şükela:  tümü | bugün
  • izlemeye değer. hatta yeniden izlemeye değer. yaşınız 20'lerde ve henüz ufukta bir evlilik planınız yoksa hiç boşuna bu filme zaman ayırmayın. bir bok anlamayacaksınız, ileride yeniden izlemeniz gerekecek zaten.
  • vicdan azabı çekme arzusunun sınırının olmadığını gösteren film.
  • --- spoiler ---

    giriş sahnesinde, röportaj yapan kadın "kendinizi birkaç kelime ile anlatın" dedikten sonra johan müthiş bir özgüvenle kendisine dair övgüler düzerken yanında oturan marianne abarttığını farkedip çaktırmadan alttan alttan koluyla kocasını dürtükler, suratında adeta "ne yapıyor bu adam sussa artık" bakışları belirir, ellerini nereye koyacağını bilemez. daha bu giriş sahnesiyle hem liv ullmann'ın müthiş oyunculuğu hem de bergman'ın zekasıyla bütünleşen harika bir film izleyeceğimi anladım.

    marianne johan'a avukatlığını yaptığı çiftlerin sorunlarının ne olduğunu anlatırken "sanki farklı 2 dil konuşuyor gibiler. anlaşabilmeleri için söylediklerinin 3. bir dile çevrilmesi lazım" gibisinden şeyler söyler. sonra birbirlerini biz aynı dili konuşuyoruz, bu yüzden bu kadar mutluyuz diye avuturlar.
    bir süre sonra 2 önemli sahne gelir.
    marianne terapistinin önerisiyle düşüncelerini ve yaşantısını yazdığı günlüğü kocasına okurken adam uyuyakalır.
    bir süre sonra da boşanma kağıtlarını imzaladıkları odada johan insana ve hayata dair derin düşüncelerinden bahsederken marianne esnemeye başlar.
    artık onlar da birbirlerinin dilinden anlamıyorlardır.

    --- spoiler ---
  • dosttan eş olursa çocuklarının adı fiyasko olur.

    - karmaşa içinde mi yaşıyoruz?
    - sen ve ben mi?
    - hayır, hepimiz.
    - ne anlamda bir karmaşa?
    - korku, belirsizlik, budalalık, yani karmaşa. sanki tepetaklak yuvarlanma korkusuyla yaşıyoruz ve ne yapacağımızı bilmiyoruz.
    - evet, sanırım öyle.
  • çok güzel çözümlemelerin olduğu bir film. başroldeki iki karakter de dürüst, bu kadar dürüstlük fazla denecek cinsten. adam kadına gelip "ben başkasına aşık oldum" dediğinde kadının diğer kadının resmini görmek istemesi örneğin. "görmezsem kafamda kurarım, bu daha kötü" diyor kadın; adam gösteriyor. filmin başında kendilerini anlatırken adam aşırı özgüvenli; kadın özgüvensiz, kendini kocası ve çocukları üzerinden tanımlarken filmin sonunda bu terse dönüyor.

    ve bir evlilikle ilgili en çok korktuğum durumdan bahsetmiş. boşanmak isteyen bir kadın boşanma danışmanı olan kadına geliyor. neden boşanmak istediği sorulduğunda kısaca "evliliğimizde aşk yok" diyor ve ardından da şunları söylüyor: "20 yıllık evliyiz, çok iyi biri, 3 çocuğumuz var, hiç kavga etmedik, maddi durumumuz iyi, bunu şımarıklık olarak görebilirsiniz. 15 yıl önce boşanmak istediğimi kocama söyledim, çocukların büyümesini beklememizi söyledi. şimdi çocuklar evden ayrıldı ve ben boşanmak istiyorum. kendime ait bir resim var aklımda ve bu gerçekle örtüşmüyor." danışman kadın "peki daha önce aşık oldunuz mu, bu saatten sonra aşık olacağınızı düşünüyor musunuz" diyecek gibi oluyor. bu sefer de "aşksız bir evliliği yaşamaktansa yalnız olmayı tercih ederim. çocuklarımı sevmedim. önceleri sevdiğimi sanıyordum ancak sonra sevmediğimi anladım. iyi bir anne oldum ama onlara karşı bir şey hissetmedim." diyor. "insan sevmediği bir adamın çocuklarını sevebilir mi?"nin cevabı belki.
  • yirmili yaşlarınızda toy benliğinize, ağır yükler bindirmeye kalkışmışsanız ve bu yükü kaldıramıyorsanız, ilaç gibi gelecek bir film. isveç'in bağrından "yalnız değilsin" mesajı verir film. bir nebze yıkımınızı hafifletecektir. her şeyi daha doğru görebilmenizi sağlayacak.

    sinema kurgusunda, geçişler hızlı da olsa, her türlü çarpıcı bir film. buruk, gudubet bir hayat. bergman büyük adam vesselam.

    --- spoiler ---

    bu yaz 45 yaşına gireceğim.
    bir 30 yıl daha yaşamayı umut edebilirim...
    ama tarafsızca bakarsak, ben bir ceset oldum bile.
    önümüzdeki 20 yıl boyunca yaşamımı başkalarının yaşamını güçleştirerek geçireceğim.
    başlarından atılması gereken...
    ...pahalı, ama üretken olmayan bir birim gibi kabul ediliyorum.
    oysa bunun yaşamımda...
    ...yararlı kılabildiğim, deneyim kazandığım bir olgunluk dönemi olması gerekir!
    ama hiç de öyle değil. "atın şu herifi dışarı."
    "ya da bırakın çürüyene kadar ortalıkta dolaşsın."
    çok yorgunum.
    gerçekte artık hiçbir şey değilim.|kendimi güçlükle tanıyorum.
    birisi üstüme tükürdü ve ben de o tükürükte boğuldum.
    --- spoiler ---
  • johan:
    "bayağı gelse de bir şey söyleyeceğim. biz duygusal açıdan çok cahiliz. bize anatomi, pretoria'daki tarım, hipotenüsün karesinin dik kenarların karelerinin toplamına eşit olduğu gibi her tür boku öğrettiler. ama insan ruhuna ilişkin tek bir şey öğrenmedik. kendimiz ve başkaları hakkında kara cahiliz."

    [johan bunları söylerken marianne esniyordu ve dinlemiyordu...]

    marianne:
    "ve hiçbir zaman ben ne istiyorum diye düşünmedim.

    önceleri inandığımın aksine, bu bencil olmamak değil. bu sadece korkaklık.

    ve bu korkaklık kim olduğumu bilmememden kaynaklanıyor. hiçbir zaman kim olduğumu bilmedim. sadece başkalarının isteklerine göre yaşadım. kendi isteklerimi hiç önemsemedim. hatamız ailelerimizin boyunduruğundan kurtulamamak. kendi koşullarımızla anlamlı bir şeyler yaratamamak oldu. her zaman aynı hatayı yaptık. ailelerimiz için yaşadık."

    [marianne bunları söylerken ise johan uyuya kalmıştı...]
  • çok gerçekçi bir bakış açısı ile evlilik, ilişkiler, bağlılık, bağımlılık gibi onlarca kavramı sorgulatan film.
    mutlaka izlenmeli. bergman ustanın çözümlemelerine hayran kalacaksınız.
    --- spoiler ---

    marianne buradan sana sesleniyorum. sabrın beni öldürdü. taş olsa çatlar be annem. adam neler etti sakin durdun beton gibi.
    --- spoiler ---
  • üç beş yılda bir ani bir can çekmesi sonucu izlediğim bergman filmi. fakat her defasında aynı yeri beni vurur. johan ve marianne çiftinin, evde dostlarını ağırladıkları gecenin sonunda, onların birliktelikleri hakkında konuşup kendilerinin öyle olmadıklarına sevindikleri yerdir burası da. canım bergman, insanla ilgili çok basit ve zavallı bir gerçeği zarifçe kıvırıp kıçımıza sokmuştur zira.
  • kadına saygı duymayan toplumlarda erkeğin gözüne gözüne sokularak izletilmesi gereken film.

hesabın var mı? giriş yap