şükela:  tümü | bugün
103 entry daha
  • sevdiğim bazı şarkıları ve albümleri tekrar tekrar dinlemek gibi bir huyum var. nasıl oluyorsa artık bilemiyorum, müzik bazen insanın içine öyle bir işliyor ki o ezgi kulakta olmayınca insan bazen eksiklik hissediyor. ergenlik zamanlarımda tanıştığım bazı yorumcuları, grupları ve albümleri bugün dinlerken neredeyse aynı deneyimi yaşayıp aynı tadı alabiliyorum. yüzlerce kez dinlendiği için artık etki etmeyen şarkı da çok ama kaliteli müzik dönüp gelip eski yoğunluğunda olmasa da yine bir şekilde dinletiyor kendini.

    dream theater geç karşılaştığım gruplardan, biraz önyargılıydım kabul. scenes from a memory biraz daha geç karşılaştığım albümleri. şimdi kaç ay oldu, kaçıncı dinleyişim unuttum artık. progressive rock deyince pink floyd ve eloy, arada sırada camel, döndüre döndüre eski tabirle kasedi sardırana kadar dinlediğim, bazı şarkıları artık nota nota ezberlediğim gruplarken şimdi dream theatre da bu albümle araya kaynadı. işin tuhaf tarafı, albümde anlatılan hikaye pek de sarmadı aslında haha. buyur burdan yak. therion'da olduğu gibi burda da müziğin ve yorumun gücü esir ediyor insanı. şu dünyada müzik dinlerken tattığım duygu yoğunluğunu çok az şeyde yaşadım. elbette bundan kaynaklanıyor. şikayetçi değilim aslında ama artık dozu azaltıp farklı müzikler dinleyebilsem sevineceğim gerçekten. resmen esir alınmış hissetmeye başladım. böyle de güçlü bir albüm.