*

şükela:  tümü | bugün
  • gunalardan birisidir,saflık,ritim ve ahenk anlamındadır.
  • üç gunadan biridir. denge, hedef noktasıdır. herkesin olmak istediği yerdir.
  • "saftır, ışık ve sağlık verir"
    "bedenin tüm kapıları bilginin ışığıyla parladığında, sattva üstün durumda demektir."
    "bilgelikten doğar"
    (bkz: bhagavad gita) diğer gunalar racas ve tamas tır.
  • uyum ve ahengi temsil eden üç gunanın merkez noktasıdır.
  • saf enerji anlamına gelir.
    ayrıca yoga felsefesine göre üç çeşide ayrılan gıdalardan biri. diğer iki çeşit tamas ve rajadır.

    satva bir yoginin tercih etmesi gereken, saf enerji üretebilen yararlı gıdalar.

    örnek olarak; lifli besinler, tam buğday ekmek, tahıllar, süt, tereyağı, peynir, taze meyve ve sebzeler, bitki çayları
  • hint felsefesi'nde (spesifik olarak samkhya ekolü/okulu) ve dolayısıyla vedik literatürde insanın üç farklı varoluş biçiminden (guna) biri. esasen bir tür psikolojik hale denk gelir. sat, sanskrit dilinde hakikat anlamına geliyor. pavamana mantra'da "asato ma sat gamaya" deriz. "gerçek olmayandan, gerçeğe yönlendir." (kim yönlendiriyor dersen, tanrı değil, kendin.)

    sattva bir denge ve huzur halidir. diğer varoluş biçimlerinden hafiften ayrılır. rajas; tutkuyu, aktif olmayı ve agresif yaratıcılığı temsil eder. tamas ise dengesizliği, kaosu, düzensizliği, kaygıyı.

    insan yalnızca bu üçünden biri ile var olamaz. hepsi, her zaman içimizde vardır. beşer kaygı olmadan huzura kavuşamaz, aktif olmadan denge bulamaz. "sattva hafiften ayrılır" dedim; zira insan üçüyle beraber yaşarken, en büyük imtihanı gerçek ve gerçek olmayanı ayırt etmeye çalışırken verir. bu sebeple sattva, hakiki bir fazilet, ihsan'dır. sattva sahibi insan; sufizm'in kamil insan'ı ile aynı yetilere sahiptir. yine de yoga, kemalat'ı daha üst seviyelere koyar, hakiki bir bodhisattva (bodhi=akıl) materyal varlığının boyunduruklarından daha ötede yaşayabilir, hatta kendisini yok edebilir. yoga geleneğinde bu; tantra'nın en mistik uçlarından biri olarak karşımıza çıkıyor, simya aslında "hikaye anlatma"nın ta kendisiydi.

    yogi, panchagni vidya (beş ateşli pentagramın içinde yapılan meditasyon) ile zihnini maya'nın, illüzyon'un boyunduruğundan kurtarır. simya eski zamanlarda buydu ve gerçekti. zira insan kendisine anlattığı hikayeyle her şey olabilir. ölmeden yok olabilir ve de her şey. fakat antikler modernlerin henüz tam hakim olamadığı bir sebeple bunu saklamak istediler. manipülasyon'un ve hikaye anlatmanın ta kendisi olan simya, zamanla mistik ve sürreal bir öğretiye dönüştü. siddhartha gautama'nın devrimi, maddesel olarak yok olmayı bile kast eden mistik moksha'yı, yaşamın gerçekliğini kabullenmeye çekmiştir. ikisi de yanlış değil. zira anlamlar katman katmandır. bugün hem hinduizm'in hem de budizm'in en temel öğretilerinden biridir bodhi-sattva.

    rigveda ve yajurveda'nın antik rishi'leri (görenler) sattva sahibi olmalarıyla övülürler. günümüzde sadhu'lar ve yogi'ler, samkhya geleneği dolayısıyla sattva'yı öğütlerler. zira insanın illüzyonu görmesi ve hakikati bulması icab eder. moksha'ya, hakiki kurtuluş yoluna ancak böyle başlanır. yolun sonu ise tevhid'e varır. trimurti'nin bile (brahman, vishnu ve shiva) belli bir amaca hizmet eden bir hikaye olduğunu kavramalıdır beşer.

    her şey vardır, hiçbir şey yoktur. her şey çoktur, her şey birdir.

    sattva'nın trimurti'deki yeri atman'dır. brahman, prajapati, hiranyagarbha. hiranyagarbha rigveda'daki brahman'dır. (brahman'ın arkaik versiyonu, tekil haldeki kozmik yumurta. başlangıç). çağlar içinde ismi değişen ve çeşitlenen tek bir gerçeklik var, o da bütün bir alemin bir ve tek bir şeyin tecellisi olması. sattva; insanın her şeyi gören ve bilen bir tanrı fikrine muhtaç olmadığını salık veren bir öğretidir. ve buna "kendine söylediğin yalanların, kendi gözüne çektiğin perdelerin ipini eline al" diyerek başlar.

    bu yüzden antik öğretmenler, insan zihnini özgürleştirecek her faaliyeti karşılayan kavrama yuj ismini koymuşlar. "bağlamak." yuj, yajana, yajna, yoga. bu keşif insanın kendisiyle oynaması ve düğümlere hakim olmasıyla mümkün. her sınır, her düğüm kendi içinde, ve onu ancak içeri doğru giderek çözebilirsin. işte gunalar, beşerin bu spiral'de hangi iplerle, hangi düğümlerle oynadığını anlatmak için söylenmiş bir hikayedir. sattva, bu spirali gören beşerin halidir. üstad stanislaw marcin ulam, zamanında asal sayılar ile uğraşırken bunu çözmek üzereymiş. sanırım ömrü de, enerjisi de yetmedi rahmetlinin. yine de; tasmai shri guruve namaha. (bkz: ulam spirali)

    p.s. kendine notlarda bu gece; bu zikir, bir dağ eteğinde sirius'u izlerken esen yelin sattva'yı mırıldanan ıslığı tarafından yazıldı.
hesabın var mı? giriş yap