şükela:  tümü | bugün
  • berlin filarmoni orkestrasi ile beraber yaptiklari albumde metallica'nin hatasina du$meyen grup. orkestra'nin kendilerinden bin kat daha iyi muzisyen oldugunu kabul ederek duzenlemeyi onlara birakacak kadar gerceklerin farkinda insanlar.
  • amacım grupları kıyaslamak asla değildir ama şunu yazmadan edemeyeceğim, milleti 360 derece şeyedip, deli gibi reklam yapıp, köprülerde yürütüp bu grubu göt kadar parka tıkmak hangi akla hizmettir ben anlam veremedim arkadaşım.
    100-150 milyon satışı var adamların dünya çapında ve veda turneleri bu. zamane zibidileri bu müzikten anlamıyorsa suç bizimmi yani lan allahsızlar.
  • gelmis gecmis en underrated grup.
  • şarkılarının sizi alıp bir yerlere götürdüğü ve iki alman kardeş tarafından kurulan bir grup.still loving you, wind of change, rock you like a hurricane favorilerimdir.bu şarkıları bilmeyeni burda döverler :))
  • alman rock grubu scorpions, 22 milyon plak ve albüm satarak avrupa’nin en basarili rock gruplarindan oldu. 1969’da solist rudolf schenker tarafindan kurulan grubun çekirdek kadrosunda, gitarist karl-heinz follmer, basçi lothar heimberg ve davulcu wolfgang dziony yer aliyordu. 1971’de rudolf schenker’in kardesi michael schenker gitarci olarak gruba dahil oldu ve yakin arkadasi klaus meine da gruba solist olarak katildi. grup 1972’de, bir alman filmi olan “das kalte paradies”in de film müzikleri olan “lonesome crow” albümünü kaydetti. 1973’te gruptan ayrilan michael’in yerine uli jon roth gruba dahil oldu. grup uli’yle 1974 “fly to the rainbow”, 1975 “in trance”, 1976 “virgin killer” ve 1977 “taken by force” albümlerine imzasini atti. “taken by force”un çikmasinin ardindan uli jon roth gruptan ayrildi ve electric sun adli grubu kurdu. roth’un gruptan ayrilmasindan sonra grup 1978 yilinda “tokyo tapes” ikili konser albümünü piyasaya sürdü. diger bir schenker grubu olan ufo’dan, alkol problemleri nedeniyle ayrilan michael schenker, 1979’da scorpions’a tekrar katildi. schenker’li grup ayni sene “lovedrive” albümünü piyasaya sürdü ve bu albümün arkasindan ilk amerika turnesini gerçeklestirdi. albümün seksüel içerikli kapagi amerika basimlarinda sansürlendi. * bu arada kisisel problemlerini gruba tasiyan michael, uyusturucu ve alkol bagimliligindan dolayi, turneleri kaçirdi ve yerini geçici sure için matthias jabs’e birakti. kendini fazlasiyla ihmal eden michael, sonunda gruptan ikinci kere ayrildi.
    klaus meine, rudolf scmhenker, matthias jabs, basta francis bucholz ve davulda herman rarebell’le yeni kadrosunu olusturan scorpions 80’de “animal magnetism” albümünü yapti ve arkasindan bu albümün dünya turnesine çikti. “animal magnetism” sasirtici sekilde amerika’da altin album ödülü aldi. bu arada meine’in sesini kaybetmesi grubun yeni albüm çalismalarini yavaslatti. bu gelismenin üzerine birçogu dogal olarak meine’in gruptan atildigini düsündü, kisa süre sonra meine’in yerine metal sarkicisi don dokken gruba dahil oldu. 1982’de meine’in gruba yeniden gelmesiyle “blackout” albümü kaydedildi. albümdeki ‘no one like you’ grubun hit parçasi haline geldi. uluslararasi bir basari olan “blackout” amerika’da milyonlarca kopya satti. bu albümün sonrasinda çikan “love at first sting” grubu efsanelestiren çalismalardan biri oldu. 1984 yilinda çikan albümde yer alan ‘rock you like a hurricane’ mtv listelerinde uzun süre yerini zirvede korudu ve gruba platin album ödülü kazandirdi. grup parladigi bu dönemlerde çiktigi turnelerde en yüksek performansini sergiledi.
    1985 yilinda “world wide live” konser albümün çikmasindan sonra, grup iki sene müzige ara verdi. 88’de onuncu stüdyo albümünü yapmak için çalismalara baslayan alman rock grubu, “savage amusement” albümünü piyasaya sürdü ve hit parça ‘rhythm of love’ gruba önemli ölçüde basari kazandirdi. 1990’da piyasaya sürülen “crazy world” grubun tarihinde en çok sattigi albüm olarak bilinir. ‘wind of change’ amerika listelerinde uzun süre yerini üst siralarda korudu. 1993 albümü “face the heat” grubun 90’li yillardaki patlamalarinin durak noktasiydi. hayranlarini hayal kirikligina ugratan bu album altin albüm ödülü bile alamadi. grub 95’te “live bites” konser albümünü piyasaya sürdükten sonra, mercury label’iyla 97’de grubun ‘greatest hits’ toplama albümü olan “deadly sting: the mercury years” albümü piyasaya sürüldü. grup 1999 yilinda “eye to eye” adli pop-tekno melodili eksperimental bir albüm piyasaya sürdü. grup en son berlin philharmonic orkestrasiy’la çaldigi klasiklerini “moment of glory” adli albümde topladi ve 2000 yilinda da bu albümü piyasaya sürdü. 2002 yılına gelindiğinde ise akustik bir konser albumu olan `acoustica' yi piyasaya surdu.
    scorpions otuz yılı aşkın müzik gecmisiyle hard rock'a yon veren grupların basında gelir.
  • "slow a$k $arkilari bestelemenin 110 yolu" isimli bir kitabi okuyup ba$ariyla uygulami$ alien nation di$inda hizli bir parca yapmayi asla becerememi$, slow parcalarindan neredeyse hic biri kotu olmayan, iyi grup.
  • mart'ın 19unda çıkaracakları 'sting in the tail' albümünün ardından müzik hayatına son vereceklerini açıklamış ilahlar. bunu söylemek bana düştüğü için üzgünüm sözlük...
    http://www.the-scorpions.com/english/

    yeni albümlerinin çıkacağını duyduğumda sevincimden uçacak gibi olmuştum. belki dedim, bir umut tekrar gelirler buralara. neden olmasın ki... sonuçta scorpions ile büyüdüm ben. hayatımda en çok kullandığım kelime 'scorpions' oldu belki. beni kırmazlardı... klaus baba yapmazdı bunu...

    wind of change'i ilk olarak babamın bilgisayarını karıştırırken bulmuştum. 8 yaşındaydım daha. misminicik bir çocuk... tüylerim diken diken olmuştu o 'kadife ses'i duyduğumda. ne yaşamışsındır ki o yaşta? scorpions'ı anlayabilmek için sahip olunan duygulardan hangisi vardır ki? ama varmış işte. her gün defalarca dinledim. hep en güzel oydu. en farklı. her şeyin farklısı. öğretmenimin verdiği okuma fişlerine çalışmıyor, wind of change'in hiç anlamadığım ingilizce sözlerini yeni öğrendiğim yazılarla yazmaya çalışıyordum.

    zaman geçti. wind of change'in sadece tek bir harikaları olmadığını öğrendim. daha neler neler vardı scorpions'da... ne şarkılar vardı. ne hayatlar. ne sözler. ne duygular... kendimi hiç bir yerde bulamazken scorpions'da buldum. geceleri hep onu dinledim. gündüzleri hep onu... meğer o benmişim ben de oymuş da bilmemişim bunu...

    iki sene öncesine kadar tek bir rüyam vardı. scorpions gelir ve konser verir ben de bunu en önden izlerim. şükürler olsun ki gerçekleşti. şafak günü sayarcasına gelecekleri zamanı saydım. her yere yazıyordum. son 10 gün son 5 ve bugün... ne yapacağımı şaşırdım o gün gelince. 22 ağustos 2008 scorpions istanbul konseri... işte bir dönüm noktası. en büyüğü!!! gökyüzünde tek yıldız vardı ve ben bir o yıldıza bir de klaus'a baktım. when the smoke is going down dedim. söyledi. o sıralar çok duyardım 'vecd' diye bir şeyi. ve o gün, o an, when the smoke is going down u canlı canlı dinlerken vecd halinde olmanın ne demek olduğunu öğrendim. hissettim. en güzeliymiş... en mutlusu...

    elime ilk defa para geçti. yaptığım fanzinlerin parası. o parayla scorpions albümü aldım. tüm albümlerini alabilmek için öyle çok uğraştım ki... albümleri yetmedi plaklarını arar oldum. nice sahaflar nice tozlu raflar karıştırdım uğruna... halbuki pikapım hâlâ yok...

    ben onları sadece gece sevmedim. sadece şu sabahın 5inde de sevmedim... öyle çok ben oldu ki onlar burcumu soranlara bile 'akrep' der oldum. halbuki akep falan değil... gördüğüm her akrepli şeye saldırır oldum. çünkü onlardan bir parçanın bende olması en büyük mutluluktu.

    posterleri odamı kapladı, amblemleriyle kitap ayraçları yaptım... ve konser biletlerini o günden beri cüzdanımdan çıkarmadım. daha da çıkaramam. scorpions ile kurulmuş bir hayattan bahsediyoruz.

    hep dedim ki 'moralim bozukken scorpions dinleyince tüm neşem yerine geliyor, mutluyken dinleyince ise üzülüyorum.' bu cümlem yüzünden az dalga geçmediler benimle...

    3 seneden beri her sabah scorpions uyandırdı beni. when the smoke is going down ile... güne iyi başlatan şarkı o. her sabah 4 dakika kulağımda o çaldı ki günüm scorpionsla geçsin diye. güzel olsun diye. en güzel...

    geçen onca yılın ardından şimdi etrafıma bakıyorum da her tarafımda scorpions var. ve onlar ayrılıyor... evet sitemim var ama belki de haksız. bana koca bir hayat kazandırdılar artık dinlenmeye hakları vardır. onlar yapabileceklerinin en iyisini yaptılar. yapılabileceklerin...
  • klaus meine'ye almanca şarkı söyleseydiniz çok daha şahane insanlar olurdunuz aslında demek istediğim çocukluğumun elle derme çatma best of kasetlerinde en çok şarkıyla yeralan grubu. ayrıca bolca uzun yol şarkıları bestelemiştir bu adamlar, direksiyon başında olsun otobüste uyuyan güzel kızı öpmek istemekten hemen sonra cama yasladığımız kafamızla olsun yol çizgileriyle özdeşleşmiştir.
  • konserlerinde cakmaklara gaz dolduranlari zengin eden grup
    (bkz: boyle muzik kalmadi)
  • olm söylesenize, bugün scorpions'a gömme günü diye. desenize her bir mayıs'ı bundan sonra böyle kutlayalım, rudolf adam mıdır, klaus ne sikimin antifrizidir diye goygoya koşalım... ne haber vermiyorsunuz lan?

    aga, sen de yetmiş yaşına merdiven daya, sen de hala cayır cayır flying v çal, bunla hala daha yeni şarkılar yap, olm aslında süper geçti lan yıllarımız, farewell falan hikaye dünyanın gördüğü en uzun bisi yapıcaz, bi yandan da yeni albümler çıkarıcaz de, senin de önünde götümüzü duvara vererek saygıyla eğilelim. ne dersin?

    he amk farewell diyolar gitmiyorlar. ne gerginlik yaptınız be.