şükela:  tümü | bugün
  • cok sacma bir ayirim gibi gorunse bile erkeklerin dikkatlerini kadinlardan cok daha uzun sure odaklayabilmeleri sonucunda fide'nin uyguladigi sistem.
  • her alanda basarili olabilecegini iddia eden hanimlarin nedense hic akillarina gelmeyen uygulama. cunku birakin iyi bir satranc oyuncusu olmayi, satrancin nasil bir oyun oldugunu bilen bayan sayisi bile erkeklerle kiyaslanamayacak oranda dusuktur. kadinlarin bilime katkisindan bile azdir satranca katkilari. hal boyleyken onlari erkeklerle yaristirip sevklerini iyice kirmak kadinlarin bu oyuna ilgisini iyice azaltacaktir.

    ha bunlari soylerken hic mi iyi bayan satrancci yok? elbette var. ama istisnalar kaideyi bozmaz.
  • o kadar gm arasında tek bi tane kadın* oldugu düşünülürse pek de garipsenmeyecek durum.. damsız girilmeyen liselerarası turnuvalarda 4. masanın kız olması zorunluluguyla sık sık karşılaşılır, bunun sebebi de okulda bi tane olsun satranç oynayan kız olsun denmesidir, gerçi o maçlar 3 kasan adamın yanında ilkokul gibi durur, dışardakiler tarafından pek izlenmez amaç eglenmek olmadıgı sürece..
  • eskiden hiç onaylamamakla beraber, daha sonraları çok iyi sonuçlar verdiğini gördüğüm, kadınlara yönelik pozitif ayrımcılıktır.

    resmi ligler ilk kurulduğunda, altı masadan oluşan takımın bir masası kadın kotası olması uygulaması başladı.
    o zamanlar rus ruleti gibiydi: sonuçta onların aldığı puan da, birinci masanın aldığı puan da aynı değerdedir: 1!
    vaki olay: kadın masasında oyunculardan birinin bir taşı boştadır. maçtan çıkacak sonuç, lig sıralamasını hayli etkileyecektir. iki takımın kaptanı da maçı dikkatle izlemektedirler. rakibin taşının boşta kaldığını gören takım kaptanı erken sevinir, zira kendi oyuncusu da o taşın boşta olduğunu görmez. görse bile, alet önden kazanabilecek kadar satranç bilmemektedir.
    taşı boşta kalan kadın oyuncunun takım kaptanı ise rahat bir soluk alır, ancak bu da uzun sürmez. kızcağız alakasız bir hamle yapar ve taş hala boştadır! dünyadan haberleri olmayarak ve herkesi hop oturtup hop kaldırarak, bu şekilde 5-6 hamle oynar bu kızcağızlarımız.... sonuçta, taşı boşta olan taraf -yanlışlıkla- taşını başka bir tarafa çeker ve oynamaya devam ederler... derken, muayyen bir yerde, her iki tarafa da kesin kazanç gerektiren kritik bir lig turu içinde, taraflardan biri, diğerine "berabere"* önerir... bu durum, artık takım kaptanının yetkisine girmektedir ve iki kaptan, önce birbirlerine, sonra kızlara bakarlar: "höst!". öte taraftan nihai karar oyuncuya aittir ve kızcağız beraberlik teklifini kabul eder.
    maçtan sonra, her iki takım kaptanının da kızlara tepkisi şudur: "tamam satranç bilmiyorsun, ama yenilsen daha iyiydi!"

    bu portrenin üstünden, pozitif ayrımcılık sayesinde çok sular akmıştır. şimdilerde "16 yaş altı kızlar" kotasından söz edilmekte ve uygulanmaya çalışılmaktadır. bir zamanlar bize "kadın kotası" için oyuncu bulmak zor gelirken, şimdilerde "16 yaş ve altı kız" bulmak zor gelmeye başlamıştır, zira erkeklere kafa tutabilecek birçok yeni yetenek ortaya çıkmıştır; 16 yaş altı için de çıkacaktır.
    elbette, türkiye ya da dünya şampiyonalarında henüz pek adları okunmamaktadır, ancak uzun vadede kesinlikle meyve verecek bir yöntemdir teşvik.
  • gereklidir.

    zira satranç sadece zeka sporu değildir. satranç fiziksel bi spordur; kondisyon gerektirir. satranç sinir sporudur; soğukkanlılık, sabır gerektirir.

    ve 5 saatlik bir satranç maçından, tüm enerjisini tüketmiş, beynindeki her sinir hücresinin tek tek zonkladığını hissederek çıktığında, rakibinin her yönden kendisinden daha güçlü durduğunu gördüğü an kadın olduğuna lanet etmemiş birisine bunu açıklamak kadar zor bir şey olamaz.