şükela:  tümü | bugün
  • yurtdisinda yedigim en guzel turk yemeklerini yapan metinin yeri adli lokantanin bulundugu mahalle.
  • içinde türklere ait birçok kahveyi de barındıran brüksel semti. bu kahvelerden birinde demleme çay beklerken ince belli bardakta sallama çay getirildiğine şahit olduk ve söz konusu semtte yaşayan gurbetçilerimizin de arada kalmışlıklarıyla bir nevi ince belli bardakta sallama çay olduklarına kanaat getirdik.
  • brukselde sakinlerinin cogunlugunu turklerin olusturdugu semt. belçika federal bir devlet, bruksel de bilingual bir sehir oldugu ve her semt mahalle sokak vs'nin ismi hem fransızca hem de flamanca yazıldıgı icin bu guzide turk mahallemizin de iki ismi vardır. schaarbeek flamanca olanı. omrumde ilk kez yurtdısına cıkmanın heyecanı ve merakıyla ilk sabah soyle bi dolanayım avrupayı diyip dolana dolana schaarbeek'de dolanmısım meger. etrafta foto akpınar ahmetin mehmetin yeri kebapcıları neyse de billboard'da berdan mardini posterini gorunce dumur oldugum hayata küstüğüm mahalle. sonraları alıstık tabii schaarbeek in neredeyse sadece afyon emirdaglılardan olustuguna ve hic fransızca flamanca ingilizce ve bilumum ecnebi dillerine gerek duymaksızın rahatlıkla bir turkun hayatını idame ettirebilecegi acaip bir mahalle olduguna. cogu kimlik krizi içerisindeki yarı turkce yarı fransızca konusan kelimenin tum telmihiyle lumpen turk gencleri, bir anadolu kasabasında(emirdag mesela)ki gibi evlerinin onunde dedikodu yapan erken yaslanmıs turk teyzeler, cogu dini bir cemaat veya tarikata mensup ve nadiren pkklı oldugundan suphelenilen esnaflar, onlerinde aynen turkiyede oldugu gibi serseri zibidilerin cirit attıgı liseler, yolda yururken son ses oguz yılmaz havasını tum bruksele dinletme arzusundaki soforlerin arabaları, sıklıkla tukurulmus (yer yer balgam seklinde) caddeler... kardesim turkiyeden uzaklasmak icin gelmişim ben buraya turk gettosunun icine dusmusum. ama olsun orada da farklı bir kultur farklı kimlikler hukum suruyordu. guzel yanları da vardı diyanetin camisinde ligtv maclarını beles izlemek her daim abuk avrupalı yemeklerinden yemek yerine istedigin zaman doner kebap yiyebilmek veya canın isteyince cocostardan mahrum kalmamak gibi. belediye baskanı veya yardımcısı da turk idi hatırladıgım kadarıyla.
    velhasıl bir turk eger bruksele gidiyosa ve az cok da sosyolojik gozlem yapmaya göçtü kulturdu kimlikti meselelerine meraklıysa ve belki de kasvet monotonluk aramayıp turkiyedeki gibi her anı hareketli olsun istiyorsa schaarbeek'e ugramalıdır kanımca.
  • schaerbeek türk mahallesini barındırmaz, tümüyle türk mahallesi ve semtidir.brükselin nerdeyse tam göbeğindedir. yeni ve yabancı bir ülkeye öğrenci olarak gelip ilk 2 ay içinde her türlü sıkıntı, dert, problem ve olumsuzluktan sonra "meridyen" sokağına gidilince insan bir başka mutlu olur, sevinir, bir izmirli olarak kıbrıs şehitlerde hisseder.her türlü türk yemeği ihtiyacı burada karşılanabilir. burdaki türk kızlarının bir kısmı, izmirli kızlardan bile bakımlı ve güzeldir.
    fakat şöyle bir durum olmuştur;
    brüksel'e ilk gelindiğinde elde harita ve bir adres, ev aramaya çıkılır, schaerbeek'e gelinir elleri arakada bağlamış tesbih çekerek yürüyen iki "amcadan" birine adres sorulur. amca kişi adrese bakar, yüzüne bakar ve kavga modunda "sen neden geldin buraya?", "neden ev arıyorsun" "ne işin var senin burada" laflarını ardı ardına sıralarken "öğrenciyim" lafınız arada kaynar. sonuçta "bimeyoom ben" lafını duyarak hızlı bir şekilde uzaklaşırken aklınızda "ulan ben mi türk'üm bu adam mı türk" sorusu takılır. hayal kırıklığı yaşatır. gözleri yaşartır.ama yinede insanımdır dersiniz.
  • su an itibariyle 7 aydir bir oturma iznini cikaramamis "commune" e sahip mahalle. ayrica polis ve commune calisanlari turklere binbir turlu guzel muamele yapmaktadir, ogrenci veya gocmen olmaniz hic farketmez. bruksele geliyorsaniz mumkunse gocmeni az baska mahallelere tasinin misal etterbeek, ixelles, merkez falan filan..
  • çoğunluğunu beşiktaş'lı bir esnafın oluşturduğunu düşündüğüm mahalle...duvarlarında çarşı, q7 yazılarının yanı sıra her kahvede yarı fransızca yarı türkçe fener-bjk muhabbetine tanık olduğum türk göçmen mahallesi...
  • türk mahallesi diye geçinen ama inanılmaz mantık hataları barındıran bölge.

    birinci hata; tavla yok! yüz bine yakın türkün yaşadığı, sağın solun türk tipi bakkal, çakkal, berber, kahve, kebapçı, tuhafiyeci, fırın, kasap, tatlıcı, halıcı vs. dolu olduğu yerde tavla satan bir yer yok.
    şimdi hadi bu neyse diyelim.

    sıkı durun...

    tavlayı bilen yok! insanlarla türkçe konuşuyorum. tavla diyorum. anlamıyorlar. kimisi tabla mı diyor, kimisi o ne diyor. şaka gibi ama kahvenin sahibine bile tavlayı anlatıyorum, zar atıyorsun, taşlarını ilerletiyorsun diyorum falan. absürt bir komedi filmi gibi. türklerin yüzlerce yıllık ithal milli sporu olan tavlanın icadından bile haberi yok lan burdakilerin!

    ikinci mantık hatası daha da komik. temel fıkrası gibi. buranın türklerinin %90'ı afyon emirdağlı, %5'i de bulgaristan göçmeni. geri kalanı da sağdan soldan. şimdi gençler, afyon nesiyle meşhur? 1- sucuk, 2- kaymak, 3- kocatepe ki konuyla alakası yok şuan. oğlum bu mahallede ne afyon sucuğu ne de kaymağı yok lan! uyduruk kıytırık fabrikasyon dana-tavuk-hindi karışımı sucuk dolu her bakkal. afyon sucuğu yok mu dediğimde de yine yüzüne fener tutulmuş tavşan gibi kaldılar. salkım sucuk mu diyon şeklinde ilginç bir soru yönelttiler. sonradan belçika'nın o tarz sucukların üretim tesislerini kapattığını söylediler. at etiyle mi yapıyorlardı diye kıllanmadım değil. bu arada kaymağın ka'sını bile görmedim...
  • aslında sadece türk değil aynı zamanda mısır, fas, afrika, ermenistan, arnavutluk göçmenlerinin de yaşadığı mahalle. ama tabi türk nüfus fazlaca. afyon emirdağ'ı gayet iyi bilen biri olarak bugün burayı gezince paralel evrene gelmiş gibi oldum. demek ki paralel evrende emirdağ schaerbeekmiş. belçika'nın geri kalanına göre daha eğlenceli bir yer olduğu kesin ama bir kreuzberg beklemeyin.
  • bergama restoran gibi nezih ve sulu yemek de bulabileceğiniz türk lokantalarına ev sahipliği eden belediye. bolca türk var. türk lokal ve kahveleri de burada. ben de günün neredeyse on küsür saatini burada geçiriyorum. "küçük anadolu" olarak da bilinir. en azından, güzel karadeniz çayı içiyorsunuz.
  • flemenkçe'de eşek vadisi anlamına gelen semt ismi. sembolünün eşek olmasının sebebi budur ancak türklerin bu semti seçmesinde bir etkisi var mıdır bilemiyorum.

    zamanında bu semtte brüksel'in zenginleri otururken nüfus arttıkça zenginler daha uzaktaki semtlere giderek bahçeli, lüks evlere taşınmışlar. onların gittiği sıralarda ev fiyatları oldukça düşmüş. bu nedenle buralara türkler ve fas'tan gelenler başta olmak üzere müslümanlar ve göçmenler yerleşmiş.

    şimdi şehir merkezine çok yakın olduğu için ev fiyatları 400 bin avronun üzerinde. buradan daha önce taşınan yerli, zengin ailelerin çocukları şimdi merkeze yakın olduğu için burada yaşamak isteseler de fiyatlar yüzünden ev satın alamıyorlar. kiralar da aynı şekilde pahalı.

    onlarca türk market ve restoranı, bir kaç tane türk camiisini ve çoğunlukta emirdağlılar olmak üzere binlerce türkü bu semtte rahatlıkla bulabilirsiniz.