şükela:  tümü | bugün
  • mete aksoy tarafından kaleme alınan kitap, kapak yazısına göre "harp meydanlarındaki kanlı çatışmalarla iş dünyasındaki çetin mücadelelerin tarihinden süzülüp belirginleşen temel mücadele prensiplerinin yalın üslup ve sağlam bir birikimle formülleştirildiği bir el kitabıdır"; kitabın içinde de yer alan ve fırat kargıoğlu tarafından kaleme alınan "ilk okurun notları" kitap hakkında fikir verebilir; ilgi çekici bir ürün olduğu anlaşılıyor.
  • (bkz: savaş sanatı)
    (bkz: sun tzu)
  • ilk 4 günde kitapyurdunun çok satanlarına girmeyi başaran kitap. hem yayınevinin* ilk kitabı hem yazarın ilk kitabı olması hasebiyle değerli bir sonuç.
  • ülkenin entelektüel ortalamasını yukarı taşıyabilecek hamlelerden biri olarak gördüğüm kitap.

    neden mi?
    dünyanın neresine giderseniz gidin, belirgin bir şekilde retrospektif akımlara şahit olursunuz. milli kalarak eskiye ait kitaplarını güncellerler, yeni yaklaşımlar getirirler. tarihten istifade edip sosyoloji kaidelerini gözeterek felsefe ilkelerine başvurarak yaparlar tüm bunları. yönetimde sun tzu, kişisel ilişkilerde sun tzu, programlamada sun tzu gibi yığınla kitap bulabilirsiniz.

    "heyt be ecdat üç kıtaya hükmetmiş" diyen yığınla adam görürsünüz sokakta? peki, "nasıl dersin?" "iman gücü" der ve nasıl bir iman? "ne anlıyorsun bu imandan" gibi birbirini takip eden sorular sorduğunuzda da hamasetten öte geçmeyen cümlerleri peş peşe işitirsiniz ki politik hamasetten gıdım fazlası değildir. konu sadece bununla sınırlı da değildir. mimar sinan'ın dahi olduğuna en ufak bir şüphe yoktur. fakat sinan'ın ne tür bir matematik hesaplaması yaptığına, ne gibi yöntemlere başvurduğuna, seçimlerini neye dayanarak yaptığına dair en ufak bir fikrimiz yok.

    e hal böyle olunca, yeniden atalarınızın yönettiği topraklar nüfuz sahibi olmayı bir tarafa kendi toprak bütünlüğünüzü dahi korumaktan aciz bir şekilde müttefik arayışına girişirsiniz.

    bu kitabı önemli klan ise bunun aksi yönünde yapmış olduğu düşünce tarzı. yani; hamasete girmeden, felsefi ve tarihi kaynakları kullanarak pratik imkan sunan ve türklerin modern hayatta ve küeselleşen dünya şartları içerisinde türk kalarak, tarihlerinden gurur duyarak ve yaşatarak daha iri, daha diri ve daha bir birlikte olabileceğinizin ispatıdır.

    türkçemizde hint fakiri gibi bir deyim var, hepimizi duymuşuzdur. google'ından apple'ına, sony'de ve diğer çok uluslu şirketlerden tutun da saygın üniversitelerin kadrolarına kadar hintlilerin yoğunluğunu kendim görmesem ve birileri bana anlatmış olsa "hadi len" derdim ki durum hiç de öyle değil. kabul edin ya da etmeyin bunu yaparken adamlar yine hintli kalıyor. binlerce tanrı ile birlikte giderek artan sayıda hintliyi de şirketlerine sokuyor. bizde ise es kaza bir türk yönetici bir yere gelmiş olsa ve adamla röportaj yapmak isteseniz, türkçeyi bile unuttuğunu ve türkiye'ye en ufak bir sadakat duygusu beslemediğine şahitlik edersiniz.

    umarım bu türden peşi sıra yayınlar gelir de bu ülkenin keyfe keder, zarttiri zart zart ilerleyen iş hayatı biraz kendine çeki düzen vermesine vesile olur.
  • 13 günde ilk baskısı bitmiş olan kitap. ilk kitabını çıkartan yeni bir yayınevinin* ve ilk kitabı çıkan yeni bir yazarın* keyif verici başarısı olarak görülebilir.