1. savaş, iki(veya daha fazla) taraf arasında geçen fiziksel/psikolojik/taktiksel bir karşılaşmadır. amaç, en az kayıpla zafere ulaşmaktır. aşk ise genellikle iki kişi arasında oluşabilecek en ateşli bağdır. malum, tek taraflı aşklar veya bir kişiye aşık birkaç kişi durumları aslında söz konusu burada. istenen şey, kafada belirlenmiş karşı cins kişinin kalbini kazanmaktır. aynı savaştaki gibi fiziksel, psikolojik ve taktiksel yetenekler kullanılarak zafer kazanılır. iki eylemde de zafere ulaşmak için bütün yetenekler öne serilir, iyi olan kazanır. rakiplere karşı centilmenlik göstermeye gerek yoktur, çünkü onlar düşmandır. sizin istediğiniz şeyi isterler, sizin hakkınız olduğuna inandığınız şeyi. bu yüzden her çeşit hile, faul, kusurlu hareket kullanılabilir durumdadır. önemli olan zaferdir, gidiş yolu değil.

    edittir: çok kötü oy veren neden vermiştir bilinmemekte olup, şahsen bu konuyu tartışma niyetindeyim.
  2. onurlu ve fazlasıyla gururlu bir insan tarafından kabul edilemeyecek, yada uygulanamayacak bir ifade...mutluluğumu başkasının mutsuzluğunu sağlayıp kuramam, hem birde vicdan olayı var, diyen genç sövalye kara kara düşünürken...

    ucube rakipleri prensesi götürecektir.
  3. intikam.
    mübah olan şeylerden birisi de intikamdır bu sahnede.!
    dikkat etmek gerekir malum intikam soğuk yenen bir yemektir.!
  4. asik olunan ve ziyadesiyle aci cekilinen durumlarda son cikis noktasi olarak bir kez daha absurt bir eylem icin hazirlik yapilirken ( son cirpinislar: partnere salya sumuk aglayarak 'ben sensiz hicccim, oldurecem kendimiii' vs.) kisinin kendini rahatlatmak uzere soyledigi tumce
  5. savaş ve aşk durumlarında hiçbir ilkenin önem taşımadığı anlamına gelen cümledir.

    kazanmak ve kaybetmek dışında başka bir seçeneğin olmadığı durumlara verilebilecek en iyi örnekler savaş ve aşk durumlarıdır. zira savaşta ve aşkta kazanmanın bir önemi yok, önemli olan yarışmaya katılmak diyemezsiniz. (burada aşk, maşuku elde etme süreci anlaımda kullanılmıştır) kaybettim ama en azından bir yol katettim diyemezsiniz. bu başarısızlığı unutacağız, önümüzdeki maçlara bakacağız diyemezsiniz. artık kısmet bir dahaki dünya savaşına diyemezsiniz; leyla'yı bu sene kaptırdık ama seneye biz elde edeceğiz diyemezsiniz. giden gitmiştir. kayıp ömür boyu sürecektir; savaş durumunda ise nesiller boyu. dolayısıyla kazanmak zorundasınızdır.

    birinci dünya savaşını anlatan bir filmde, asker sivil hayatında maraton koşucusu olan bir kişidir. faciayla biteceği kesin olan bir saldırı emri gelmiştir (çanakkale savaşı) ve komutan üstünün bu emri durdurma kararını vermesi için can havliyle uğraşmaktadır (telsizle). saldırıya dakikalar kala saldırının iptali emri gelir. ancak komutanın bu yeni emri cephe komutanına iletmesi gerekmektedir (arada mesafe vardır) ve telsiz bozulur. komutan, maraton koşucusundan bu emri cepheye yetiştirmesini ister. saldırıya dakikalar vardır. yüzlerce askerin ölüp ölmeyeceği, maratoncunun cepheye zamanında yetişmesine bağlıdır. (yetişemezse ölecekleri kesindir, çanakkale savaşının tarihini bilenler bu sahneleri hatırlayacaklardır). maratoncu koşmaya başlar. koşar, koşar.. siz izlerken nefesinizi tutarsınız. yetişmek zorundadır, başka bir yol söz konusu değildir. nefesi kesilse de koşar, bütün ruhuyla, bütün canıyla koşar. ama yetişemez. ne yazık ki yetişemez. metreler kala saldırı başlar. yetiştiğinde, artık karşı taraf saldırıya cevap vermekte olduğu için artık saldırı kesilemez haldedir.

    bu koşuda herhangi bir ilke, maratoncunun yetişmesini engeller miydi? siz olsaydınız durur muydunuz?

    kazanmaktan başka herşeyin önemini yitirdiği öyle durumlar vardır ki normal şartlar altında ödün vermeyeceğiniz tüm ilkelerden vazgeçersiniz. bu yüzden aşkta ve savaşta her şey mübahtır.

savaşta ve aşkta her şey mübahtır hakkında bilgi verin