şükela:  tümü | bugün
  • almanlarin kisa ve öz kelimelerinden biri daha.. bir baskasinin zarar görmesine sevinme anlaminda. sıfat olarak: schadenfroh
  • suç ve ceza'da dostoyevski'nin bir güzel kelimelere döktüğü ruh hali:

    "hepsinin halinde, en yakınlarının beklenmedik bir felaketi karşısında bile insanlarda her zaman görülen tuhaf bir sevinç duygusu vardı. en samimi acıma, acısını paylaşma duygularına rağmen, istisnasız olarak hiç kimse, böyle bir duyguya kapılmaktan kendisini alamamıştır."
  • almanların en ii yaptigi is olan, bir cok duyguyu tek bir kelimede toplama sanatina gusel bir ornek. birinin basina kotu bir sey geldiginde, icinizde olusan, ozunde ne kadar kotu ve zayif oldugunuzu gosteren, huzur we mutluluk karisimi bir duygu.
  • arthur schopenhauer boyle buyurmus schadenfreude hakkinda: "neid zu fühlen ist menschlich, schadenfreude zu genießen teuflisch."

    "kiskanclik hissetmek insancildir, zarar sevincinin tadini cikarmak ise seytancil."

    (bkz: freude, schöner götterfunken)
  • en acitan ama (belki de) en dogru tanimi erich maria remarque yapmi$tir insanlari seveceksin* romaninda: "yanıbaşında birisi ölürken sen bunu duyamazsın. dünyanın bahtsızlığı da budur işte. acımak ızdırap değildir, acımak başkasının felaketi karşısında duyulan gizli bir sevinçtir.* bu felaket kendimize veya sevdiğimiz birisine gelmediği için aldığımız rahat bir soluktur."
  • uzun yıllar istanbul'da yaşadıktan sonra trafik sorunu olmayan bir şehre taşınıp, kahvaltı eşliğinde sırıtarak istanbul'un yol durumunu izlemektir.
  • bu kavrami hayatlarinda merkezi bir yere oturtmus kisilere de "schadenfreudyen" (ingilizce'de schadenfreudian) denir bildigim kadariyla. 1930'larda cok revactaydi schadenfreudyenlik, ozellikle "babamin penisini fermuarina sıkıstırmasına sahit olup, annemle beraber icin icin, kıs kıs gulmek istiyorum", "ruyamda muza basip dustum, cok eglendim" filan, ama artik cogu iddiasi curutuldu schadenfreudyenlerin, pek kimse ragbet etmiyor. belki eskisi kadar taraftari yok bu akimin, oksuz kaldi biraz, ama kendi akimlarinin oksuz kalmasindan, unutulup gitmesinden tuhaf bir zevk alan schadenfreudyenler hala aramizdalar, onlarin da bu recursive kisirdongunun kiskacindan en kisa zamanda kurtulmalarini umuyoruz.
  • olaya morrissey gibi tersinden bakarsak şu sonucu elde edebiliriz: we hate it when our friends become successful
  • şu durumu dilde tek kelimeye indirgeyebilmek bile bir kültürde bu algının ne kadar yaygın hal ve davranış haline geldiğini göstermez mi. ben de "almanlara laf sokuyorum kendimi hissediyorum" için bir kelime arayışındayım.