şükela:  tümü | bugün
  • kaba dokunmuş, bir çeşit yün kumaş.
  • kendisinden kalpak yapılabilir.
    şöyle ki:

    ...
    dağlarda tek tek
    ateşler yanıyordu.
    ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
    şayak kalpaklı adam
    nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
    güzel, rahat günlere inanıyordu
    ...
  • eskiden trakya genelindeki köylerde halkın sıkça dokuyup kendisine elbise yaptığı kumaş türü. artık bu köylerde bu kumaştan yapılan giysileri sadece bazı yaşlıların üzerinde görmek mümkün. bu ayrıca mustafa kemal'in çocukluğundan hatırladığı ve sofya'daki ataşemiliterlik döneminde bulgarların üzerinde görüp bundan yapılmış bir elbise arzuladığı kumaşmış. atatürk'ün doğumunun yüzüncü yılı dolayısıyla hürriyet gazetesi'nde yayınlanan anı yazılarından nazif karaçam imzalı olan 'mustafa kemal'in özlemini çektiği şayak elbise' başlıklı yazıya göre ulu önder 1930'daki kırklareli ziyareti sırasında şayak elbise giyen bir belediye meclisi üyesini yanına çağırıp, bu elbise hakkında kendisinden bilgi almış. şayak elbisenin vatandaşın karısı tarafından kendi koyunlarının yünü ile evdeki dokuma tezgahında dokunduğunu öğrenen atatürk, orada bulunanlara hitaben aşağıdaki şu konuşmayı yapmış:

    ''arkadaşlar, biz savaştan yeni çıkmış fakir bir milletiz. padişahlar, birbirini takip eden savaşlar memleketimizin geri kalmasına sebep olmuştur. fakat büyük fedakarlıklarla kurduğumuz cumhuriyet sayesinde kalkınacağız, ilerleyeceğiz. ancak çok çalışmak, tasarruf yapmak, yerli malı kullanmak zorundayız. bu arkadaşımız gibi kendimiz yetiştireceğiz, kendimiz dokuyacağız, kumaş yapacağız, kendimiz dikip giyeceğiz, tezgahlarımızı çalıştıracağız''

    daha sonra şayak elbiseli zata dönen atatürk: ''bu güzel şayak kumaşından bir elbiselik de ben isterim. evde varsa hemen şimdi alalım, parasını ödeyelim. şayet yoksa, bedelini bırakayım, karın dokuduğunda bana, ankara'ya gönderirsin. şayak elbise giymeyi çocukluğumdan beri özlerim.'' demiş. büyük önder birkaç ay sonra da istediği şayak kumaşına kavuşmuş.
  • "dağlardan dönüyorsun o sağır yamaçlardan
    çevik bacaklarını getiriyorsun, ne çiçek ne de ninni
    boz şayaktan poturun dağlarda ne güzeldi
    şehre varınca artık meşinler giymelisin
    daha esmer
    daha kankusturucu
    sen o baygın sevgilerin adamı değilsin."

    (bkz: mazot)
  • yaşar kemalin ince memed kitabına göre dağ kolu insanlarının el dokuması.
  • süzgün yüzü çocukluğundaki ilyas'ı geri getirmiş. şayak ceketi, kalıplı fesi, pırıl pırıl potinleriyle rüşdiye'ye gidecek birazdan.

    ağustos başağı, ötüken 993 baskısı, s. 258
  • "yvonne sanson, benekli bir giysiyle ahşap bir evin merdivenlerinden çıkıyor. yoksul bir italyan evi bu. (...) yvonne sanson'un yırtıcı hayvan bakışları, hepsi, hepsi gerçekti. gerçeği utandıracak kadar gerçekti. (...) bacağını uzatmıştı, aranıyordu, derken amedeo nazzari'nin şayak köylü pantolonuna, çamurlu çizmelerine bitiştirmişti bile. onun dişi bacağıyla, anaç yüzü ve kolları arasındaki anlaşılmaz uyum, hepimizi tetikte tutuyordu." tomris uyar - yürekte bukağı

    (bkz: çakşır)
hesabın var mı? giriş yap