şükela:  tümü | bugün
  • beni hatırladın mı? ne de çabuk unutmuşsun, ne de çabuk yorulmuşsun. unutmuşsun; yüreğinde sakladığın, oraya hapsettiğin şeytanlarını ne çabuk unutmuşsun. öldüler sanmışsın, kurtuldun, bitti sanmışsın. aptallık etmişsin. ne de çabuk kanmışsın şu yaralarının kapandığını söyleyen ikiyüzlülere.

    senin yaraların kapanır mı savaşın piçi?

    senin kaybettiklerin geri gelir mi?

    söylesene en çok neyi sevmiştin? en çok ne hoşuna gitmişti? söylesene, riyalarla yaşarken en çok hangi yalanı beğenmiştin? söylesene ne ağlıyorsun? söylesene! sen değil miydin, sen değil miydin onlardan biri sanan kendini? sen değil miydin yolunun bittiğini sanan, sen değil miydin sürgünden döndüğünü sanan? söylesene savaşın piçi! ne de çabuk unutmuşsun bedel denen şeyi, ne de çabuk unutmuşsun tam da yüzüne kazıdıkları o izi. ne ağlıyorsun? korkaklaşmışsın. eskiden nasıl da karaydı gözün. nasıl da cesurdun. nasıl da güçlüydün. şimdi aciz, zavallı, güçsüz ve yarım bir adam olmuşsun. yıllar sana sana yaramamış. hele bu son yıl. her şeyin bir bedeli vardı unuttun mu? şimdi hazır mısın o bedeli ödemeye. cesur taklidi yaparak, güçlü gibi görünerek, o bedeli kanınla ödemeye hazır mısın?

    yaralarını sardığını mı sandın savaşın piçi?

    senin kavgan biter mi sandın?

    ağzına dolu dolu ilaçlar at şimdi, üşen, kork şimdi tamam mı? ayakların üzerine kalkmak için bir an olsun çaba gösterme sakın. sana bu yakışacaktır çünkü, sana bu layıktır. yerde kal, yerde kal ki acılarınla göz göze geleme.

    hatırlıyor musun? yıllar önce bir yemin etmiştin. tanrı'ya, dünyaya, ve onun üzerinde dolaşan tüm riyakarlara bir ant içmiştin. git aynaya bak, yara izine bak, hatırladın mı şimdi o yemini? hani bir gecede, ilk kez dişlerini sıktığın gecede, bir haberle büyümüştün. çocukluğun o odada kaldı, asla çocuk olmadın bir daha. hatırladın mı o yeminini?

    eğer unuttuysan yazıklar olsun. yazıklar olsun. kaybettiklerin adına, uğrunda kaybedenler adına, onun adına, yağmurun adına lanet olsun sana. eğer unuttuysan nasıl bir daha utanmadan yürüyeceksin yağmurda söylesene, nasıl aynaya baktığında yüzüne tükürmeyeceksin?

    eğer aklındaysa ama, sadece tozlandıysa sadece üstü, birazcık eskidiyse sadece; ilk günkü şiddeti ve nefretiyle oradaysa, hatırla savaşın piçi. hatırla ölümün oğlu. sen savaşın içine doğdun, kinle yoğruldun. kavgayla büyüdün. senin kavgan hiç bitmedi, hiç de bitmeyecek. yeminini tutacaksan eğer, bil ki her gün sabahın köründe uyanacaksın. göğsün iskenderin ordusundaki tüm kılıçlar üzerinde dövülmüş gibi ağrıyacak. dişlerini kenetlenecek kadim bir kalenin dev geçitleri gibi. bir ceset gibi sürükleyeceksin kendini oradan oraya, bir ölü gibi gideceksin her yere. tüm günün siyah beyaz bir filtrenin ardında geçecek. mutlu olmayacaksın, umut olmayacak. kendi ismine ihanet edeceksin. huzur olmayacak. yumrukların sıkılı olacak, kalbin ağrılı olacak. öfke dışında hiçbir şey hissetmeyeceksin. kinin dışında dost tanımayacaksın. böylece, böylece yeminini tutacaksın. o gün gelene kadar. yeminini ancak böyle tutacaksın.

    savaş bitti mi sandın, savaşın piçi?

    unutma, sen savaşın içine doğdun.