şükela:  tümü | bugün
  • çoğunlukla karıştırılan ve birbirinin yerine kullanılan kavramlardır bunlar. halbuki aralarında çok temel bir fark vardır: birisi* hissedilir, içtendir; diğeri* ise biçimseldir.

    takdir edersiniz ki insanlar hiçbir duyguyu hissetmeye zorlanamaz. dolayısıyla kimse bir başkasına ya da bir başkasının saygı duyduğu şeylere saygı duymak zorunda değildir. zira zorla güzellik olmaz. ancak toplum içinde yaşayan insanlar, karşısındakilere ve onların değerlerine -saygı duymasa da- asgari saygıyı göstermek zorundadır.

    gel gelelim güzel ve kendine demokrat ülkemizde insanların eşcinselliğe, ateizme, dine, kemalizme vs. saygı duymamak gibi bir seçeneği yok; saygı göstermen yetmez illa da saygı duyacaksın. birisi "ben eşcinselliğe vb. saygı duymuyorum." desin hele! bunu diyen kişi söz ve davranışlarında ne kadar saygılı olursa olsun, faşist damgası alnına yapıştırılıveriyor. (kendisine saygı duymayana karşı "faşist" sıfatını bu kadar kolayca yakıştırmanın faşizan bir tutum olması da ayrı mesele...)

    misal, ben eşcinselliğe saygı duymuyorum. içimden gelmiyor arkadaşım, zorla mı? ama toplumsal hayatta karşılaştığım eşcinsellere karşı gereken saygıyı gösteririm; yani tercihleri nedeniyle onları aşağılamam ya da dışlamam söz konusu bile olamaz. ben asgari saygıyı gösterdikten sonra kimse de "ama saygı duymanız lazım, bu bir tercih!" filan diyerek beni eşcinselliğe saygı duymaya zorlayamaz. tabii bir eşcinsel de -asgari saygıyı gösterdiği, hakaret etmediği sürece- bana ve bu düşünceme saygı duymayabilir.

    saygı göstermek ve saygı duymak arasıdaki farkın çok iyi anlaşılması gerekiyor ki "ben size, fikirlerinize ya da hayat tarzınıza saygı duymuyorum." ya da "seni sevmiyorum, babanı da sevmezdim zaten." gibi kişisel duygu belirten ifadelerin suç olmadığı, faşizm olmadığı anlaşılabilsin. başörtülü bir kadın "başıma bir iş gelmeyecekse atatürk'ü sevmiyorum" dediğinde olanları görmedik mi? bu kişi atatürk'e hakaret filan etmemişti, saygısızlık sayılabilcek bir davranışta bulunmamıştı ama "sevileceeek, sev! saygı duyulacaaak, duy!" komutlarıyla insanların duygularına da hakim olacağını düşünen zihniyet anında dava açtı.

    velhasıl; saygı duymamak suç ya da hakaret değildir, suç ya da hakaret olan, bir başkasına asgari saygıyı göstermemektir.

    (bkz: ne dediğini anlamıyorum ama haksızsın)
    (bkz: ama ne biliyim sanki böyle daha bi şey olsaydı)
  • ingilizce'de de farklıdır. show respect vardır bir tane. saygı göstermek. bir de give a respect vardır. give a little respect derler mesela. bu da saygı duymak olsa gerek. sallıyorum evet.
  • bir ah çektirten insanlık eylemi. dünyanın sonlarında belki hiç göremeyeceğimiz hayatî ihtiyaç. öyle özlemişim, öyle arar olmuşum.
  • aile terbiyesiyle doğru orantılı olarak edinilen özellik.
  • şiddet içermedikçe,bazı durumlarda gerek olmayan iki farklı eylemdir.
  • birbirine yakın gözüken ama aralarında büyük bir farkın bulunduğu eylemler. fikirlerinin uyuştuğu insana hatta sana fikir hocalığı yapıp yön gösteren kişiye saygı duyarsın. ama diğerinde ise tamamen kişinin farklı bir fikri olmasına rağmen dinleyip saygı gösterirsin.
  • saygı duymak insanın kendinden isteyerek yaptığı, saygı göstermek istem dışı ama mecburiyetten olan bir durum.
  • insanların ayrımını anlamamasından mütevellit sıklıkla tartışma çıkmaktadır.

    (bkz: inanmıyorum ve saygı da duymuyorum)
  • ''özgürlükler karşıdakinin özgürlüğünü kısıtlayana kadardır.'' der, düşünür.

    inanmıyorum ve saygıda duymuyorum saçmalığı.
  • saygı gösterme ve saygı duyma şeması

    türkçenin kullanımı yüzünden devamlı yanlış kullanılan iki kavram. dün kahveden bozma cafede 3 sap dünyayı kurtarırken üzerine 1 saat kafa patlattığımız mevzu. şöyle ki insanların kullanımı " ya ben o adamı sevmiyorum ama saygı duyuyorum" cümlesindeki gibi kullanıldığı için "saygı duymak" ve "saygı göstermek" kavramları birbirlerinin yerine kullanıyo. aslında cümlenin "ben o adamı sevmiyorum ama saygı gösteriyorum" şeklinde olması gerekiyor. 1 saat tartıştığımız nokta buydu. bir insan özel veya bir tüzel kişiye saygı duymak zorunda değildir ancak saygı göstermekle mükelleftir. ancak cümle içinde kullanıldığında "saygı duymak" zorunda olduğu anlamı çıkıyor. tartışmamızda şöyle bir düşünce de vardı "bir insana saygı duymuyorsan niye saygı göstersin ki" mantıken tutarsız gibi dursa da aslında medeniyetin gelişmesi için en önemli olgu. tabi 3 sap bir yere kadar tartışabiliyosun böyle konuları. sonunda arkadaş instagramdan iki tane meme fotoğrafı açtı dağıldık.

    -işte ben buna saygı duyuyorum.
    +ben hem saygı duyuyorum hem saygı gösteriyorum.
    -ben tapıyorum olm meme lan bu borumu.
    -bilal kısa gassaraya geliyomuş.
    +sikerler bilali selçuğun laciverti işte.
    -az saygı duy amcık

    erkek olmak çok zor yaa.