şükela:  tümü | bugün
  • (ing.) inşaat iskelesi.
  • kod yazmadan veritabani uzerindeki crud islemlerinin kolayca halledilebilmesini saglayan teknik. ruby on rails ta populer olan scaffolding, asp.net mvc ile microsoft dunyasina da giriyor. (bkz: net framework 3 5)
  • lev semyonovich vygotsky'nin ustaya yüklediği (gerekli) sorumluluk. eğitimle alakalı olarak öğretim çatısı ya da öğretim çerçevesi olarak türkçeleştirebiliriz.
  • tam anlamiyla cok kisa bir sure icin cocuga reberlik etmektir. ozellikle, cocugun bilissel gelisiminde egiticinin, cok kisa bir sure icin cocugu yonlendirerek, ona destek ve ornek olmasidir. jerome bruner ana teorilerilerinden biridir.
  • ing. (ad) en guzel cevirisi sanirim ki "ihtiyac duyulan kadar destek vermek"tir. eylem hali de scaffold'dur.

    vygotsky'nin cocuklarda sosyal gelisimle ilgili kavramlarindan biri. cocuk gelisiminde sosyokulturel perspektif* isiginda, sosyal ve bilissel gelisime dair ayni agacin farkli dallari/ kavramlari the zone of proximal development, private speech, inter-subjectivity'dir.

    scaffolding'le sosyokulturel ve sosyotarihsel perspektiflerin babasi olan vygotsky kisaca the zone of proximal development'taki cocuga bir problemi cozmesinde verilen destegi daha da acar. der ki, cocuk kulturun bir meyvesidir/ urunudur, ve bilissel gelisim dedigimiz sey kulturel kontekstten ayristirilamaz ve ortaya cikis yolu da sosyal iliskilerdir, "sosyal"dir; ki the zone of proximal development'ta da bilissel gelisimi, dahasi nasil olculmesi ve takip edilmesi gerektigini soylerken de, bu fikirden hareket eder.

    iste bu baglamda da, scaffolding tam olarak "ogrenen kisinin/ogrencinin tam ihtiyaci oldugu kadar destek verecek bicimde ogretme"ye tekabul eder.

    soyle acalim; cocuk herhangi bir problemi (mesela puzzle yapmak ya da toplama-cikarmayi ogrenmek olsun) cozmeye calisirken, yani bu konuyla ilgili birakin uzmanligi henuz el yordamiyla ve yanlis yapa yapa giderken, yani ilk etapta, direkt ve sikca destege ihtiyac duyar. fakat cocuk elde ugrastigi/ogrendigi sey her ne ise bunda biraz yeterli olmaya, becermeye basladigi andan itibaren ogretmenin yapmasi gereken sey, daha az direktif vermek ve sadece arada sirada gerekli gordugu yerlerde eldeki isin nasil yapilacagiyla ilgili hatirlatmalar yapmasidir.

    bu "tam ihtiyac duyulan kadar destek verme" isi, tabii ki, kulturden kulture degisiyor. barbara rogoff denen bir teyze var, ki kendisi collaborative learning hastasidir, neyse soyle bir kulturler arasi calisma yapiyor: anne babalar 1-2 yas arasi bebeklerine* yeni bir oyuncagin nasil isleyecegi konusunda yardimci olacaklar, mesela bir yerindeki ip cekilince yuruyen bebek ya da araba olsun bu oyuncak. dort kulturu karsilastiriyorlar: abd, turkiye, hindistan ve guetemala. cesitlilige gel. neyse, sonucta goruyorlar ki, bu dort kulturde de anne babalar cocuklarina yeni oyuncakla oynamayi ogrenirken ama nacizane ama abartili direktifler veriyorlar. mesela gormusler ki, turk anne babalar en fazla sozel yonlendirmeyi verenler (bir seyi isaret etme, kafa sallayip onaylama, omuzlarini kaldiriyorlar) sonra da tahminimce ha usak ha haa diye oynuyorlar hahhaaayyy. sizsiniz insan gibi cevir calismayi.

    bu da ilginc bir bulgu mesela, amerikali ve turk anne babalar, cocuklar oyuncagi kesfederken neredeyse cocuga hic dokunmuyorlar, yani elle kolla mudahele edip gostermiyorlar, obur iki kulturde bu gani. de, ben buna biraz sasirdim, nasil ulan, benim bildigim turk interneti anne babasina ogretirken bile dayanamaz, arkadan mudahele eder, sonunda da annesiyle papaz olur. anne ozur diliyorum. ayrica yine turk ve amerikali anne babalar goz temasini da cok kullanmiyorlar, yani cocuk geri donup oldu mu gibisinden bakinca goz kirpma, ya da bir seyi gozuyle isaret etme filan da yok. acikcasi benim tahminim bunu da yeni nesil ve istanbuldaki yuksek sosyoekonomik statu orneklemle yaptiklari. zira eski nesle bakarsak, misal babamin teyzesini alalim, kulaklari cinlasin, kadin seksen kusur oldu masallah hala misafir gelse sadece gozleriyle "bir sey icerler mi sor, kolonya ver, kalk kurupastalari getir" diyebiliyor. bu nasil bilimsel calisma, hani nerede bunun "ama bunu buyuk sehirde ve yuksek sosyoekonomik statuyle yaptik" tartisma bolumu aciklamasi?

    hintlilere gelirsek, hintli anne babalar ayni olcude sozel direktif, el kol ve kas goz kullaniyorlar cocuga yeni oyuncagin nasil isledigini ogretirken. guetemalalilar da aynen, hatta genele baktigimizda geri kalan uc kulture oranla, scaffolding yaparken her seyi son raddesinde kullanan guetemalalilar, el kol onlarda, kas goz onlarda, goz kirpma, cevirme, mimik, hepsi onlarda.

    kisaca scaffolding candir, sosyal gelisimin ana ayagidir, ayrica kulturun de yilmaz bekcisi ve kulturel aktarimin bir numarali neferidir.

    kaynak verme etigini de selamlayarak veda ediyorum:

    kail, r.v. (2008). children and their development.
    rogoff, b. et. al. (1993). how do parents in different cultures scaffold their children's learning?
  • demir yuksek firinindaki refrakterler uzerinde, ozellikle daha dusuk sicakliklarda bulunan ust kesimlerde, genellikle alkali oksitlerin zaman icinde olusturdiklari birikim ve yarattigi gaz-ham madde akisini engelleme sorunu...
  • falsework de denir.
  • 1. ing. inşaatta iskele
    2. psi. öğrenmede özellikle zpd* için çocuğa direktifler vermek yerine onun için daha aktif bir öğrenme ortamı oluşturma çabasıdır.

    örnek vermek gerekirse bir oyun kurucu*** pas vermeyi bilmelidir. koç'un ona doğrudan "pas ver ulan kaybedeceğiz!1111" demesi yerine oyuncuya bir ortam yaratmasıdır ki şöyle bi ortam düşünün. bu oyuncu oyunu kuracak karşıdan da rakip yaldır yaldır geliyor kimse de boşa kaçmıyor. nolacak? sakatlanacak ve/veya topu kaybedecek. oyuncuyu böyle bir deneyimle başbaşa bırakmak tam olmasa da kıyısından kenarından scaffoldingdir.
  • öğretmenliğin ana dengesidir. meslekte öğrenciye ihtiyacı olduğu kadar destek vermek anlamı taşır. az destek özgüven sorunu, çok destek tembellik, sorumsuzluk yaratır. öğretmen dengeyi kurmalıdır.
  • ing. yapi iskelesi, destekleme.

    ayrica

    (bkz: lev vygotsky)