şükela:  tümü | bugün
  • izlediğim en iyi filmler arasında ilk 10'a çok rahat bir şekilde giren film. 8 bitlik universal studios girişinden son sahnesine kadar yaratıcı bir film olmuş. fantastikliği sonuna kadar kullanmışlar. imdb'de de şu an fena bir puanı yok, 8.0 gayet yerinde. "overrated"* kült filmlerin yanında oldukça güzel bir yerde.

    tekrar tekrar izlenmeyi hak eden bir film. yapan kişinin kafasını çok merak ediyorum, nasıl bir ruh halidir böyle bir eser ortaya çıkabiliyor...
  • 8-bit efektler, atari soundu, arcade kültürü ve sürekli hareket halinde bir sürü genç insan. "keşke daha gençken izleseymişim" diye iç geçirdiğim tek film oldu sanırım. eminim o yaşlardayken izleseydim hayatımın filmi olurdu.
  • michael comeau karakterinin filmin sonlarına doğru bir yan konuşmada "aslında çizgi romanı filmden daha iyi" der. bu replik üzerine "çizgi romanı daha iyi aaaabi" şeklinden maral geyikler yapmanın hiç lüzumu yoktur.
  • uzun zaman sonra -350 gün felan, şafak 96- nihayet bir filmi zevk alarak, içinde kaybolarak izledim. hikaye ile, karakter ile özleşleştiğim için değil böylesi bir yoğunluğu özlediğim için. tesadüfün iğne deliği flörtengiz, karşı tarafı tanımasal dönemdeyken, iki insanın (bir çiftin) aynı işi daha gerçek, daha olması gerektiği gibi yapması içimi ısıttı, yağlarını eritti.

    hepimiz envy adams'ız.
  • filmin credits temasına uygun olarak kare kare akıyor awesome!!! detaylar çok güzel düşünülmüş ve sinemaya aktarılmış film.
  • dün gece izlediğim ve kesinlikle 10/9 verdiğim fantastik filmdir. filmin çok aykırı görselliği var kamera açıları ekrana gelen yazılar ve renkler sizi bir 90lardaki bilgisayar oyunlarının havasına sokuyor. sıkı punk ve indie müzikleri ve tek başına scott'ın esprileri hareketliliği ile süreyi unutuyorsunuz amerika'da şu ana kadar 80milyon dolar barajını geçen ve imdb'de 8,0 puanda olan bu filmi izleyin izletin.
  • çok geniş bir kitleye hitap etmeyen bir film. 90 larda gençlik çocukluk yaşamış herkesin yüzünde eblek bi sırıtış bırakır, öyle izletir bütün filmi. zaten 2 saatlik filmin içine çabuk geçişlerle akıllı yönetmenlikle 5 saatlik malzeme doldurmuşlar, öyle sıkılmak mümkün değil. noluyor konuyu takip edeyim derken ilerliyor zaten film. arada klişe espriler de barındırmasına rağmen gayet orjinal gayet güzel bir film.

    dediğim gibi spesifik bi alıcı kitlesi var ama bu filme bayaa kötü demek için de ya filmden anlamamak ya da film izlemeyi sevmemek gerekir. konuyu beğenmesen sırf sinematografisi için izlersin.
  • çok geniş bir kitleye hitap etmeyen bir film. 90 larda gençlik çocukluk yaşamış herkesin yüzünde eblek bi sırıtış bırakır, öyle izletir bütün filmi. zaten 2 saatlik filmin içine çabuk geçişlerle akıllı yönetmenlikle 5 saatlik malzeme doldurmuşlar, öyle sıkılmak mümkün değil. noluyor konuyu takip edeyim derken ilerliyor zaten film. arada klişe espriler de barındırmasına rağmen gayet orjinal gayet güzel bir film.

    dediğim gibi spesifik bi alıcı kitlesi var ama bu filme bayaa kötü demek için de ya filmden anlamamak ya da film izlemeyi sevmemek gerekir. konuyu beğenmesen sırf sinematografisi için izlersin.
  • bu filmi beğenmeyen birisi hayatında hiç arcade* salonuna gidip cebindeki tüm parayla 2-3 jeton aldıktan sonra 5 dakikada içerisinde tüm jetonları tüketip diğer oyuncuları mekan kapanana kadar izlememiştir.
  • yetmişlerde çocuk olmuşlara pek bir şey ifade etmeyen bir film.
  • süperimsi, ultramsı bi film. tadı damağımda kaldı. renkli karakter portreleri, bir an olsun düşmeyen, cazibesini kaybetmeyen senaryo, insanı zerre sıkmayan kurgu, klâs yönetim. yok yoktu anasını satayım. edgar wright insanını bir kez daha takdir ettim. bakıyoruz daha önceki işlerine: spaced, shaun of the dead, hot fuzz... şahsen birini diğerinin önüne koyamam. scott pilgrim de dâhil hepsini eşit seviyorum. adamın bi standardı var ve o standardın altına düşmüyor. bu belli oldu...