şükela:  tümü | bugün
  • lat. bok böceği.
  • le premier siecle apres beatrice adlı kitabında amin maalouf'un yazdığına göre eskiden kutsal bir varlık olarak addediliyormuş.

    - "firavunlar döneminde bokböceğinin kutsal bir varlık olarak görüldüğünü anımsatmakla kimseye yeni bir şey söylemiş olmam sanırım. özellikle 'kutsal bokböceği' , 'scarabeus sacer' adıyla bilinen tür böyleydi ya genel anlamda bu güçlü böceğin tüm çeşitleri aynı şekilde değerlendiriliyordu. onun büyülü güçlere sahip olduğuna ve yaşamın önemli sırlarını bildiğine inanılırdı.

    2. ramses'in dışkı yiyen bu küçük böceklerden biri önünde yerlere kapandığını bilmek bir kınkanatlılar uzmanı için neler ifade eder düşünebiliyor musunuz? bokböceğine tapma geleneği mısır sınırlarını aşmış, yunanistan'a, fenike'ye mezopotamya'ya yayılmıştı; romalı lejyonerlerde kılıç kabzasına bir bokböceği silueti kazıtmak alışkanlıktı; etrüsklüler bokböceği şeklinde zarif, ametist mücevherler işliyorlardı."
  • - "ne kadar yakışıklısınız! " dedi , sacer. - "siz de pek güzelsiniz !" dedi , scarabaeus.
    en büyük topu meydana getirebilmek için kasılıp duruyordu.karşısındaki dişiyi etkilemenin yolu buydu.biriktirdiği dışkıyı sacer'in gözü önüne getirip :
    -sizin için yaptım , deditopladım , çalıştım , yoruldum."ah bilseniz ne çok emek çektim, size duyduğum sevginin yanında nedir ki!
    gözleri doldu sacer'in.kendisi için zahmete giren birileri yoktu ne de olsa hayatında.
    -çok iyisiniz, dedi.aradığım erkek, güçlü, sahiplenen,merhametli ve fedakâr!
    elini erkeğin eline uzatmak istedi sacer.dudakları onun dudaklaryla buluşsun, bir dahaki dışkı birikintisini birlikte yapsınlar istedi.nasıl her şeyi paylaşıyorlarsa emeği de paylaşmalılardı.
    mutluluk ayaklarını yerden kesmişti sacer'in.gozlerinde farklı bir ışık,kalbinde uçuşan kelebekler...uçabilirdi mesela tüm genetik yetilerini reddedip..
    ertesi gün bir gübre topunun yakınında buluştular.scarabaeus diz çöktü sacer'in önünde..
    -evlen benimle , bu gübre yığınından oluşan dünyayı ayaklarının altına sermeye hazırım., hiç incitmem seni , dedi.
    -evlen benimle , sadece kocan değil arkadaşın olurum senin, el ele , göz göze tüm sorunların üstesinden geliriz , dedi.
    - evlen benimle ama önce şu ince halkayı geçirmen lazım boğazına, bir işaret gerek benim olduğuna. .
    büyük bir koyun sürüsünün dışkıları içinde yaptılar düğünü. .meydanda böcekler anlam veremediği bir şekilde dans ederken sacer de eşlik etmeye çalıştı onlara.gelinlik olarak giydiği kıyafet ki uçlarını şimdiden kahverengi bir renk bürümüştü. sadece topuktan oluşan ayakkabı ayaklarını sıkınca oturdu yerine.
    scarabaeus: "ah , dedi ne kadar büyüleyicisin, gözlerimi alamıyorum senden.
    bir yıl geçmeden yumurtalarını bıraktı sacer bir inek gübresinin üzerine.mini mini yavrular sardı etrafı. sacer hepsini doyurmak istedi öncelikle.scarabaeus koşup sinek dışkıları getirdi küçük ağızlar için. .çocukları uyutup yıldızları izlediler uzun uzun.
    scarabaeus " ah , dedi hep sorunlarla ben boğuşuyorum, artık yardımcı olamıyorsun bana..gün boyu evde oturduğun yetmiyormuş gibi getirdigim yığından en büyük parçayı da sen alıyorsun.
    sacer ağladı. yanaklarından süzülen damlalar ortadaki yığının katılığını bozdu.daha yumuşaktı artık yığın .scarabaeus “ah,dedi ağlama ! göz yaşlarını da sevmiyorum.hem tek birikimimizin şu an kıvamını bozuyorsun!” sacer önce ölmek istedi ya da sevdiceğinin üzüntüsü yerine ortadaki yığını düşünen scarabaeus ‘u öldürmek.annesinin evine dönebilirdi ancak mısır’da varlıklı birilerinin yanında çalışan ailenin yığından kafalarını kaldıracak halleri yoktu.artık kendi yığınını tek başına yapmayı geçirdi aklından.hem çocukları da vardı kendisine destek olacak.kahrolası scarabaeus! nafaka verir miydi acaba? etrafa başka gözlerle baktı sacer.hiç dertleri ,üzüntüleri olmayan çiftler hep el ele göz gözelerdi.birer böcek gibi değil de sevgi kelebeği olarak etrafta geziniyor ve her seferinde sacer’e büyük bir yığının ortasında duran yalnızlığını anımsatıyorlardı.artık kendini işine adamayı planladı.sabah erkenden uyanıp yığının tozunu alıyor öğle olmadan bir sürü gelip tekrar yığına katkıda bulunuyordu.ne kadar temizlerse temizlesin kesif bir koku sinmişti.kış için yiyecek biriktiriyor,konserve şişe kapaklarını takarken scarabaeus ‘u düşünüyordu.
    artık kendisini seviyordu scarabaeus! arka ayaklarını daha hızlı kullanmayı öğrendi. scarabaeus’un yığınından daha büyük bir yığın yapmalı, bir parçasını alıp kendi üzerine sürmeliydi.ancak bu şekilde düzene ayak uydurabilirdi!
    sibel yaz avcu