şükela:  tümü | bugün
  • insanların çeşitli abuk nedenlerle birbirlerini öldürme eylemleri...
  • diplomatik yontemler ile, bari$cil hareket tarzlari ile cozulemeyen konularda, iki veya daha cok sayida ulkenin butun endustriyel, askeri ve sivil insan gucu unsurlari ile verdigi silahli mucadeler butunu.
  • (bkz: sevismek)
  • iki insan olceginde gerceklestirilen versiyonunda geriye donup baktigin bir zaman 'keske' yerine 'en azindan' demektir.
  • bulaşıkları yıkamayı ertelediğiniz oldu mu? bugün-yarın-sonra derken yıkanmayan bulaşıklar insanın boyunu aşar, mutfak tezgahının tümünü kaplar. dün bir bardak bir tabak olan bulaşık, bugün sanki altından kalkılamayacak gibi olmuştur.

    çünkü hayat durmaz akar, bulaşıklar birikir, yürünmeyen yollar giderek uzar, ertelenen dostluklar yıpranır, söylenmeyen sözler geçerliliğini yitirir.

    savaşmak da böyledir. ertelenen her savaş, girilmeyen her çatışma, yapılmayan her eleştiri düşmanı büyütür, düzeni güçlendirir. bu arada da bilincimiz körelir, umudumuz azalır, biz küçülürüz. sonunda bir bakmışız ki, dağ gibi bir bulaşık karşısında çaresizlik, depresyon, umutsuzluk, yılgınlık içindeyiz. neresinden başlasak? boşver gitsin. bırak, pisliğin içinde yüz, kapitalizmin bulaşığı önce mutfağı, sonra evini, sonra düşünceni esir alsın.

    ta ki sen de o bulaşıklar arasında bir bulaşık oluncaya kadar.
    bulaşık zihinler pislikten arınmayı arzu ederler mi hiç?
    tam tersine, etrafı temizlemeye çalışanlara saldırır, düşmanı olur onlar. temizlikte kurtuluşu değil, kendi ölümünü görür artık.

    peki ne zaman böyle oldular, hangi ara dönüştüler diye sorarsak görürüz: direnmedikleri her an, savaşmadıkları her dakika, kendilerini düzene bıraktıkları her tembellik saatinde kirlenmeye başlarlar.

    ayakta kalmanın, insanlığımıza sahip çıkmanın ve "yaşadım" diyebilmenin tek yolu var: savaşmak.
    bunu bildikleri için bizi silahlarımızdan arındırmaya çalışıyorlar.
  • inci sözlük yazarlarının yaptığı saldırganlıklar gibi ilkeldir.

    hiç alter ego masalları anlatmayın! savaşmak bazen bir topluma veya orduya hak etmediği zaferleri verir, adı sadece zafer olsa da!

    yani savaşmak sadece savaşmak değildir! onun bile bir kalitesi, düzeyi olmalı...
  • "..kendime cıkan bir yokustum
    tepeye cıkıp kendimle vurustum.."

    zamanımın gereksiz islerden sorumlu bakanlıgında gecirmeseydim, hayatımın buyuk kısmını varolusunu anlamlandırmaya calısmayan insanlar tarafında yasamasaydım, nereden yaklasırsan yaklas kendime uzak kalmasaydım, enerjimin onemli kısmını hic bir sey yapmadan bas sorumlu olarak yasamasaydım, yıllardır sadece duruyor olmasaydım, hayatımın hicbir gunu benim kontrolumde degilmis gibi gelmeseydi, herkesce tanınıp en cok iyi niyetten sorumlu-saf ve salak bir dostoyevski karakteri olan budala olarak gorulmeseydim, her gittigim yerde bundan boyle beni maskesiz bıraktıkları icin herkes tepeme cıkmasaydı, hayatımda tesaduf denilen kavram tamamen yok edilmis olmasaydı, kendimi herkes rol yaparken hayatını yasamaya calısan truman gibi hic durmadan hissetmeseydim, sayenizde asklarım dillere dusmus olmasaydı, gene sayenizde gerek ailemle gerek nice dostumla aram acılmasaydı, bir baltaya sap olmayı bu kadar cok isteyip imkan kısıtlılıgında bu kadar hicbir seye gucum yetmez olmasaydı, okulumu bile su an icin katkılarınızla yarım bırakmasaydım, sevgi kelebegiyken tum yasattıklarınız sonucunda bu kadar kendimle arama mesafeler girmeseydi, beklemeyi bu kadar derinden yasatmasaydım kendime, onca gorece yol gidip bir arpa boyu yol alamamıs olmasaydım, kontrol freak bir insanken bu derece kontrol dısı kalıp kendi kendimi yiyip bitirmeseydim, kendimi gunlerce kırbaclayıp kendimi kırbaclamaktan yorgun dusup "ben ve siz"li cumlelerle tum caresizligime bir muhattap arayıp suclayacak illa ki birilerini bulmaya tum gucumle calısmasaydım, zaman zaman suurum kapanmasaydı ve adalat agaoglu deyimiyle "kimsenin sorumlusu olmadıgı bir gecmisi tasıma
    mecburiyeti yoktur" dedigimde bir nebze de olsa beni anlayan cıksaydı, yalnızlıktan bu kadar nefret ederken ve bu kadar korkarken kendimi deli gibi yalnız hissetmeseydim, hep dogruyu soyleyip hep dokuz koyden kovulmasaydım, ne zaman yalan soylesem "ha ha biliyordum icindeki kiri" diye hevesle karsıma gecip gulmeseydiniz, ne zaman affetsem "aptal" demeseydiniz, ne zaman konussam "haddini bilmez" diye frenlemeye calısmasaydınız, ne zaman icimden geldigi gibi davransam yollarıma frenleyiciler koymasaydınız, ne zaman isaretlerinizi izlesem sadece koca bir bosluga sokagımı cıkartmasaydınız, sade bir vakit kaybından ibaret yasamasaydım hayatımı belki ben de gulumseyebilirdim ama bu sartlar altında hicbir sey yapmak icimden gelmiyordu.
  • korkun kadar kaçtıktan sonra cesaretin kadar çabaladığındır.
  • bana köpek dövüşlerini hatırlatır. acaba köpeklerin dövüşmesi doğalarında mı var, yoksa birileri onları birbirlerine kızdırıp dövüşmelerine mi yol açıyor? soru bu. insanlar da acaba gerçekten tanımadıkları insanlara düşmanlar mı, yoksa birbirlerine düşman olmaları mı sağlanıyor? tabii, bu soru için aklımdaki cevabı ulu orta, herhangi bir ortamda söylemeyi pek tercih etmem. zira bir hayvan çıkıp köpeklere "durun. neden dövüşüyorsunuz? görmüyor musunuz sizi nasıl kullandıklarını?" deseydi, bu, köpek dövüştürücülerin pek hoşuna gitmezdi ve o hayvanın katlanması gereken hoş olmayan durumlar ortaya çıkabilirdi. çünkü köpek dövüşçüleri çok, ama çok aşağılık insanlardır.
  • ınsanlarla ic ice olmak illa ki savasmak demektir. neye karsi ve neden yana savasacagini iyi sec cocuk....