şükela:  tümü | bugün
217 entry daha
  • mezun olduğum üniversitenin su altı kulübünde ve piyasada bir dalış merkezinde stajyer olarak çalışıp edindiğim tecrübeler doğrultusunda ben de bir şeyler anlatmak isterim. söylediklerimde eksiklik veya yanlışlık olduğunu düşünüyorsanız mesaj atmaktan çekinmeyin lütfen.

    eğer tc vatandaşıysanız, bu işi yapmak için başvurmanız gereken yol tssf'ye (türkiye su altı sporları federasyonu) bağlı bir dalış merkezine gidip eğitim almak. tc vatandaşısınız ancak tssf'yle alakası olmayan bir disiplinden bröve aldınız ya da direkt yurtdışında eğitim aldınız; bu durumda aldığınız bröveye denk bir belgeyi parayı basıp tssf'den almak durumundasınız tabi tc sularında dalış yapmak isterseniz.

    eğitim kısmına geçmeden önce, dalış nedir, scuba diving nedir? serbest dalıştan farkı nedir? bunlardan bahsedelim. suyun altına kafanızı soktuğunuz herhangi bir faaliyet dalıştır. küveti su doldurup kafanızı suyun altına soktuğunuzda küvete dalış yapmış olursunuz. gelelim scuba diving'e ( türkçe'de aletli dalış ya da donanımlı dalış diye geçer); scuba kelime anlamı olarak kendinden beslemeli su altı solunum aparatı'nın (self contained underwater breathing apparatus) ingilizce kısaltmasıdır. şu an dünyanın neresine giderseniz gidin scuba dediğinizde herkes aynı şeyi anlar.

    kendinden beslemeli'den kastımız, herhangi birisinin siz dalış yaparken size su üstünden hava göndermesini gerektirmeyecek bir sistem olması diyebiliriz. çok daha eskiden bu tarz sistemlerle dalış yapılıyordu. hatta tehlikeli olsa da günümüzde bu şekilde sünger/midye toplayıcılığı yapanlar mevcut. sistemimiz kendinden beslemeli olduğu için bazı avantajlar ve dezavantajlar barındırıyor. örnek vermek gerekirse, scuba sayesinde su altında istediğimiz yöne gidebiliriz. çünkü hareketimizi kısıtlayacak ya da dolanacağımız bir boru veya hortum yok. bunun yanı sıra yanımızdaki hava kısıtlı "alayım tüpü 5 saat takılayım" deme lüksümüz yok. hatta kaç metrede kaç dakika kalabileceğimiz bile dalış tabloları bize söylüyor.

    scuba'ya dönecek olursak, yaşam kaynağımız olan havayı bize sağlaması için bir tüp, bu tüpteki havayı solumamızı sağlayan tüpe bağladığımız bir regülatör ve bu ikisini rahatlıkla sırtımızda taşımamızı sağlayan; yabancıların bcd (bouyancy control device) dediği bizim sadece bc (bouyancy compansator) dediğimiz aslında türkçesi denge yeleği olan ve su altında büyük ölçüde dengemizi sağlamaya yarayan bu üç ekipmanın birleşimine pratikte scuba diyoruz. birisi size "scuban hazır mı?" diye sorduğunda kastetiği şey, bu üç ekipmanın doğru şekilde kurulu olup olmadığıdır.

    temel olarak serbest dalıştan farkı, tahmin edeceğiniz üzere su altında bir kaynaktan hava alınarak yapılan bir faaliyet olması. serbest dalışta akciğer kapasitemiz, nefes tutma süremiz önem arz ederken scuba'da bunların bir önemi yoktur. çünkü sırtımızdaki hava kaynağımızdan istediğimiz gibi nefes alabiliriz. serbest dalışta dalıcı nefesini tutarken scuba'da asla nefes tutulmaz. bu eğitmeninizin size öğreteceği ilk kuraldır. asla ama asla nefes tutulmaz. ikinci olarak da asla tek başınıza dalış yapamazsınız. bunu da çokça duyacaksınız. no solo!

    şimdi şu nefes tutmama olayını bir açıklayalım.

    scuba diving esnasında bulunduğumuz derinliğe bağlı olarak üzerimize etkiyen basınç sürekli olarak değişmektedir. ancak sürekli nefes alıp verdiğimiz için akciğerimizin hacmi sabit kalmaktadır. eğer nefesimizi tutarsak ve derinliğimizi azaltırsak basınç da azalacağı için akciğerimiz genişlemek isteyecektir. nefes tutarak buna engel olmuş olacağız ve bir noktadan sonra alveoller yırtılıp dolaşım sistemimize hava karışmasına sebep olacaktır. yani dolaşım sistemimizde bir yerler (damarlar) tıkanacaktır. bu istemediğimiz bir durum ve rahatsızlığa sebep olacaktır. eğer yazıyı buraya kadar okuyan dalış tecrübesi olmayan arkadaşlar varsa google'dan arteryel gaz embolisi yazıp konuyu araştırabilirler. serbest dalışta bununla karşılaşmıyoruz. çünkü su yüzeyindeyken aldığımız nefesi su altında verip tekrar basınçlı bir hava solumuyoruz. yani derine gittikçe akciğerimiz küçülüp sonra tekrar yukarı çıktığımızda eski haline geliyor.

    hastalık konularına çok girmek istemiyorum. yazı çok uzayabilir. lakin madem hastalık dedik endişeye mahal vermeyelim. kurallarına uygun yapıldığı sürece hiçbir hastalıkla karşılaşmayacaksınız. ben dalışa başlarken eğitmenlerim şöyle derdi; "dalışa otobüsle giderken başınıza bir iş gelme ihtimali daha yüksek".

    gelelim eğitimlere. tüm disiplinler temel olarak aynı şeyleri öğretir ancak yöntemleri farklılıklar gösterebilir. örnek vermek gerekirse, cmas (tssf'nin baz aldığı) disiplini giriş seviyesindeki pratik eğitimi 3 gün sürer. padi'de ise bu 4 gün sürer. cmas'ta bröveler yıldızlarla adlandırılır. padi'de özel isimleriyle. buna benzer birçok farklılık mevcut. ben cmas disipliniyle yetiştiğim ve federasyonun baz aldığı sistem olduğu için cmas üzerinden gitmek istiyorum.

    hangi seviyede eğitim alırsanız alın önce teorik ardından da pratik eğitim alacaksınız. ya da zaman kısıtlamanız varsa teorik ve pratik eğitim bir arada (genelde piyasadaki dalış merkezleri öyle yapar) olacak şekilde bir eğitimden geçeceksiniz. üniversite kulüpleriyse okulda teorik eğitim verip imkanları varsa ardından havuzda eğitim verip daha sonrasında denizde pratik eğitimleri verir.

    cmas'ta ilk seviyedeki eğitimin adı 1* dalıcı eğitimidir. bu eğitimin teorik kısmında genel başlıklar halinde sınıflandırmak gerekirse fizik kurallarının su altında nasıl işlediğinden, dalış malzemelerinden, dalış hastalıklarından, su altı ya da üstünde neler yapıldığından, dalış planlaması nasıl yapılacağından bahsedilir. bir de bazı merkezler ek olarak size su altı canlılarından bahseder. aslında bu konu her vatandaşın fikir sahibi olması gereken bir mevzu.

    bu eğitime başlayabilmek için 14 yaşını tamamlamış olmak, yüzme bilmek ve federasyonun donanımlı dalış talimatnamesi'nde belirlediği sağlık koşullarını yerine getirmiş olmak gerekiyor. yaş sınırı ve yüzme bilme durumu bazı disiplinlerde yanılmıyorsam farklılık gösteriyor. talimatname demişken federasyonun sitesinden ulaşabilirsiniz. entry sonuna link bırakırım.

    ilk seviye eğitimi tamamladığınızda, yanınızda yeterli bröve seviyesine sahip dalıcı* eşliğinde maksimum 18 metreye kadar dalış yapabilir, ekipmanlarınızı kendiniz söküp takabilirsiniz. bu eğitimin ilk dalışında su seviyesi bel hizanızda olacaktır. eğitmeninizle beraber diz çöküp bazı temel becerileri öğreneceksiniz. ardından diğer dalışlarınızda yavaş yavaş derine doğru gidip en sonunda da 18 metreye dalış yaparak pratik eğitiminizi tamamlamış olacaksınız. alacağınız belge dünyanın her yerinde geçerlidir. eğitmeninize ve sizin performansınıza bağlı olarak bu eğitimler 6 dalışta da bitebilir daha fazla da sürebilir.

    bu arada şunu da belirtmek istiyorum. eğitmen arkadaşlar tüm bu beceri eğitimlerini kafalarına göre yapmıyorlar. bazı yönergelere uyarak yapılıyor. yani hangi beceriyi ne zaman kaç metrede öğreneceğiniz belli. türkiye'de malesef bunun kontrolü varla yok arası. mesela padi'de eğitim aldıktan sonra padi size rastgele mailler atıp anket yollar. "eğitmenin şunu şunu gösterdi mi" şeklinde ve buna benzer sorular sorar. bu yüzden de dünyanın herhangi bir yerindeki padi eğitmeniyle bodrum, fethiye ya da kaş'taki padi eğitmeni aynı şekilde eğitim vermek durumundadır. aksi halde padi, eğitmenin lisansının iptal edilmesine varacak kadar yaptırımlar uygulayabilir. cmas'ta ise yan teknenin eğitmeni bile farklı bir tarz uygulayabilir.

    2* dalıcı eğitimiyle devam edelim. 1* dalıcı oldunuz ve 20 dalış yaptınız. bu dalışları da logbook dediğimiz dalış kayıt defterine kaydettiniz. artık 2* dalıcı eğitimine katılabilirsiniz. "ee ben kafama göre doldururum logbooku" dediğinizi duyar gibiyim. kayıtlı dalışınız olabilmesi için dalış yaptığınız merkezin kaşesi ve dalış badinizin ya da liderinizin imzası olmak zorunda.

    2* dalıcı eğitimine katılabilmek için 15 yaşını doldurmuş olmak, 1* dalıcı olmak ya da bu belgeye eş değer bir bröveye sahip olmak (federasyonun kabul ettiği bir disiplin olmalı, word'den çıktı alıp pvc kaplatıp "ben ekşi diving center'dan eğitim aldım eheh" diyerek olmuyor), yine sağlık koşullarını yerine getirmek ve 20 dalışınız olduğuna dair belge sunmak gerekiyor.

    2* eğitimi de aynı şekilde teorik ve pratik eğitimlerden oluşuyor. teorik eğitimdeki konular biraz farklılaşıyor. çünkü 2* dalıcı olduğunuzda yanınızda en az 2* bröveye sahip başka bir dalıcıyla maksimum 30 metreye kadar dalış yapabileceksiniz. 30 metre sportif dalış limitidir. bu saatten sonra allah da olsanız daha derine dalış yapamazsınız. yapmak istiyorsanız teknik dalışa yönlenmeniz gerekecektir. bu dalışlarda soluyacağınız farklı gaz karışımları olacaktır. o yüzden 30 metreden sonrası başka başlığın konusu es geçiyorum. bir de 18 yaşından küçükseniz 30 metre değil yanınızda en az 3* dalıcı olmak şartıyla 24 metreye dalabilirsiniz.

    dönelim konulara; yanınıza 2* dalıcı alıp dalış yapabileceğiniz için bazı karşılaşılabilecek olumsuz durumlara karşı hazırlıklı olmak gerekecek. artık liderlik yapabileceksiniz. yani su altında yolunuzu bulmanız lazım. bunun için navigasyon dersi alacaksınız. pusula nasıl kullanılır? su altında kendimize neleri nasıl referans alabiliriz? navigasyon'un yanı sıra bir de arama kurtarma hakkında fikir sahibi olmamız gerekiyor. diyelim ki bc'mize taktığımız bir malzememizi düşürdük ya da gopro'muzu düşürdük. imkanlar el verdiği en hızlı ve güvenli şekilde arama dalışı yapıp bulmakta fayda var. dolar euro belli. "gopro'yu sal abi" diyecek durumu olan yoktur heralde. ya da yanımızdaki badimiz bayıldı. kendimizi riske atmayacak şekilde baygın dalıcıyı su yüzeyine çıkaracak teorik bilgiye ihtiyacımız var. ek olarak, hastalıkları daha detaylı öğrenmeye başlayacağız ve gerektiğinde ilk yardım yapacak bilgiye sahip olacağız. bir de güvenli dalış yapabilmek için hangi metrede ne kadar kalabileceğimizi bize anlatan bazı dalış tabloları var. bunları zaten 1* eğitiminde öğrenmiştik ancak üstünden bir daha geçeceğiz.

    pratik eğitimlerde de teorik eğitimleri hayata geçireceğiniz dalışlar yapacaksınız. ek olarak belki duymuşsunuzdur "42 metreye dalış mevzusu" var. onu açıklayalım. 18 metreden daha derine yapılan dalışlara derin dalış denir. 2* olunca derin dalış yapabileceğiz. soluduğumuz havadaki azotun kısmi basıncı belirli bir sayının üstüne çıkınca insan vücudunda toksik etki yaratıyor. bu duruma da azot narkozu (derinlik sarhoşluğu) deniyor. hafiften sebebini anlamadığınız bir mutluluk haliyle başlıyor ve algıları kapatmaya kadar gidiyor. ne olduğunu tam olarak karşılamasa da bazıları 2-3 martini içmişsin gibi bir hal aldırdığını söyler tanımlamak için. ben doğru bir söylem olmadığını düşünüyorum. "3 kadeh bize komaz gardaş" diyenler olacaktır. arkadaş sizin elinizde olan bir şey değil. herkesin başına gelir. kimisi farkına varamaz. derinliğinizi azaltmanız durumunda bu etki geçecektir. neyse sportif dalış limitinin 30 metre olma sebebi bu azot narkozu'dur. bu durumu görmek ve derin dalıştaki değişimleri (ısı, ışık, renk vs.) tecrübe etmek amacıyla 2* pratik eğitimleri kapsamında bir kereye mahsus olmak üzere 42 metreye eğitim dalışı yapacaksınız.

    bir de ilk defa duyanların çok şaşırdığı, 10 numara 5 yıldız duygular yaşatan bir gece dalışı var. aynı 42 metre dalışı gibi bu dalışı da 1 kere yapacaksınız. çünkü gece dalışı'nda şöyle bir saçmalık var; federasyona göre gece dalışı yapmak yasak. aynı federasyon gece dalışı'nı "su altı fauna florasının tanınması ve gece su altı canlılarının aktif hayatının görülmesi amacıyla gün batımından itibaren yapılan dalış" şeklinde tanımlamış. tabi burası türkiye olduğu için bir şeyi yapmak istiyorsanız mevzuata aykırı da olsa arka sokaklardan dolanarak her işi kılıfına uydurabiliyorsunuz. siz istedikten sonra dalış merkezleri bir şekilde gece dalışı yaptırıyorlar. neyse daha detaylı bilgi için gece dalışı başlığına alalım sizi. bu arada padi'de gece dalışı yapmak zorunda değilsiniz. sizin seçeceğiniz bir speciality dalışı da yapabilirsiniz gece dalışı yerine. batık dalışı olur su altı görüntüleme olur vs vs.

    2* oldunuz tebrikler. bu demek değil ki 2* arkadaşınızı alıp dalacaksınız. "yavaş gel birader" derler. yok öyle dalış merkezine gidip malzemeleri alıp dalmak. ha şöyle ki belki çok tecrübelisiniz 500 dalışınız vardır. dalış merkezi de sürekli gittiğiniz bir yer ve sizin dalışınızı biliyorlar. o zaman siz isterseniz lider vermeyebilirler. başınıza bir iş gelirse dalış merkezi bundan sorumlu tutulur. önce bir sakin! henüz yürümeyi öğrendik. koşmaya daha var.

    koyduk bröveyi cebimize 50 dalış yaptık. en az 18 yaşındayız. en az ilkokul mezunuyuz. sağlığımız yerinde çok şükür. artık 3* dalıcı olmamıza bir engel kalmadı derken bir de bakıyoruz ki federasyonun ilkyardım, yön bulma ve derin dalış uzman dalıcı belgesine sahip olmak da lazımmış. neyse çok mühim değil teoride herbirinin eğitimini alıp dalışını yapmamız gerekse de pratikte parayı basıp alabildiğimiz belgeler. bu arada bu uzmanlık dalgası eskiden yoktu. yönetmelikte değişiklik yapıp eklediler. para lazım oldu heralde.

    federasyona göre 3* dalıcı, her düzeyde dalıcılara su altında önderlik yapabilecek beceri ve deneyimi olan dalıcıdır. önderlik yaptığı dalıcıların güvenli dalış kurallarına uygun dalış yapmalarını sağlamakla yükümlüdür. bu da demek oluyo ki sorumluluğumuz çok arttı. her daim teorik bilgimizin güncel olması gerek. güvenlikten birinci derecede sorumluyuz. uygunsuz hareket edenleri dalıştan kesme yetkimiz var. ek olarak tanıtım dalışı uzmanlığı alarak kayıtlı olduğumuz dalış merkezinde deneme dalışları yaptırabiliriz. yani hiç dalış eğitimi ve tecrübesi olmayan birisine 15-20 dk süren bir briefing verip 5 metreye yaklaşık 20 dk dalış yaptırabiliriz. bir de yanlış hatırlamıyorsam 10 beygire kadar kıçtan takmalı botları kullanabiliyoruz.

    3* eğitiminin detayına girmek istemiyorum. merak edenler googlelayabilir.

    bundan sonraki seviyeler artık eğitmenlik. nasıl eğitmen olabiliriz? hangi eğitmen ne yapar onları konuşalım. şimdiye kadarki eğitimlerimizde, bahsetmediğimi fark ettim, teorik eğitimlerin sonunda eğitim aldığınız dalış merkezi (eğitmeniniz) size yazılı bir sınav yapar. bu sınavdan geçer not almanız gerekir.

    eğitmenlik seviyesinde ise tüm sınavlar federasyon tarafından yapılır.

    1* eğitmen, 1* ve 2* dalıcı yetiştirebilir. 2* eğitmen bunlara ek olarak 3* dalıcı yetiştirip bir de dalış merkezi açabilir. 3* eğitmen ise ek olarak eğitmen yetiştirebilir.

    dönelim sınavlara. 1* ve 2* eğitmenlik için önce 3* eğitmen teorik ve pratik eğitimler barındıran bir kurs açar ve bunu federasyona bildirir. siz de bu kursa katılırsınız. tabi yine ön koşulları sağlamanız gerekiyor. kursu tamamladıktan sonra federasyonun önceden yerini ve zamanını belirleyip duyurduğu sınava, sınav harcınızı yatırıp belgelerinizi beyan edip başvurursunuz. genelde manisa ve foça'da, istanbul'da yapılır. bazı bazı başka şehirlerde ya da kıbrıs'ta da olur. 3* eğitmen sınavını direkt federasyon organize eder. düzenleyeceği eğitime katılıp sınavı geçmeniz gerekmektedir.

    1* ve 2* eğitmen sınavları 2 gün sürer. ilk olarak teorik sınava girersiniz. kalmanız durumunda eve yollarlar. geçtiyseniz havuz ve deniz becerileri, ders anlatma, briefing verme gibi becerilerinize bakılır. genelde de birkaç gün içinde sınav sonuçları açıklanır.

    bu sınavların zorlukları federasyonun ruh haline göre değişmektedir. federasyon standartsızlıktan öleceği için sınavın kolay ya da zor olması da önemli değil. siz ne kadar eğitmen olmak için yeterli de olsanız ya da tersi şekilde 40 fırın ekmek yemeye ihtiyacınız da olsa sınavı geçip geçmeyeceğinizi ön görmek zordur. tabi durum böyle diye "dur bir şansımı deneyeyim" diyip sınava girmeyin derim. sonra çok üzülürsünüz. paranıza ve zamanınıza yazık. samimiyetlerine güveniyorsanız eğitmenlerinizi dinlemenizi öneririm.

    çok uzun zamandır bu başlığa yazmak istiyordum. çünkü genelde deneme dalışı yapan yazarlar ya da 1* eğitimi alanlar doğruluğundan emin olmadıkları bilgiler vermişler. daha çok bunları düzeltmek amacıyla yazıya başlamıştım ancak konu çok farklı yerlere gitti.

    dekompresyon hastalığı'dan bahsetmediğimi fark ettim. yani herkesin duyduğu vurgun hastalığından. oluşum mekanizması bakımından daha önce bahsettiğimiz emboli'yle benzerlik gösterse de etken olan madde ve belirtileri itibariyle ikisi birbirinden farklı şeyler. dalış anında soluduğumuz azot kanımıza karışır. biz bu azotu sonrasında nefes alıp vere vere vücudumuzdan atarız. bir süre sonra tamamıyla atmış oluruz. eğer bu atıma bir şekilde izin vermezsek, hızlı yükselmek, dalış tablolarında belirtilen limitlere uymayan dalış yapmak ya da 24 saatten kısa sürede uçağa binip deniz seviyesinden daha düşük bir basınca maruz kalmak gibi, damarlarımızdaki sıvı azot gaz haline geçip (kabarcık) damarları tıkar. buna dekompresyon hastalığı diyoruz. deko hastalığı geçiren birisi dalış hayatına devam edebilir ancak emboli geçiren birinin tekrar dalış yapması çok zordur. bırakın dalışı akciğeri eskisi gibi performans bile veremeyebilir. bu yazdıklarım sizi korkutmak için değil bilakis teorik eğitimin ve güvenliğin önemini vurgulamak için. "e babuş saf oksijenle dalalım o zaman madem bu azot tü kaka" diyenleri duyuyorum. o zaman da oksijen zehirlenmesi yaşarız. bu da istemediğimiz bir durum.

    şu ana kadar yazıklarım ağırlıklı olarak bilgi içeren şeylerdi. aslında doğru aramayı yaparak internetten de bulabilirsiniz. ya da yazdığım bazı şeyleri yazar arkadaşlar önceden yazmışlar sağ olsunlar. madem buraya kadar okudunuz. bir kardeşiniz olarak bazı tavsiyelerde bulunmak isterim.

    buraya "şu dalış merkezinde dalın, çok iyidir güvenilirdir" gibi şeyler yazmayı doğru bulmuyorum. ama tavsiye isterseniz mesaj atabilirsiniz.

    - eğitim almaya karar verdiniz diyelim. öncesinde bir deneme dalışı yapsanız sizin için iyi olabilir. bir tatilinizde deneme dalışı yapıp sonrasında başka bir tatilinizi eğitim için ayarlayabilirsiniz.

    - eğitmeniniz çok önemli. işinin ehli olduğundan emin olmalısınız. ramiz dayı'dan gelsin. evet ama yeteri kadar araştırabilirsiniz* . sizin rol modeliniz olacaktır. ne kadar disiplinliyse siz de o kadar displinli olursunuz.

    - malzemelerden bahsetmedim ancak kendinize en kısa sürede abc dediğimiz maske palet şnorkel alsanız iyi olur. dalış konforunuz artar. maske demişken lensle dalış yapabilirsiniz. ya da optik camlı maske alıp istediğiniz numarada bir cam takabilirsiniz. tecrübe kazandıkça diğer ekipmanları da alma gereksinimi hissedeceksiniz.

    - su tüketimi çok önemli. dalışta vücudumuz dehidre olur. bu açığı kapatmak için elimizden geldiğince boğazımızdan geçtiğince su içmekte fayda var. bazı hastalıklara da davetiye çıkarmamış oluruz. burda kendime de bir özeleştiri yapayım. günlük hayatımda 3 litre su içerim. dalışa gidince aklıma bile gelmiyor. sulak ortamda olmaktan heralde.

    - alkol tüketiyorsanız eğer buna da dikkat etmekte fayda var. önceki günden bahsediyorum. öğlen 2 bira çakıp öğleden sonra dalmak gibi bir şey aklınıza bile gelmesin. buna benzer şeyler yapılan yerden arkanıza bakmadan kaçın lütfen. sabah uyandığınızda akşamdan kalma olmasanız yeter diye düşünüyorum.

    - bulunduğunuz dalış ortamında sizi huzursuz eden bir durum varsa bunu yetkililere söyleyin. hal ve hareketleri sizi rahatsız eden birisiyle dalmak gibi bir mecburiyetiniz yok. ya da düzgün olarak çalışmayan bir ekipmanla...

    - madem emek verdiniz yağmur çamur demeden dalışa koştunuz. imkanınız el verirse bir kızıldeniz'de dalış yapın derim. hatta liveaboard olursa tadından yenmiyor. dalış konforunuz açısından burada ne kadar tecrübe kazanıp giderseniz o kadar iyi. bir de sizden nitrox brövesi isterler. nitrox dediğimiz şey havanın içindeki oksijen oranının fazla olduğu bir gaz karışımı. istediğimiz derinlikte kafamıza göre kalamıyoruz demiştik. ha işte bu nitrox o süreyi biraz uzatıyor. avantajı bu. bir de azot oranı az olduğu için vücudu daha az yoruyor. imkan bulduğunuzda eğitimini alın ilerde lazım olur.

    - son olarak, dalışta tecrübe kazandıkça gereksiz bir özgüven gelir. her zaman için öğrenecek bir şeyleriniz olduğunun farkında olun derim. bu spor bir yarış değil. tuhaf anlamlar yüklemeyin. dalış kazaları daha çok bu tiplerin başına gelir. güvenliği hiçbir zaman esnetmeyin. esnetenlere de müsade etmeyin.

    konunun bilirkişisi değilim. burda benden çok daha tecrübeli hocalarım vardır. elimden geldiğince bilgi ve tecrübelerimi paylaşmak istedim. yazının başında da belirttiğim gibi yanlış yazdığım bir şeyler varsa yeşili yakın lütfen. okuduğunuz için teşekkür ederim. daha sonra aklıma gelenleri editlerim.

    merak edenler için donanımlı dalış.
2 entry daha