şükela:  tümü | bugün
  • kardeşi gneisenau ile birlikte, bir uçak gemisini topla kafasına vura vura batırma şerefine nail olabilmiş güzide savaş kruvazörümüz. tarihte bir uçak gemisinin bu kadar rezil edildiğine bir daha şahit olunmamıştır.

    efendim, ingilizler norveçten kaçmaktadır. 11 veya 12 kadar hurricane avcı uçağı, bütün olasılık hesaplarını hiçe sayarak bir bir hms glorious adlı uçak gemisine inerler. anlatması zor bunu, hurricane'in uçak gemisine iniş için ekipmanı yok, çok büyük, çok hantal, pilotları tecrübesiz, tek pilotun inemeyip kaza yapması uçuş güvertesini dağıtır... tüm bunlara rağmen büyük ustalıkla iner bütün squadron. ama hürricane o kadar büyüktür ki hangar asansorlerine sığmaz. bu yüzden hepsi güvertede kalır. glorious kendi keşif ve saldırı uçaklarını havalandıramaz güvertesi hurricaneler tarafından işgalde olduğu için.

    scharnhorst ve gneisenau yakalarlar glorious'u bu halde, önce yanındaki iki eskort destroyeri, sonra da uçak gemisini keklik gibi avlayıp yollarına devam ederler.
  • 1943'de batirildigi zaman kendisi ile beraber komutasindaki unlu amiral erich bey'i de beraberinde goturmu$tur.
  • tum askeri ve sivil denizcilik tarihinde en uzun mesafeden (24.175 m) isabet kaydetmi$ sava$ gemisidir. 8 haziran 1940da ingilizlerin glorious ucak gemisini guvertesinden vurmu$tur.
  • 1943 aralıgında 8 u-boot tan olusan eisenbart isimli kurtsurusu ile birlikte jw55b isimli konvoya karsı savasmak icin narvikten demir almıstır, refakatindeki 5 narvik sınıfı destroyerle beraber arktik karanlıgında konvoyu aramıs ancak yas ortalaması 25 olan son derece tecrubesiz u-boot kumandanlarının yanlıs yönlendirmeleri ve ingilizlerin kafa karistirici telsiz mesajları yuzunden konvoyu ciddi farkla ıskalamıstır, gorev gucune komuta eden amiral erich bey destroyerlerini ikmal için geri göndermiş kendisi scharnhorstla tek başına konvoyu aramaya devam etmiştir, bu araştırma sonucunda bula bula duke of york liderligindeki çok üstün ingiliz refakat armadasını bulmuş 13 gemiyle yaptığı 3 saatlik duello sonucu batırılmıştır, beraberindeki 2000 denizci ile birlikte norveçin kuzey burnu açıklarında 300 m derinlikte yatmaktadır.

    bu gemiyle ilgili söylenebilecek en iyi sözü onu batıran görev gücünün komutanı scharnhorstun battığı akşam genç subaylara hitab ederken söylemiştir; "birgün hepiniz bir savaş gemisi komuta edeceksiniz, komuta ettiğiniz gemi çok üstün düşman kuvvetleri ile karşı karşıya kalabilir, sizden isteğim böyle bir durumda geminizi bugün scharnhorstun komuta edildiği kadar cüretli komuta etmenizdir."
  • kaynaktan kaynağa farklılık gösterildiği şekilde kimilerince battlecruiser(savaş kruvazörü), kimilerince ise battleship(savaş gemisi) olarak kabul edilen su üstü performans makinası. doğru tanımlama battleship'tir. çünkü battlecruiser'lar kovalama üzerine tasarlanan; ince zırh(hafif ağırlık), yüksek hız ve manevra kabiliyeti etrafında şekillendirilmiş ve birebir muharebe esnasında ön değil arka saflarda yer alacak makinalardır. battleship'ler ise bizzat göğüs göğüse çarpışma için ön saflarda yer alacak şekilde kalın zırh, ağır top kombinasyonunda tasarlanmışlardır ki, scharnhorst ve gneisenau da böyledir.

    battığı sıradaki komutanı erich bey, aslen destroyer komutanlığından devşirme olduğundan gönülsüz olduğu savaş gemisi yönetiminde çok kritik strateji hataları yapmış ve tüm kriegsmarine'in bu en başarılı savaş gemisinin batışında bizzat sorumlu olmuştur.

    enkazı kuzey denizi'nin dibinde baş aşağı ters şekilde durmaktadır ve ön cephaneliği havaya uçtuğundan burun kısmı yoktur.
  • "god created the world in 6 days.. and on the 7th day he built the scharnhorst!" derler.. öyle seveni vardır.
  • kruvazör sınıfında silahlara (neredeyse), zırhlı sınıfında zırh korumasına sahip dkm’nin yıldız gemisi. wows’ta seveni boldur.
  • 26 aralık 1943'de ikinci dünya savaşı'nın büyük deniz muharebelerinden biri meydana geldi. almanya'nın en meşhur muharebe gemisi scharnhorst kuzey burnu muharebesi sırasında müttefik kuvvetler tarafından batırıldı. norman scarth o görev yapan 18 yaşında genç bir denizciydi. bbc dünya servisi için yapılan bir mülakatta scharnhorst’un batışına nasıl tanıklık ettiğini anlattı: noel günü bize başka konvoya katılmamız emredilmişti, çünkü scharnhorst’un dışarıda olduğu söyleniyordu. scharnhorst’tan çok korkuluyordu. ıı. dünya savaşı sırasında bütün donanmaların en başarılı savaş gemisiydi ve en kahraman gemiydi. tam yol ileri 36 knots hızla dağlar gibi dalgaların içinden geçerek ilerliyorduk. denizde tam bir fırtına vardı. tam yolla ilerlemek için, geminin başı havaya yükselecek ve aşağı inecekti, orada bir müddet havada kalacak ve sanki betona düşmüş gibi çatırtıyla aşağı inecekti; geminin her yerinden su dağları geliyordu. 10uncu kruvazör filotillasına hms belfast, hms norfolk ve hms sheffield katılmamız emredildi. bu grup scharnhorst’a rastlamış ve ona angaje olmuştu. kısa bir çarpışma olmuş, daha sonra scharnhorst kopmuş çok hızlı bir gemiydi ve üstün hızıyla menzil dışına çıkabilmişti. ama bizim koramiral onun himaye etmiş olduğumuz konvoya saldırmak için kuzeye gittiğini tahmin etti ve tahmini doğru çıktı. şöhreti vardı ve onu hak ediyordu. şöhretinin bir ihtişamı, bize, britanya’ya, müttefiklere yönelik bu en tehlikeli tehdidin kariyerini sona erdirebilecek olmamızın heyecanı ve mücadele edecek olduğumuzu bilmenin korkusu vardı. 10uncu kruvazör filotillası ve scharnhorst ile nihayet karşılaştığımızda noel’in ertesi günüydü. vazifesini terk etmiş ve üssü ve sığınma limanı olan norveç fiyortlarına doğru yola çıkmıştı. ortalık zifiri karanlıktı ve biz onu radarlarla gölgesi gibi takip ediyorduk. dosdoğru kaçış yolunu kesen hms duke of york' doğru gittiğini biliyorduk. duke of york tarafından vurularak yara aldı ve hızı yavaşladı. orada duke of york, scharnhorst, bünyesindeki muhtelif muhripler ve bir başka kruvazör jamaica ile 10uncu kruvazör filotillası vardı. hepimiz bir araya geldik ve kıyamet koptu. zifiri karanlık olduğu halde parlak ışık veren ve sahayı gün gibi aydınlatan aydınlatma mermileriyle havai fişekler gibi gökyüzüne atılıyordu gökyüzü aydınlandı, ortalık gündüz gibi aydınlıktı. sona doğru bir torpido atmamız emredildi. hava birazcık sakinleştiği için köprüüstünün sancak kırlangıcında gözcü olarak manevra yerime geçmiştim. scharnhorst çok yakındı ve aydınlatma mermileriyle ve içindeki yangınlarla aydınlatılmıştı. torpidoyu ateşlemek için son hızla ilerlerken scharnhorst'a en yakın kişi bendim köprüüstü kırlangıçta. görkemli ve güzel görünüyordu. onu bütün donanmaların en güzel savaş gemisi olarak tarif edebilirim. meydan okuma hareketi hala kullanabildiği bütün topları ile ateş ediyordu. büyük topların çoğu susturulmuştu. teker teker devre dışı bırakılmışlardı. tam yolla yanından geçerken scharnhorst'tan 20 mm’lik bir topla izli mermiler atılıyordu. 20 mm'lik bir top diğer toplarla mukayese edildiğinde sapan gibidir ve bu muharebede hiçbir rolü yoktur, ancak batmakta olan güvertesinden son bir meydan okuma hareketiydi. ve bu hafızamda kalan şeylerden biriydi beyhude bir hareket ama en sonuna kadar giden bir meydan okuma hareketiydi. “yaşadığım her gün o adamlar için acı çektim” scharnhorst'un meyilli güvertesindeki o adamı resmedebilirim. o adamı bugün bile resmedebilirim. er ya da geç onu bulmak, pusuya düşürmek ve batırmak kraliyet donanması’nın 14 gemisine mal olmuştu. o noktada her şey zifiri karanlığa gömüldü. aydınlatma mermileri bitmişti ve scharnhorst’un batmış olduğunu farz ettim. iskele taraftan yeni bir torpido atışı yapmak için rana girmek üzere harekete koyulduk ve scharnhorst hiçbir yerde görülmüyordu. onun için yavaşladık ve hemen suda yüzen birçok adam gördük çoğu ölüydü, suda yüzükoyun yatıyorlardı, ama bazıları canlıydı. ışıldağımızı açtık ve komutanın sudaki adamlara "scharnhorst gesunken?" diye bağırdığını hatırlıyorum ve gelen cevap "ja, scharnhorst gesunken"di, onun üzerine aşağıya tırmanma ağlarını fırlattık ve bu adamları güverteye çekmeye başladık. 2,000 adamdan otuz altısı kurtarılmıştı. daha sonra başkomutandan duke of york’a katılmamız emrini aldık. onun üzerine ışıldağı kapattık, tırmanma ağlarını yukarıya çektik ve oradan hızla uzaklaştık. o kutup kışının karanlığından gelen, yardım isteyen sesleri hâlâ duyuyorduk ve o adamları dakikalar içinde kesin ölüme terk ediyorduk. bunu yapmak feci bir şey gibi geldi ve hakikaten de öyleydi. ama yapılması gereken de oydu. eğer bir an daha fazla orada kalsaydık biz de o talihsiz adamlara katılabilirdik. o sesleri duyabiliyorum ve yaşadığım her gün o adamlar için acı çektim. hatta alman denizcilerin kahramanlığını övdüğüm için hain olmakla bile suçlandım. ışıldak söndüğünde ve geminin uzaklaştığını duyduklarında neler hissettiklerini tahayyül edebiliyorum. o adamların duygularını gerçekten tahayyül edebiliyorum. claire bowes'un norman scarth ile mülakatı 26 aralık 2011'de bbc world service'in witness programme'ında yayınlandı.
  • son savaşı kuzey burnu muharebesi'nde batarken batıran düşmanlarının gördüklerine göre; ters dönerken ve batarken hala pervaneleri dönüyormuş.