şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: tamam).
  • bir sayısalcı olarak boktan bir genelleme yapacağım için doğru olan bir önermedir.

    sayısalcılar matematik ve fizik alanda başarılı olup aynı zamanda sosyal alanlarda da başarılı olabilirken ve dişe dokunur çözümler üretebilirken; sözelcilerin, çoğu aynı anlama çıkan birçok kavramı barındıran paragrafları kusup elle tutulur bir çözüm getirememesi de dikkate şayandır.

    ayrıca sayısal denilen matematik ve fizik alanından çıkan filozoflar, bilim adamları da başlıkta zikredilen fikri çürütmek için yeterlidir. çünkü bu adamlar düşünceyi, çevresini yalnızca sözelci takılan insanlardan daha iyi tanımaktadırlar.
  • bunu savunan adama 'yakın türkiye tarihinde etkili olmuş istediğin üç ismi say' desen muhtemelen ikisini sayısalcılardan seçer.
    gül geç işte.
  • (bkz: ışid ile aramızda 360 derece fark var)
    konu kilit.

    debe budutu(bkz: #55786760)
  • (bkz: yevgeni zamyatin)
    (bkz: biz)
  • anlayamayınca tabi boktan oluyor...
  • de da yı bile yeni yeni ayırabilen birisi olarak. sikerim belanı.

    dedirten davar beyanı.
  • doğrusunun "insanların çoğunun boktan sosyal analizler yapması" gereken hede.
    en ırkçı, en utanılası, en barbar yorumları sadece sayısalcılar yapmaz; herkes yapar.

    ama bizim ülkemizde yaratılan "sayısalcıysa zekidir" algısından kaynaklanan "odtü'de bilgisayar okuyorum, demek ki her şeyi biliyorum" sanrısının bireyde yarattığı sanal özgüvenden dayanak alarak "ülke böyledir, şöyledir" gibi çıkarımları şuursuzca yapmak da yanlıştır.
    nasıl ki bir sosyal bilimci kardiyovasküler sistem anatomisi * hakkında konuşurken şöyledir, böyledir diye sallamıyorsa, bu bilgisayarcı arkadaş da sallarken çekinmelidir.

    bu noktada şöyle bir kırılma noktası da var; öncelikle sosyal bilimler ve doğa bilimleri arasındaki farkı anlaması gerekiyor insanın. televizyondan, oradan buradan duyulan bilgilerle sosyal çıkarım yapmak kolaydır tabiki ama bu biraz da youtube'dan izleyerek açık kalp ameliyatı yapmayı öğrenmeye çalışmaya benzer. yıllardır apartman dairesinde oturuyorum, hiç inşaat mühendisi bir arkadaşıma gidip "kolon sayısını artır, şuraya bir kiriş yok" demiyorum ama adam karşımda yayıla yayıla "bu seçimde akp kesin bitti" diyor. yav he kardeşim he, ideoloji sanki kolon-kiriş gibi birşey de bir seçimle yıkılacak.

    aslında bir de toplumsal yapımızdan kaynaklanan şöyle bir sıkıntı da var: kendi inandıklarımızı doğru, başkalarının inandıklarını ise körü körüne yanlış olarak kabul ediyoruz. bu yanlış yaklaşım, sosyal analizlerde de kendini gösteriyor. marx okuması yapan sayısalcı bir arkadaşım (bkz: benim sayısalcı arkadaşlarım da var) marx'ı eltisinden, kayınçosundan daha çok benimseyip hiçbir şekilde toz kondurmuyor, sosyal teorilerin fizik kanunları gibi değişemeyeceğini düşünüp karşılaştırma yapmaya yanaşmıyor. e tabi bu da adamı yanılgıya itiyor.
    sosyal bilimler doğa kanunları gibi değildir, öyle olsaydı seçimlere gerek kalmaz, ölçer biçer sonuç bu derdik, seçimlere de gerek kalmazdı. bir dakika, hakkaten böyle mi yapsak ya? *

    uzun lafın kısası, sayısalcı-sözelci-eşit ağırlıkçı fark etmez, kim yetkin olmadığı bir konuda çıkarım yapmaya çalışıyorsa yarım yamalak analizler yapar. ama bizde ağzı olanın konuşmayı çok sevmesinden dolayı kimse düşüncelerini bir süzgeçten geçirip bir şeyler öğrenmeye çalışmadan konuşmaya bayılıyor. e tabi bu da ben dahil hepimizi yanlış çıkarımlara itiyor.

    böyleyken böyle işte.
  • bir önerme. sayısalcı olarak türkçeyi fullemiştim öss de. sosyal yönüm kuvvetli olmasa da sosyal olayları kavrama yeteneğim var. analiz edebilmek sadece sözelcilere ait bir lütuf olmasa gerek..