şükela:  tümü | bugün
  • saymak fiili emir kipi..

    - sayin lan!
    - saymicaz iste
  • ibrahim tatlıses kullandığın da eşşoğlu eşşek manasına gelebilen elastik bir yaklaşım.
  • sadece mikrofona konuşurken kullanılan bir sözcük. mikrofonsuz bir ortamda ecevit bile kullanmıyordur sanırım. diyelim ki içerdeki odada kardeşinizin söylediği şeyler arasından "sayın" kelimesini ayırdetti kulaklarınız; biliniz ki elinde tuttuğu mikrofona olmasa bile mikrofona benzettiği bir nesneye bir şeyler söylüyor, spiker yahut bir tesisin açılışını yapan devlet büyüğü takliti yapıyordur sevgili kardeşiniz.
  • dusty: sayın balta, nasılsınız inşallah?
    beter bocuk: iyiyim, güzelim. siz nasılsınız?
    d: iyi diyelim iyi olalım efenim. sağlığınıza duacıyız cümleten.
    şimdi sayın balta, bendeniz ayak yoluna gitmek isteği içerisindeyim, size danışmak uygun olur diye düşündüm.
    b.b: bi siktirip de gidiniz siz en iyisi.
    d: ee peki. teşekkür ederim.
    b.b: rica ederim görevim benim.
  • aslında ilhanlı hükümdarı batu han'a, halk tarafından verilmiş lakaptır. (bkz: sayın han).
    sevilen anlamına gelir.
    tdk tarafından tatarcadan aparılıp türkçeye, muhterem kelimesine karşılık olarak önerilmiş ve tutmuştur.
  • bu kelimenin bir özelliği de ölmüş kişiler için asla kullanılmıyor oluşudur. sırf buradan bile bu kelimenin yapaylığı anlaşılabilir.
  • nevzat sayın'ın soyadıdır.olur da kendisiyle tanışırsam "merhaba sayın sayın muhahah" dememek için şimdiden kendimi eğitmeye başlıyorum.
  • herkesin sayın olduğu bir yerde gerçekten saydığımız kişiler için kullanmasak daha iyi sonuçlar verebilecek sözcük.
  • bülent ecevit'in türkçe'ye kattığı, o yüzden de sadece kendisi için kullanarak hakkını vermemiz gereken kelime. (bkz: suser) onun dışında genelde saygın olmayan kişiler için kullanılan, saymak kökeniyle bağıntısı yetersiz kelime. (öyle olsaydı birçok fiilden türetilebilirdi. türkçe, örneğin sövmek fiilinden sövün x gibi bir sıfat yerine sövülen x'i tercih eder. en azından benim kulağımı tırmalamazdı.)
  • kendisi olmasaydı ifade yapımızın büyük ölçüde zayıflayacağı hitap ifadesi. şöyle ki; nezaket kuralları gereği, kişinin kendisinden yaşça ya da statü olarak daha üstte bulunan bir kişiye doğrudan ön adı ile hitap etmesi mümkün değildir. bu kişiye, misal ingilizce'deki gibi, soyadını, bay/bayan ifadesi ile de kullanmak yapay kaçar; misal "bay yılmaz nasılsınız?" gibi.

    bu durumun bertaraf edilmesi için necip türk insanı, pek çok hitap kelimesi türetmiştir, en yaygın olanlar ise kabaca "ağabey", "abi", "hocam", "bayan", "üstadım" gibi örneklendirilebilir. bu kelimeler, kişi ile bir parça samimi olunduğunda durumu kurtarmakla birlikte, hitap edilecek kişi ile arada formal bir ilişki olması durumunda yine uygun kaçmaz; bir hakime duruşmada "hakim abi" ya da "hocam" diye hitap edilemez örneğin. aynı şekilde bu kişi hakkında üçüncü kişilere karşı beyanda bulunulduğunda da "hakim abi" denmez.

    işte burada muhterem kelimesi gibi sayın kelimesi imdadımıza yetişir. çok rahatlıkla sayın hakimdenebilir, bir doktor topluluğuna hitap edildiğinde "sayın doktorlar" denebilir, bir resmi üçüncü kişiye cumhurbaşkanı'ndan bahsederken, "sayın cumhurbaşkanım şöyle dedi" ifadesi çok rahat kullanılabilir.

    ikili ilişkilerde bir parça mesafe, saygı, nezaket ve incelik arayan, lümpenlikten uzak durmak isteyeneler için bu kelime olmazsa olmazdır.

    ha eğer diyorsanız ki ben istediğime "hocam" derim, istediğime abi; o zaman sizi de şöyle alalım: (bkz: recep tayyip erdogan in hilmi ozkok e hocam demesi)