şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: bir cahilin not defteri)
    ne yaparsan yap cehalet baki kalıyor.
  • bazen anlatının farklı bir yere doğru ilerlemesi gerektiğini hissediyorum, yazdığım şeyi yarıda bırakıp lichess'i açıyorum. beş dakikalık blitz.

    * zaman dar. ortaya çıkan huzursuzluk, kararlarımı çok çabuk almam gerektiği yönünde sıkıştırıyor beni. yaşam gibi bir şey işte. karar al, kararının sorumluluğunu al. kötü bir hamle yaptıysan sonuçlarıyla yüzleş.

    * fischer'ın söylediklerinden yola çıkarak oynamaya çalışıyorum, açılışları ve varyantları siktir et. bazen öyle saçma hamleler yapıyorum ki rakibin düşüncelerini bozduğumu hissediyorum. bu bir zaferdir, oyunun sonunda kaybetsem bile.

    * dengenin tutturulduğu oyunlarda taşlar karşılıklı olarak alınıp verilince daha az taşla daha yaratıcı olmaya çalışılır. oulipo tarzı biraz.

    bunlara benzer bir sürü şey. satranç oynamak -yine fischer'dan araklıyorum- gerçeği aramaktır. hangi işe bağlı olduğunu bilmiyorum, yarayıp yaramadığını söyleyemem ama bir anlamda zen gibidir, ayakları yerden birazcık keser.

    ek: genel olarak oyunun ne işe yaradığını anlamak isteyen homo ludens'i okuyabilir.
  • karnı değil beyni doyuran bir oyun satranç.

    gerçek hayatta ne işime yarıyacak dersen: rakibinin sonraki iki-üç hamlesini görme ve strateji geliştirme becerisini kazandıran bir oyun satranç.
  • (bkz: neyi oynamanın bir işe yaraması)

    bir arkadaşınızla güzel vakit geçirebilirsiniz. iki tarafta severek oynayıp eğleniyorsa oyunun daha başka neye yaraması gerekir ki diye sordurur.
  • arkadaş oynayamamış heralde
  • nöral ağı geliştiriyor.
  • eğlencesi, yenme hırsı yeter.
  • böyle konular açmaya yarıyor işte...
  • beyinsizler için doğru olabilecek önerme.