şükela:  tümü | bugün
  • ayrıca refii cevad ulunay'ın bir kitabı. (sayılı fırtınalar -eski istanbul kabadayıları-)
  • refii cevad ulunay'ın eski istanbul kabadayılarını, aralarındaki raconu, kavgaları ve dönemin padişahı 2. abdülhamit'in bo durumlarda izlediği politikayı sürükleyici bir dille anlatan kitabı. o dönemdeki kabadayıları, kitabının bir kısmında anlatanların kesinlikle başvurduğunu düşünüyorum bu kitaba. ahmet altan olabilir bu, kitabının adını tam hatırlamıyorum.
    kitabın en iyi yanlarından biri cevad ulunay'ın çoğunlukla bu kabadayıları yakından tanıması, olayarı onların ağzından doğrulamasıdır. tarihi bir belge niteliğindedir kitap adeta.
  • takvimlerde nasıl, kırlangıç fırtınası, ayandon fırtınası, çaylak fırtınası gibi sayılı fırtınalar varsa, istanbul'da da o devirde üç sınıf sayılı fırtına vardı:

    külhanbeyler,

    tulumbacı kabadayıları,

    efendi kabadayılar.

    külhanbeyler makbul sayılmazdı. hatta kabadayılar birini küçültmek isterlerse: "külhanbey" derlerdi. bunlar başlarına sıfır kalıp siyah fes giyerler, sırtlarına altından sakız kuşağı görünen camadanvari yelek, yardan ayrıldım biçiminde yakası büzmeli siyah gömlek, bacakları bol paçalı pantolon, ayaklarına da arkası basık yumurta ökçeli kundura giyerlerdi. tulumbacı kabadayılarının bütün kabadayılık tezahüratı, tulumbacılık sahasına münhasırdı, onlar kendi alemlerinde yaşarlardı.

    yazar: refi cevad ulunay

    https://www.facebook.com/…0028043566&type=1&theater
  • racon
    "aslı italyanca olan racon, istanbul çapkınlarının, aralarında halledemedikleri meseleleri bir hakem vâsıtasiyle karara bağlamalarıdır. herhangi bir meselede iki taraf da hak iddia ederse, bunu hakem heyetine izah ederler, o da etraflıca dinleyip hükmünü verir, bu hükme hepsi itaatla mükelleftir. racon kesenlerin, bitaraf olmaları, kabadayılık hayatında falsoları olmamaları, olgun ve tecrübe sâhibi bulunmaları şarttır. şâyet iki taraf kesilen racona ehemmiyet vermezlerse meseleyi aralarında dövüşle hallederler. fakat bir taraf kabul eder, diğer taraf kabul etmezse kabadayılık âlemi, kabul etmeyeni bir nevi aforozla aralarından çıkarır, onun artık sözüne itimad edilmez, kendine başka bir muhit bulmaya mecburdur."***