şükela:  tümü | bugün
  • odtu insaat muhendisligi bolumunde ogrenci islerinde sorumlu kimsedir guzel insandir. muhtesem web sitesi hazirlar odtu insaat icin ucuk kacik dizaynlar ve temalar bulur. http://sao.ce.metu.edu.tr/ den ulasilabilir son abuk sabuk kreasyonuna. her turlu soruya dogru super cevaplari vardir, her seyi yer yonetmeligi ne durumda ne yapilmasi gerektigini bilir, ilerici bir kisiliktir yani.
  • odtu insaatin en yetkili kisidir denebilir. "sebay abi naaber?" den sonra derdinizi aciklarsaniz bi suru protokol ve dilekceyle ugrasmaya gerek kalmadan kolayca halledersiniz. oibsnin her kapiyi acan sifrelerinden birine de sahiptir ayni zamanda
  • ilk 3 sene tersleyip soğuk davrandığı insanları mezuniyet senelerinde birden adam yerine koyup onlarla muhabbet etmeye falan başlayan odtu inşaat öğrenci işleri sorumlusu..
    hiç unutmam: "x hoca* sizi bütünlemeden geçirecek.. bırakacak olsa böyle yapmaz, bence sınava çalışmayı boşverin gidin ilişik kesmeyle uğraşın.." demiştir de şaşırtmıştır bizi..
  • havasından geçilmeyen adamdır. arasıra boş konuşsa dahi her şeyi bilen adam karizmasını sarstırmaz.

    mezuniyet için okulun her bir yerine imzalatılması gereken kağıt bölüm onayı için sebay durul'a götürülür. isme bile bakmadan atar imzayı:

    + yahu bunu böyle hemen imzaladınız da... ben nerden baksanız 55-60 dersten geçtim mezun olabilmek için. hiç mi merak etmiyosunuz hepsinden geçmiş miyim kalmış mıyım, boşuna mı geçtim onca dersi?

    - bak o imzaladığım kağıdın ön tarafında bişey yazıyo. "mezuniyet ya da kayıt sildirme". sen derslerin hepsinden geçmeden bunu doldurursan farkedildiği an okuldan kaydını sildirdiğinle kalırsın, hiç de umrumda olmaz yani anlayacağın...

    + hiii, kolay gelsin o zaman.
  • bilgi almak için diğer bölüm öğrencilerinin bile ona geldiği(gözümle gördüm), öğrenci işleri doktorasını başarıyla tamamlamış kişi.
  • odtü yapı topluluğu'nun çıkardığı piriket dergisinin sebayan abla köşesine ilham veren, her daim olumsuz konuşmayı erdem sayan, olur işi yokuşa süren odtü inşaat mühendisliği öğrenci işleri kişisi. şöyle ki,

    soru:
    sebayan abla;
    ben 4. sınıf, hiç ripit olmamış satisfaktöri ve ortalaması 2.17 olan 8. dönem öğrencisiyim. boyum 1.78, kilom 83, 21 yaşım.
    dinamik, 323(sıtrakçır), beton, 384 derslerini henüz veremedim. 4. sınıfın ise frii elektiv dışında hepsi duruyor. ben en erken ne zaman mezun olurum?
    cevabınızı heyecanla bekliyorum.

    rumuz: irregılır

    cevap:
    olum 2. dönem sana ders gözükmüyor. anca betonla dinamiği alırsın. sana taş çatlasa 4 ders verirler. anladığım kadarıyla 323 dersini hiç almamışsın. olum neden şimdiye kadar 323 dersini alamadın, anlamayabilmiş değilim. bu bölüme her dönem 200 (yazıyla iki yüz) kişi giriyor, bu bölümün kuralları olmak zorunda. benim için beş parmağın beşi de bir, çocuklar birbirinden ayırt edilir mi?

    sen şimdi en iyisi betonla dinamiğini al, yanına da bi part taym iş bul. hiç olmadı kariyerini inşa edersin. yok ben dünyayı kurtarmak istiyorum dersen yapı topluluğu'na gidersin. önümüzdeki döneme artan sıtrakçır dersleri senin 4 dönem sonra mezuniyetini gösteriyor. 2 teknik elektiv aynı doğrultuda olursa ki bu yükselenine bağlı, 3 dönemde de mezun olabilirsin.

    imza: sebayan ablan

    (bkz: odtü türkçesi)

    böyle böyle 3 dersi kalan mağdura 3 dönem sonra mezuniyeti son derece hakmışçasına önerebilir, şaşıracak bir şey yok.
  • bir kurumda iyi yürümesi gereken kilit bir işin bütün sorumluluğunu tek kişiye verilince ve alternatifsiz bırakılınca, o kişinin nasıl da dünyaları ben yarattım havasına kapılabileceğinin en bariz kanıtı. odtü inşaat mühendisliği öğrenci işlerine uzunca bir süredir bakmaktadır ve görevini ifa ederken öğrencileri fıtık etmesiyle ünlüdür. tamam, işi zordur, nerdeyse 1500 öğrencinin derdiyle uğraşmaktadır -ki bazıları saç baş yolduracak kadar andavaldır- kayıt zamanları bölümün en zor durumda olan adamıdır ama bütün bu zor çalışma koşulları öğrenciyi adam yerine koymamasını haklı gösteremez. derdini kibarca anlatırsan tersler, bugün git yarın gel yapmaya bayılır; olur da işin düşerse mesai saatinde yerinde olmaz saatlerce beklersin, sonra saat beşte gelir mesaim bitti der, seni dımdızlak bırakır. odtü gibi devlet dairesi ortamından elinden geldiğince sıyrılmış bir kurumda en memur zihniyetindeki adamdır. kendisine iş yaptırmanın en kesin yolu, ona öğrenciye davrandığı gibi davranmaktır. yani, saygı ve kibarlık göstermeden yapması gerekeni söylemektir, yokuşa sürerse sesinizi yükseltmektir. öyle yapıldığı zaman karşısındaki dişli mi geliyor ya da daha mı samimi buluyor bilmiyorum ama bu tavır işe yaramaktadır. bu da kendisini yeni tanımaya başlayan genç öğrencilere kıyağımız olsun.
  • savunalacak hic bir davranışı olmayan* oturduğu koltukta kalıcı olduğunu düşünen, üniversitede çalışmakta olan sıradan bir memur olduğunu unutup egosuna, kafasına göre ve insiyatifine göre iş yapan, yapmakla kalmayıp, bugüne bugün ağzından "haklısınız" lafı çıkmamış; odtü inşaat mühendisliği bölüm içi öğrenci işleri sorumlusu.

    odtü inşaat mühendisliği hayatı boyunca sebayla takışmamış, yahut üstüne yürümemiş öğrenci sayısı hayli düşük. en azından çevremdeki insanları örnek alıp analiz ettiğimiz de böyle. arada muhabbet ettikleri yok değil ki bu insanlara yaptığı torpilleri, biraz daha devam ederse isim isim verip dilekçe halinde rektörlüğe sunacağım. kimler hangi dersleri alamıyorken aldı da, kimler hangi dersleri değiştirmedi peheey. ha sorarsanız benim öyle bir yetkim yok. yok da çaprazında ve arkadan da iki oda var onlarda ne yetkiler var sen benden daha iyi biliyorsun. yönetmelik böyle bana böyle söylendi diye ne yalanlar arkadaş.
    hani biraz daha sıkıştırırsanız ben sizin senin iyiliğin için böyle yapıyoruma yahut suistimal ettiniz yapmıyorum'a dönüyor.

    neyse efendim, bu adama gidersiniz, derdinizi anlatırsınız 10 dakika; karşılığında karşındakini adam yerine koymayıp:
    -poposunu* dönüp bilgisayar başındaki işine devam edebilir.
    -telefon açabilir.
    -telefon cevaplayabilir
    -sizi bırakıp odadan çıkabilir.
    -3-4 dakika susup "şimdi anlat" diyip yukarıda belirtilenlerin sonlu döngüsüne girebilir.

    ha, olur da cevap verecek olursa da,heyecanlanmayın alternatifler şöyledir:

    "sen git şu zaman gel"
    "sen git bunu şununla konuş "
    "o benim problemim değil"
    "o senin problemin ben mi dedim sana yap diye"
    "başkaları niye bu durumda değil"
    "o iş olmaz boşuna dilekçe yazma"
    "o daha belli değil"
    "onu sen takip edeceksin"
    "onu sen götüreceksin"
    "onu sen alacaksın"
    "onu ben yapmam"
    "sen merak etme ekleriz biz onu"
    "sen merak etme düşüreceğiz bir onları"
    "ben bu bölümde şu kadardır burdayım bu durumda olan ilk sensin"
    "ama o zaman suistimal ediyordunuz"
    "x okulda ara bul"
    "ben bunu imzalamam"

    özetlerini yazdığım bu standardize olmuş hal ve tavırları karşısında hemcinsleri zamanla tahrik olur. sabredildiği yerden sonra karşılıklı bağrışma ve süregelen kavgalar olabilir.
    nitekim yine standart olarak her dönem 5-6 kişi tekme tokat girebilecek potansiyelde üstüne yürürür. kalan çoğunluk ise atarlanıp küfür etmekle yetinir.

    sevgili sebay, okuyorsan ve farkındaysan sana sebay diyorum, çünkü sen o koltukta bana ve bizlere yardım etmek için varsın. oturduğun koltuğun kapısının girişince öğrenci işleri yazmakta nitekim. sana saygı duymama sebep olacak tek şey ise yaşın.ne hocamsın ne akrabam ne de saygı duyulacak bir pozisyondasın.
    ama yaşının adamında bir kişiliğin olsaydı, sana sebay bey diyebilirdim. ama durduk yere de böyle bir saygı ve resmiyete gerek yok, ben şahsen hakettiğini düşünmüyorum.
    sen, her ne olursa olsun metanetini koruyup, en kibar dil ve tavırla karşındakinin işini halletmek yahut ilgili birimlere aktarmakla yükümlüsün. bu okulda ve devlette bu yüzden para almaktasın. senin günde hangi tip(ki belki o tiplere ben de dahilim) adamla ilgilendiğin inan beni ilgilendirmiyor. aynı benimkinin de, seni ilgilendirmediği gibi.nitekim ben odana geldiğimde, sana özel yaşantımdan iş hayatımdan yahut sosyal okul hayatımdan bahsetmiyorum.

    ha bunları yapamıyorsan istifa et. yani kimse tutmuyor ki seni. bas git.
    her insan yaşantısında ve iş hayatında hatalar yapabilir, yapıyor da. fakat bunları anlatıp, çözümler üretmek yerine ,karşındakine hatanı savunmaya devam edersen ;bir gün seni hırpalarlar. yani inan, ben çok adam tanıyorum buna can atan; ama mezun olup giden ya da olacağı için sabreden.

    ha bu çözüm olur mu bilmem.
    ama işinizi halletmenin en güzel yolu, haklı olduğunuzun düşüncelerinizi bir kağıda şikayet dilekçesi halinde yazın. efendim gidin bunu masasının önüne koyun, diğer bir kopyasını da gidin rektörlüğe verin.açık bir şekilde aha böyle böyle yapmıyorsanız ben bu dilekçeleri teslim ediyorum deyin. misal geçen dönem irregular verdikleri dersi bu dönem vermediler mi. çok net alırsınız bunu. örmekleri mevcut bir dilekçeye bakar.

    bir şeyin deadline'ı geçti ama ilan panosunda ya da site de belirtilmemiş mi, **** kan alırsınız merak etmeyin.
    ne adamlar 1 hafta uğraştıkları işleri, 1 saatte hallettiler böyle.
  • odtü inşaat 11. dönemime başlarken yeni arkadaşlara bu insan hakkındaki en doğru önerim, muhatap olmanız gereken bir insan değildir zira istediğiniz şey bölümün seve seve yapmak zorunda olduğu bir şeyse yapar (ki ona rağmen çoğu zaman "bunu seve seve yapmak zorundasınız" ifadesini daha kibar haliyle kullanmanız gerekir) yok öyle değilse regular bir öğrenci dahi olsanız "ne olacak bir dönem de bizim için oku" diyebilecek kadar pervasızlaşabilir. öyle ki bir gün "o vereceğiniz diplomayı alın, kıvırın....**" dememek ve kavga etmemek için insanın kendisini gerçekten tutmasını gerektirir. gerçi tüm bu öfkeyi kendisine çekmesine tek sebep tavırlarıdır, yoksa kapısına yazı assa dese ki "bölümü yök'e şikayet ettiğinizde bizim başımız ağrayacaksa işinizi yaparız, yoksa defolun* gidin meşgul etmeyin" insanlar samimiyetinden dolayı saygı bile duyarlar.

    not: kendisinin düştüğü durumda saçma sapan tavırları dışında suçu yoktur, suçlu olan her sene kafasına göre "bu sene de bunu deneyelim abi, ehe ehe gebersin öğrenciler, mezun edeni sevsinler" mottosuyla yönetmelik değiştiren, olmadı zincir sistemini sarmaşık yapan hiçbir şey yapamazsa 3-5 dersi kaldırıp yerine yenilerini koyan, en olmadı derslerin sınıflar arası yerini değiştiren bölüm yönetimidir.