şükela:  tümü | bugün
  • bu sabah gerçekleşen hadise. tüm arkadaşların desteklerini bekliyoruz bulunması için.

    olaya gelince. sabah namazına kalktığım sırada ev arkadaşım schrödinger'in odasının ışığının açık olduğunu gördüm. odaya girdiğimde bir düzenek hazırlıyordu. beni fark edince pis pis sırıtarak çok enteresan bir şey bulduğunu, insanlığın kaderinin bu odadan yükselerek değişeceğini söylüyordu. ne demek istediğini anlamadım. zira kendisi zaman zaman bu tarz şeyler zırvalar, lakin hem fakültede hem ev ortamında söyledikleri pek dikkate alınmayan, anlamlandırılmaya dahi tenezül edilmeyen bir arkadaştır. çevresindekiler olarak tek dileğimiz bu deli saçması hikayelerine rağmen ev kirasını ödemesi ve bir şekilde hayatına devam edebilmesi. konuya gelecek olursak arkadaşımız bir düzenek kurmuş. düzenek dediğim de kapalı bir kutu. normalde ilgilenmezdim lakin nedense içimde bu sefer saçma birşeyler yaptığı hissine kapıldım. bunun çok sevdiği, devamlı bir şeyler anlatıp durduğu bir american bobtail cinsi bir kedisi vardı. onu da ortalıklarda göremeyince iyice işkillendim ve düzeneği sordum nedir bunun olayı diye. düzeneğin içinde radyoaktif bir element olduğunu söyledi ve sonra pis pis sırıttı. dedim patlatmayasın bizi. patlatmaz ama zehirler dedi. çok siklemedim açıkçası ve gülümsedim. devam etti. düzeneğin içinde bir radyoaktif element var refleksif24 ve bozunma yarı ömrü 1 saat, her an kedim ölmüş ya da ölmemiş olabilir dedi. o an başımdan aşağı kaynar sular döküldü. bu manyak bi bok yiyecek diye düşünürdüm hep meğer o gün bugün bugünmüş. kedisi çok tatlı, zeki bir kediydi. evin neşe kaynağıydı adeta. schrödinger'in kedisi olmasına rağmen kendi kedim gibi severdim keratayı. kediyi zehirlediğini düşünerek aniden kutuya doğru fırladım kurtarmak için. bir anda schrödinger benim üzerime atladı. kutuya müdahele etmemem için beni yere indirdi. boğuşmaya başladık. bir yandan bana olayı açıklamaya çalışıyordu. paralel evrenler var.. paralel evren... gibi şeyler söyleyip bir yandan beni etkisiz hale getirmeye çalışıyordu. kolumu sırtıma çekip bileğimi bükerek beni etkisiz hale getirdi. hareket edemedim. çoklu evren teorisini mahvedeceksin diyordu bana. tek endişem kedi hala yaşıyorsa ve ben bu idiotu devre dışı bırakıp duruma müdahele edemiyorsam, kedi öldüğünde yaşıyacağım vicdan azabıydı. o an bi ışık çaktı aklımda. eğer bu ihtimal gerçekse , yani kedi şu an yaşıyorsa ve ben onu kurtaramıyorsam, kedi öldüğünde bu durumu nasıl idrak edebilirdim ki. bir anda aydınlandığımı düşündüm. schrödinger e dur dur dedim. zar zor da olsa sakinleştirerek beni dinlemesini sağladım. aydınlanma yaşadığımı kendisine izah ettim. galiba sen haklısın kardeşim dedim. o da kendisiyle aynı fikirde olduğumu, onu anladığımı düşünerek yavaşça bileğimi ardından da kolumu bırakıverdi. birbirimize bakıp gülümsemeye başladık. sanki çok özel ve aramızda olan bir şey bulmuştuk. nefes nefeseydik ikimizde ve kahkahalar atarak bulunduğumuz yere atıverdik kendimizi. 5 vakit namazı eksik etmeyen, sabah akşam demeden ibadet eden ben bir anda atezmin damarlarıma yavaş yavaş enjekte olduğunu hissediyor derin bir boşluk hissiyle gelen inançsızlığın rahatlığını yaşıyordum. kahkahalar göz yaşlarıyla şenleniyor adeta gotham'ı ele geçirme konusunda başarısızlığa uğramış joker edasıyla saçma saçma mimikler ve seslerle haykırıyordum. inanç ve bilim arasındaki arafta perperişan olmuşken bir anda schrödinger in odasındaki kitaplığa gözüm takılıverdi. kitaplıkta bir tıp kitabı gördüm. o kitap bir anda beni kendime getirerek bu araftan çekip çıkarıverdi. bir anda homurdanmalarımın, belli belirsiz gülüşmelerimin arasına "adli tıp"..adli tıp yeani.. gibi kelimeler girmeye başladı. schrödinger ne olduğunu anlayamadı ilk anda. o hala uyuşturucu almış gibi zafer sarhoşluğu içinde kendinden geçmişti. tekrar titrek dudaklarımın arasından istemsizce belli belirsiz cümleler çıkmaya başladı. hootopsii... otopsi diye bişey var aq..otopsi var tabi yaaa!.. schrödinger ne yaşadığımı çözemiyor, psikolojimi anlamaya çalışıyordu. bir anda ayağa kalktım. e kedi öldüyse ölüm saati otopside belli olur her türlü göt..diye bağırdım buna..yani ortada bir paradox yok. senin yapacağın işi skim deyip kutuya koştum. kutuyu bir açtım ki kedi medi yok. bi süt şişesinin içeriside garip bir sıvı var bir de yanda kedinin tasması. kedi yok diye bağırdım..schrödinger nası yok ölmüş mü diye sordu..ya yok..kedi komple yok dedim. o an aklıma vizontele filmi geldi, olayı bir klişeye bağlayıp kutuyu açmışlar bir de kediyi almışlar..hani kediyi almasalar..gibi birşeyler zırvaladım. schrödinger olduğu yerden fırlayıp yanıma geldi. kutunun heryerine baktı. bu bu imkansız dedi. nası imkansız işte kedi medi yok şizofren manyak dedim. hemen pc yi açtı. ağlar bir halde içine içine mırıldanarak her anını kaydettim aq nasıl kedi yok her anı kayıt altında diyerek klavyeyi tıkırdatıyordu. psikopat odaya kamera koymuş meğersem. kaydı durdurdu. deneyi baştan son sona izletti. gerçekten de kediyi kutuya koyuyor ve kedi hiçbir şekilde kutudan çıkmıyordu. bizim boğuşmalarımıza kadar hepsi kayıt altındaydı yani. o an inanamıyordu bu olanlara. bu nasıl olur filan diyordu. bense sakindin. sonuçta inanç dünyasında yaşayan bir insanım. her şey mümkün bana göre. sen iman et yeter diyen bir kişiliğe sahibim. durumu metanetle karşıladım ve schrödinger e bir hayat dersi verdim. sen kutuya bir kedi koyarsın ölmüş ya da ölmemiş olabilir diye kurgular yaparsın kafanda. ama bizim cennahta bir laf vardır. sen plan yaparsın allah güler. işte sen bunu hiç anlayamadın schrödinger. kedi de imanlı kediymiş vesselam. mucizevi bir şekilde kurtulduğunu düşünüyorum. schrödinger ise şimdilik kedisinin zamanda yolculuğa çıkmış olacağı görüşünde diretiyor. ama eminim ki schrödinger in de artık ateizmle ilgili kuşkuları var. biraz önce imanın şartlarını internette araştırırken gördüm. damarlara din enjeksiyonu gerçekleşmiş bence. religion rises durumu yani.

    neyse konunun özüne gelecek olacak ben kediyi arıyorum. yeşil-siyah ortalama 65 cm boylarında siyah gözlü bir kedi, tasma izi var boynunda. lokasyon kadıköy-moda. gören duyan olursa yeşillendirsin lütfen.