yatan baska bir yaklasim da, fakir hint toplumunda dul kadina kimsenin bakmak istememesi oldugu da one surulmustur..
  • hintli daksha'nin karisi sati'nin kocasi oldukten sonra kendini yakarak intihar etmesinden almis adini. unlu hint destani
    ramayana'da sati "masumlugunu (purity) kanitlamak icin ateste yurudu" diye gecer. bu inanilmaz intihar yontemi ozellikle hindistan'in rajasthan bolgesinde cok defa hatta bazen toplu bir sekilde (savas sonrasi kocasini kaybeden kadinlar tarafindan) gerceklestirilmis.

    1829'da devlet tarafindan yasaklanmis, ancak bu yasak etkili olmadigi icin 1956'da tekrar yasaklanmis. en son 1987'de yine yasaklanmis. bu intiharlari gerceklestiren kadinlar, olume gitmeden once, daha sonra kutsal sayilacak bir kapiya veya duvara ellerinin izlerini birakmislar. bunun en tug urpertiren ornegi jodhpur mehrangarh fort'daki bir kapida. asagidaki sayfada resmi var.

    http://www.bootsnall.com/…h-fort-jodhpur-india.html
  • hindistanda kocası ölen kadınların, erdemlilik gerekçesiyle, intihara zorlanması geleneği. kadının tek yaşam amacı kocası ve ona hizmet etmek olduğundan, kocasının ölmesiyle kendisinin de yaşamasının bir manası yoktur artık.

    bir başka intihara zorlama örneği için,
    (bkz: seppuku)

    ayrıca,
    (bkz: töre cinayetleri)
  • ingilizlerin yasaklamasına ve hindistan hükümetinin ağır cezalarına rağmen başta madya pradeş ve racastan eyaletlerinde olmak üzere halen devam eden tüyler ürpertici hindu geleneği. bazı hindu uzmanlar tarafından 'ritüel intihar' olarak değerlendirilerek meşrulaştırılmaya çalışılan bu insanlık dışı uygulama, oy toplama gayretiyle milletvekillerinden bile destek görmektedir.
  • yaklaşık yedi yüz yıllık gelenek. ritüel intiharı diye tanımlamaktan hoşlananlar da var. bunlar ilginç şekilde, muhafazakar siyasetçi değil, kültürel farklılıklara saygı duyuyormuş gibi yapan kimi entelektüeller. ritüel intiharı diyerek, bu vahşete nasıl bir meşruiyet kazandırdıklarının farkındadırlar herhalde.

    bugün bir çok kadın, kocası öldüğü anda gereksiz bir yük olarak görülüyor ve sokağa atılıyor. ya dilencilik yapacak ya da fuhuş. tüm akrabaları tarafından da dışlanacak. toplumun ona tanıdığı tek bir onurlu yol var, o da sati geleneğine uyarak kocasıyla beraber kül olması. böylece hem yedi sülalesinin günahlarını temizliyor hem de dünyaya bir dahaki gelişinde erkek olmaya hak kazanıyor. inanışın temelinde, kocanın ölümünün karısının günahları yüzünden olduğu gibi bir düşünce de var.

    ingilizler 1827'de yasaklamış, daha sonra hindistan hükümeti sati'ye katılanlara, orada olup da engel olmayanlara çok ağır cezalar getirmiş ama yasaların pratikte uygulandığına kimse inanmıyor. kadınlar canlarını kurtarmak için yasalardan medet umuyor ama sonunda olan uyuşturucu verilmiş dulların oğullarının ve erkek kardeşlerinin kucağında kocasının cesedinin bulunduğu odunların üzerine taşınması, sonra da bunun kayıtlara tamamen kendi iradesiyle gerçekleştirdiği bir intihar vakası olarak geçmesi.
  • (bkz: suttee)
  • hindistan'da kocası ölen kadınların kendini kocasıyla birlikte cenaze ateşinde yakmasına verilen isim. sanskrit kökenli bir kelime olup "erdemli kadın, iyi, adanmış ve doğru olan" anlamına gelmektedir. gelenek yaklaşık olarak m.ö 300 yıllarına dayanıyor. bu geleneğin ilk olarak savaş sonrası ölen bir kralın iki karısından genç ve çocuksuz olanının kralla birlikte kendini yakmasına dayandığı söylenir. bu geleneğe göre kocası ölen kadına bu kararı alması için bir gün süre verilir ve sonrasında kocasıyla birlikte kendini ateşe atması bekleniyor.

    hindistan'da kadın zaten bir hiç ama kocası ölen bir kadın olmak ölmekten beter bir şey olsa gerek. kadının kocası ölmüşse yetişkin oğlu varsa onun himayesine girer, oğlu yoksa kocasının yakın akrabasının yanında yaşar. dul bir kadının mutlu görünmesi kesinlikle hoş karşılanmıyor. sadece günde bir kez ölmeyecek kadar yemek verilir, kafası kazıtılır, takı ve ziynet eşyaları varsa el koyulur ve yatak olarak sert bir hasır verilir. kadın o saatten sonra artık nerede kalıyorsa kendini oraya adamak ve onlara saygı göstermek zorunda. filmlerde gördüğümüz köleler var ya, onlar gibi. hatta daha kötüsü belki de. kocası ölmüş bir kadının bulunduğu kast farketmeksizin tekrar evlenemeyeceğini söylememe gerek yok sanırım?

    bununla da bitmiyor tabi. yas dönemindeki bir kadının kötü şans getirdiğine ve uğursuz olduğuna da inanılıyor. yas tutma süresi ise tam 1 yıl. bu süre zarfında ölmeyecek kadar yemek veriliyor, daha önce dul kalmış bir kadının kıyafetini de üstünde bir yıl boyunca taşıyor. kadının dul kalması da yine kadının suçu! hindu inancına göre kocasının ölme sebebi kadının önceki hayatında işlediği günahlar! kadın eğer kendini yakmazsa bir sonraki hayatında da kadın olmaktan kurtulamıyor. resmen kısır döngü. erkek olmak terfi gibi birşey bu sistemde!

    bu geleneği engellemeye yönelik ilk hareketler hindistan'ı işgal eden türklerle oluyor*. islam inancına ters düştüğü gerekçesiyle sert bir şekilde karşı çıkılıyor. o dönem bu yasağa uymayan hindular sert bir şekilde cezalandırılıyor. ingiliz yönetimi altında olduğu yıllar boyunca da ingilizler tarafından bu gelenek yasaklanmıştır. her ne kadar kanun önünde yasaklansa da tıpkı ülkemizde çocuk yaşta kızların evlendirilmesi yasak olmasına rağmen bu nasıl devam ediyorsa hindistanda da bu gelenek halen devam etmektedir. eşiyle birlikte yanmak istemeyen kadınlar da ya uyuşturucu verilip ikna ediliyor ya da oğulları tarafından tutulup canlı canlı ateşe atılıyor. gününüzde çok yaygın olmasa da bu uygulamalar halen var.

    sati geleneği hindistandaki en canice şeylerden biri olmasına rağmen bununla sınırlı değil tabi. mesela kadınların kutsal metinlere dokunması da yasak. drahoma yüzünden karısını öldürüp yeni biriyle evlenip tekrar drahoma alan erkekler var. bu tür adetler yüzünden kimse kız çocuğu sahibi olmak istemiyor. bundan dolayı kürtaj ve çocuk cinayetlerinin de en fazla olduğu ülke yine hindistan. kız çocuklarına uygulanan kürtajdan dolayı ülkede dengeli bir nüfus dağılımı da yok. bu kadar pisliğin bir arada olduğu bir ülke çok nadirdir. eğer dünya cehennem ise bir kadın için cehennemin en alt katı bence hindistan olmalı. reenkarnasyon da varsa bir ruhun geldiği ilk durak, en alt kademe, en berbat yer bu ülke olmalı.
  • bagnaz bir hindu gelenegi. dul kalan kadinlar, kocalarinin cesediyle birlikte kendini yakarak gunahlarinin affedilecegi (kocasinin olumunden sorumlularmis gibi), kocasinin ailesinin namusunun kirlenme riskinin azalacagi ve lanetli-izole bir yasam surmektense gelecekte yeniden kocasiyla birlikte dogacaklarina inaniyorlarmis. toren ile olen kadinlar daha sonra kahraman ve tanrica gibi saygi gorur, oldukleri yer de turbe yapilirmis, toplum da bu gelenegi bu sekilde yucelttiginden kadinlar da kendilerini koru korune ya da baskiyla kurban ediyormus ve tabi bu gelenek dul kalan erkekler icin gecerli degil imis.