şükela:  tümü | bugün
  • turkcesi "ciftci arepo sabani guclukle tutar" olan, latince bir palindrome. bir yoruma gore ciftci, yani tohum atan adam, tanriyi simgeler. "opera" sozcugu de yapit(lar) demek. tutma anlamina gelen "tenet" de koruma olarak alinirsa, tanri kendi yapitini (yani yarattiklarini) tutar (korur, sakinir) gibi bir anlam ortaya cikabilir.
    (bkz: sozlukte latince kasmak)
  • (okuyunuz: foucault sarkacı)
  • christopher nolan’ın gelecek sene vizyona girecek olan filminin adı, insanlık tarihinin ilk palindromu olan bu sözden esinlenilmiş.
    (bkz: tenet)
  • herkes gibi tabii ki ben de nolan'ın filminin fragmanı düşünce öğrendim bu palendromu.

    neymiş olayı?

    efendim daha önce de yazıldığı gibi latince bir tekerleme. kelime oyunları yaparak dört yönden de okunarak aynı şey okunabiliyor.

    yukarıdan aşağı
    aşağıdan yukarı
    soldan sağa
    sağdan sola

    bunun bir noktada "büyülü" olduğunu düşünmüşler ancak tabii ki aslında pek de bir anlamı yok.

    ilk önce pompei'de keşfedildikten sonra birkaç tane kilisenin duvarına, dükkanlara, şehir duvarlarına vs vs yazılmış olarak bulunmuş. özellikle göze batan değil ama göze çarpan yerler seçilmiş yazmak için. yani dönemine bakarsak bile hristiyanlıkla ilişkisi aşikar. böyle düşünmemin sebebi bununla ilgili araştırdığımda bana en makul gelen teori de bu olduğu yönde olmasıydı. ortasındaki tenet'in çizdiği haç, anlam olarak arepo isminde bir çiftçi -diyemesek de tam anlamıyla bir şeyleri eken, büyüten, yaratan bir adamın çarkları zahmet göstererek tutması bir tür adanmışlığı simgeliyor. tenet tutmak, korumak gibi anlamlarda. ve ortada bir + çiziyor. işte biz buralara geldik zamanla da hristiyanlığı yayacağız misyonundaki gizli bir misyoner grubun avrupa'da çaktırmadan faaliyetlerini yürütürken birbirleriyle iletişim şekli gibi olduğunu düşünmek oldukça makul.

    biraz daha araştırınca olayın ilerletilip itinayla yazılan "n" harfini ortada tutup diğer harfleri yeninden düzenlediğimizde

    ----------p----------
    ----------a-----------
    o--------t ----------a
    ----------e-----------
    ----------r------------
    p a t e r n o s t e r
    ----------o-----------
    ----------s------------
    o --------t----------a
    ----------e-----------
    ----------r------------

    şeklinde bir haç daha elde ettiğimizi göstermiş ki pater noster yani our father. babamız. göksel babuş vs elde ediyoruz. kenarlarda kalan a ve o'da yunan alfabesindeki alfa ve omega'lar yani başlangıç ve bitişi temsil ediyor deniyor.

    yani mantık olarak bakınca oldukça uygun bir zamanda yazılmış oldukça uygun bir yazı. isa romalılarca öldürülmüş. havariler falan bilinen dünyanın her yerine ama özellikle de roma kontrolü altındaki avrupa'nın çeşitli yerlerine kaçmışlar. hristiyanlığın ilk dönemleri tamamen gizli bir yer altı teşkilatı olarak sürdürülürken sağa sola paternoster yazamayacaklarından harfleri alıp hem kendi içinde bir şifre içeren; hem çaktırmadan bir haç çizen, hem de içeriğini anlayanlar için birbirlerini tanımayan insanlara bile dost olduklarını gösterecek bir işaret bırakmış oluyorlar.

    üstelik belki de yazının her yönden aynı şekilde okunabilmesi de bi çeşit avantaj sağlıyordu. nerden okursan oku aynı şey işte gibisinden.

    sonra da 2000 sene sonra yaşayanlar kendi kendilerine diyorlar ki aga bu nedir* `
  • imparator 2. maximilianus'un karolenj döneminden kalma bir incilin üstüne 1957'de basılmış sikkesi üzerinde rastlanan ve latince "ekici çarkı güçlükle tutuyor" anlamına gelen sihirli karelerin en ünlüsü. her kelimesi yukarıdan aşağı yazıldığında 5x5 boyutunda bir büyülü kare elde edilir ve soldan sağa, yukarıdan aşağıya; aşağıdan ise sağdan sola, aşağıdan yukarıya olarak aynı şekilde okunur.
  • çok fazla fikir yürütülebilir...
    herşeyden önce sator: ekici (çiftçi ile aynı değil!). buradaki fark, ekini ekenle biçenin aynı adam olmaması.
    tenet: fransızcadaki "tenir" fiili gibi.. almak, halihazırdaki durumu korumak. (3. tekil kişi)
    opera: iş, işleme, çalışma vaziyeti.
    rota: alayımızın bildiği tekerlek...
    buradan isteyen, hayalgücü elverdiği ölçüde, istediği senaryoyu çıkarabilir tabii...

    not: elbette bir edith gerekli bu entry'ye: arepo arepus'un çekilmiş halidir.

    antonius'un hitap halinin antonio olması gibi.
  • alt alta yazıldığında bir sihirli kare elde edebileceğiniz latince tümce. 'çiftçi arepo tekerleri (çarkları) zahmetle (gayretle) tutuyor (dönmesini sağlıyor.)' gibi bir anlama gelse de, bunun ne anlama geldiği hakkında bir sürü tartışma vardır.
  • yeni martin mystere (lal yayınları) 40. sayıda sator bilmecesi adlı macerada derinlemesine irdelenmiş mystic palindrome
  • önce şunlara biraz bakın.
    https://mysticsymbolism.com/…le-triangle-of-solomon
    https://mysticsymbolism.com/the-cherub-of-ezekiel
    https://mysticsymbolism.com/…-great-seal-of-solomon
    https://mysticsymbolism.com/…venth-key-to-the-tarot
    https://mysticsymbolism.com/…tenth-key-to-the-tarot

    en en önemlisi bu zaten: https://mysticsymbolism.com/…-key-of-william-postel (aslan = nf, melek = sf, kuş = nt, öküz = st)

    teoloji ve mitolojide dört sayısıyla insanların zoru vardır. carl jung'da sonunda bunu psikolojide de kullanmak üzere formüle ediyor: n-s, f-t. bunlar ne peki? s deneyimlenir varlıktır, n de deneyimlenemez varlık. n'den s'ye bir akış vardır, bu da f aracılığıyla olur, f bir işlemdir. f ile akış gerçekleştikten sonra, s'nin değişimleri, devinimleri t'dir. yani f ve t işlemler, n ve s işlenenler. bir de iç ve dış dünya olmak üzere, bilgi ve form dünyası var. böylece 4 oluyor sana 8 sonrasında. her neyse, bu sekiz tane kuvvetin belirli kombinasyonları var, bunun mantığı da başka türlü olamamasından geliyor. şöyle: nt, nf, st ve sf olmak üzere 4 kombinasyon doğuyor. çünkü bir işlem ve bir işlenen bir parçayı oluşturuyor. bunlar doğanın da dinamikleri olarak görülüyor, felsefede, teolojide, mitolojide. jung psikolojiye de uyarlıyor tabii felsefi olarak da ayar çekiyor. kısacası dönen çark varlığın sembolik halidir. tüm varlığın. başı göklere erer, bilincin deneyimlenir olanın dışına atıf vardır. kanatlı bir melek duruyor. altı topraktan çıkma, dünyanın dinine deneyimlenir olanın hasına atıf vardır. bunları birbirine taşıyan ilk şey canlılık gibi yorumlarsak da, bitki yaşamı en kritik ve alt basamak oluyor. yaşam ağacı falan da oradan gelir. yılanlar da soğuk kanlı hayvanlara gönderme yapar, genetik olarak daha aşağı doğaya ve sonra da yukarıdan aşağı inmeler falan bir devinim doğar. al sana çark. çark tüm varlığın işleyişini insan merkezli anlatan bir şey.

    bir de üçleme olayı var. bunun genel adı hermes trismegistus. hristiyanlıkta da kutsal üçleme olarak var. bunun tam olarak izahını bilmiyorum ama öğrenirim onu da. okuyorum daha. üst bilincin en büyük olayıdır üçlü katmana bölme. ımmanuel kant'ta, christopher langan'da, jung'da vesaire bayağı kişide daha ilkel değil de, daha profesyonel olarak da ele alınış şekilleri mevcut. özetle şöyle bi şey, algılatan, algılayan ve algınan diye üç zihinsel düzlem var. freud'un id, ego, super-ego'sunu da andırıyor değil mi?

    her şeyin sonunda işin özü şu: nasıl bir bedenimiz ve onun aracılığıyla ulaşılan başka bedenler varsa, odamızdaki duvar ve masadaki bardak gibi; bir zihnimiz ve onun aracılığıyla ulaşılan da bir iç dünya var. henüz çocuksu, ilkel, mitolojik ve dinsel olarak ele alınıyor hala. ımmanuel kant, carl gustav jung ve joseph campbell, james george frazer ve daha ismini bilmediğim tiplerce bu yeni yeni farkına vardığımız dünyanın elle tutulur izahlarına girişildi. nasıl newton fizikle devrim yaptı, einstein gol attı, şimdi de ikinci bir fiziğe ve düzgün açıklamasına ihtiyaç var. zor bir alan. insanlar zihinleri oldukları ve onun aracılığıyla bu alanları sınadıkları için otomatik olarak telkine çok açıklar. dinlere falan baksanıza, mitolojilere. hatta zamanında bunun bilimini yapanlar kendine majisyen diyor. yani o iç dünyanın gizlerini bulup kullanmayı bilenler falan fistan. sonra hristiyanlık gibi büyük öğretiler kafalarına vuruyor bunların. çünkü majisten bireysel irade ile herkesin kendi dini ve mitolojisini elde etmesini savunurken, büyük dinler falan insanlara kolektif bir irade vererek, kitleyi güdüyor falan. kıssadan hisse, gelecekte bizi bekleyen çok eğlenceli bilimsel alanlar var. bilim muazzam bir disiplin. bilinmeyen bir şeyi kesinleştirme ve bu açıklamayı da asla kutsal veya dokunulmaz kabul etmeme, muazzam. bugüne değin abik gubik şekillerde devam eden bu insan doğasını artık bilime taşıma zamanı. merak sardıysanız, eğer kendi kafanızın içinde kaybolmaktan hoşlanırsanız jung, dışarıda kafanızın dışında olmak isterseniz campbell ile dalabilirsiniz olaylara.

hesabın var mı? giriş yap