şükela:  tümü | bugün
  • birçok talebe yetiştirmiş bir bestecidir. kendisinden meded, istediğim hakdır benimdemedim mi? ve benim çok sevdiğim öten bülbüllerisimli kasideleri dinleyebileceğiniz bir besteci. ne yazık ki internetteki kayıtları oldukça kötüdür, umarım çok daha temiz kayıtları bulunur. çünkü aynı kasideleri klasik gruplardan dinleyin bir bir de hüseyin efendiden bambaşka olduğunu göreceksiniz. sünbül-i metal müzik.

    http://launch.groups.yahoo.com/…enleri/message/1289
  • hazret sebillere su taşırken gazeller, kadiseler okurmuş. o yüzden bu isimle anılır. meşrebi uşşakiliktir. hatırladığım kadarıyla yirminci yüzyıla üç beş yıl kala dünyaya gelmiştir. osmanlı tekkelerinin anlatılamaz havasını solumuştur, o terbiyeyle büyümüştür. o tekkelerde meşk etmiştir ve o zevkin son temsilcilerinden, icracılarından biridir. yetmişli yılların ortalarına kadar yaşamıştır. bir çok talebe yetiştirmiştir, şu an yaşayan en kıymetli talebelerinden birisi celal yılmaz'dır.
    onun meclisinde bulunanlar gözünün hep yaşlı olduğunu söylerler. dertli bir insanmış, yüzü pek gülmemiş.zaten bir kaydını dinlerseniz sesindeki melalden herşey anlaşılır. bilinen eserleri kendi tarzıyla, farklı yorumuyla icra etmesi de en belirgin özelliklerindendir. şanslıyız ki elde hali hazırda bir sürü kaydı var. (ben de bile var,isteyen olursa gönderebilirim)
    bir de geçen yıllarda kudsi ergüner journeys of a sufi musician albümüne iyi bir kaydını koymuş. (albümdeki bütün kayıtlar, icracılar çok kıymetlidir bu arada) sesini duymak isteyen bunu dinleyebilir.
  • muavenet-i milliye isimli bleriot xi/b tip uçağı ile, 8 şubat 1914'de istanbul-iskenderiye uçuşunu gerçekleştirirken, sam yakinlarinda dusup hayatini kaybeden ve sonradan osmanli basini tarafindan 1. cihan harbi'nin sembol kahramanlarindan biri haline getirilen tayyareci fethi bey icin okudugu mersiye ile ilk defa buyuk un yapmis buyuk hafiz, gazelhan, kasidehan ve mersiyehan.
  • pir sultan abdal'ın "demedim mi" diye bilinen eserinin bestesini yapmış büyük sanatçıdır.
  • anlatırlar ki:
    yine bir gün sırtında sebili su satarken, yorulmuş, bir ağaca yaslanmış, gözünü kapayıp kaside söylemeye başlamış. gözünü açtığında, çevresinde büyük bir kalabalığın hayranlıkla onu dinlediğini görmüş. o kalabalık içinden bir kadın, üzerindeki tüm mücevherleri çıkamış, avucuna koymuş. 'bunları dergaha, başkalarına verme sakın.' demiş. o mücevherleri satıp kendine ev yap(tır)mış.

    internette taş plak kayıtlarını dinledik birkaç saat önce - ve hatta şu an yine dinlemekteyim. yok böyle bir şey ya rabbi! keşke imkan olsa, o taş plakları da dinleyebilsem.
  • şuradaki adreste, kendisi hakkında tafsilatlı malumat bulunabilir.

    --- spoiler ---

    1894 yılında, istanbul’un kadim mahallelerinden birisi olan şehremini'de dünyaya gelen hüseyin sebilci, seyyid bir soydan gelmektedir. ağabeyi mazhar ile birlikte küçük yaşta istanbul tasavvuf hayatında hatırı sayılır bir yer edinmiş ve bu iki kardeş sesleri ile de bulundukları meclisteki insanları feyiz dolu nağmeler ile mest etmişlerdir. amcası ise, dönemin önemli uşşâkî şeyhlerinden kasımpaşa tekkesi postnişîni mustafa hilmi sâfi efendi’dir. küçük yaşta onun himayesine giren hüseyin sebilci, sâfi efendi vasıtası ile gençliğinde iyi bir musiki kültürüne sahip olmuştur. dönemin önemli musikişinasları arasında yer alma nasibine erişmiş sebilci, özellikle tekke musikisi formunda birçok icranın günümüze aktarılması hususundaki birikimini, yıllar sonra, bu yaşlarda kazandığı bilgiler sayesinde sağlayacaktır.

    türkiye’nin birçok önemli son dönem tekkesinde zâkirlik icrasında bulunmuş hüseyin sebilci’nin kendi meşrebi ise, amcasından gelme olan uşşâkîliktir. gençlik yıllarında istanbul’da başlıca tophane kâdirîhânesi, kasımpaşa aynî ali baba tekkesi, karagümrük nûreddîn cerrâhî asîtanesi olmak üzere önemli birçok tekkede bu vazifeyi icra etme şansı yakalamış olan sebilci, balkan harbi’nin patlamasıyla askere alınmıştır. o dönemde dervişlerden müteşekkil bulunan mücahîdîn-i mevlevî alayına katılmış ve önce halep’te sonra da şam’da vazife yapmıştır. hayatının 5 yıllık müddetini kapsayan bu askerlik süreci, sebilci’nin birbirinden ilginç hatıraları ile doludur. kanal cephesinin düşmesi ile birlikte geri çekilen birliklerin içinde bulunan sebilci hüseyin, askerliğini bu alayda tamamladıktan sonra istanbul’a avdet etmiştir.

    tekkelerin kapatılmasına kadar zâkirbaşılık görevinden ayrılmayan sebilci, bu dönemden sonra iş sıkıntısı çekmiş ve icra yönünü zaruri olarak gazelhânlığa ayırmış; istanbul, ankara, izmir gibi birçok önemli şehirde çeşitli saz topluluklarında gazelhânlık icralarında bulunmuştur.

    sebilci'nin sahip olduğu musiki kabiliyetlerinin en müstesna olanı şüphesiz ki mersiyehânlığıdır. ölüm matemi için okunan bu eserler hususunda sahip olduğu bilgi birikimi onu, yetiştiği çevrede adeta tek isim olarak tanıtmış olup özellikle kerbelâ matemi ile ilgili okuduğu hz. hüseyin efendimiz ile ilgili mersiyeler, birçok ehl-i beyt aşığının kalbini yakmıştır. sebilci bu mersiyeleri okudukça yanan kalpler ona daha da hürmet göstermiş, son dönemde muharrem ayı denince akla gelen ilk isim sebilci hüseyin efendi olmuştur. kerbelâ mersiyeleri yanında okuduğu cenaze mersiyeleri ile de önemli bir icracı olmuş sebilci'nin bu mersiyelerinden birisi kayıt altına alınmıştır. ilk türk hava şehitlerimiz için okuduğu “ağla annem, ağlamanın yeridir. tayyareden düşen oğul fethi'dir” mısraları ile biten bu meşhur hava şehitleri mersiyesi plak haline gelmiş önemli bir kayıttır. sebilci, bundan başka birçok film müziğine de duygulu mersiye ve gazeller okumuştur.

    icralarındaki üslubu ile adeta son örnekleri bizlere aktarmış olan sebilci hüseyin efendi, yanık ama bir o kadar da vakur sesiyle “sebilci tavrı” olarak anılacak bir icra üslubunu, musiki camiasına incelenmesi gereken bir tavır olarak kazandırmıştır. daha sonraki dönemlerde icralarının yanında besteler de vücuda getirmeye başlayan hüseyin sebilci’nin ilahi formunda bestelediği bu eserlerde de tavrı açıkça görülebilmektedir. notasyon konusunda en ufak bir bilgisi olmayan sebilci, icracılığından gelme muhteşem makam bilgisini eserlerinde kullanmış ve bu sayede harika melodik cümleler geliştirmiştir. güfte hâkimiyetinin çok yüksek seviyede olduğu bu eserler “türk tasavvuf müziği” adını alacak tekke musikisinde eşsiz bir boşluğu doldurmuştur. notaya alınabilmiş 42 ilahisi bulunan bestekâr sebilci hüseyin efendi’nin peygamber efendimiz ile ilgili kaleme aldığı bir de na’at-ı şerifi bulunmaktadır.

    hayatının son döneminde mersiyehânlık kültürünün kenarda kalması ile daha çok mevlidhân olarak anılan sebilci hüseyin, yaşlılığında sıkıntılı dönemler geçirmiştir. bu zamanlarda kendisine destek olan önemli kişilerin başında "sahaflar şeyhi" lakabıyla anılan muzaffer özak gelmektedir. 1975 yılında üsküdar’da yalnız yaşadığı evinin kapısı önünde hayata gözlerini yuman sebilci hüseyin, yeni valide sultan camii’nden sevenlerinin katıldığı kalabalık bir cenaze töreni ile son yolculuğuna çıkarılmıştır. bu cenaze törenini bizzat yöneten muzaffer ozak’ın gerçekleştirdiği eşsiz zikrullah ve tasavvufi ananeler eşliğinde âlem-i cemale uğurlanan hüseyin sebilci’nin kabri karacaahmet mescidi’nin arka kısmındadır.

    --- spoiler ---
  • şöyle bir fotoğrafı vardır.

    bilmeyenler için sağdan ikincidir hazret. solundaki ise hafız celal yılmaz hocadır.

    fotoğraf özel bir arşivden alınma, fazla yaymayın duyulmasın görülmesin. kızar sonra murat hocam.

    plağa bir gazel okumuş ki 40'lı yıllarda..aman aman

    "aldanma gönül mihrine fettândır o dilber
    canlar yakıcıdır âteş-i sûzândır o dilber
    bilsen ne yaman câzibeli gözleri var
    âşûb-i cihân âfet-i devrândır o dilber"

    ömer lütfi akad'ın çalsın sazlar oynasın kızlar filminde de bir gazel okumuş hazret;

    "o güzel gözlerinin cazibesi beni billah yakıyor
    o leziz şahab ile bir kevsere meyyal akıyor
    böyle teravette müdam olduk gördükte seni
    sümme haşa budur allah diye insan tapıyor.."

    ve kendisinin yazdığı bilinen bir tek şiiri varmış ki şöyle bitiyor;

    "...
    bu sebilci kulunun cürmünü affeyler isen
    bahr-ı lûtfundan aceb zerrece noksan mı olur yâ resûlallah"

    ben dinlemedim ama ses kayıtlarının birinde rıfailer üzerine bir sohbet ediyor imiş. edirne 2. balkan savaşı'nda geri alınınca istanbul meşayihi ve dervişanı edirne'ye kutlamaya gitmiş. selimiye camii'nde dualar okunmuş ve sair.. bir rıfai şeyhi eline kocaman bir topuz almış, selimiye'nin kubbesine dek sallamış, sonra yere uzanmış, topuz karnına saplanmış. ve bilindik rıfai ritüelini gerçekleştirerek ayağa kalkmış. sebilci'nin eşi inanmamış buna, kayıtlarda "hadi canım" vs. gibisinden sözler ediyormuş, sebilci bey de "ya hu gözlerimle gördüm gözlerimle" diyor imiş.

    ruhu şad olsun, ahirette elinden su içmek nasip olsun.
  • su sattığını söyleyenlere prim vermemek lazım.. su dağıtırmış hazret.. keşkülü var yanında, isteyen para atar, istemeyen atmaz, isteyen istediği kadar atar..

    parayla su mu satılırmış..?
  • ''sıcak yaz günlerinde gazeller okuyarak insanlara bedelsiz su dağıtmak âdeti, istanbul'un kadim geleneklerinden biriydi. omuzlarında sebillerle gezen gazelhânlar, okudukları irticali besteler ile insanlara su ikram ederlerdi. bu ikram tabii ki bir destekleyici tarafından karşılanır ama su kesinlikle insanlara ücret karşılığı dağıtılmaz, ikram edilirdi.

    icrâ ettiği "sebilcilik" mesleğinde şöhret bulmasıyla birlikte adı her yerde "sebilci" şeklinde anılagelmiş hüseyin okurlar, osmanlı-türk tasavvuf kültürünün günümüze intikali hususunda önemli kültür köprülerimizden birisi olarak adını tarihin tozlu raflarında saklamaktadır. günümüzde kültür tarihi açısından hatıraları tozlanmış ve incelenmeyi bekleyen birçok insan gibi sebilci hüseyin de araştırılmamış ve kendisi hakkında neredeyse hiçbir derleme gerçekleştirilmemiştir.

    1894 yılında, istanbul'un kadim mahallelerinden birisi olan şehremini'de dünyaya gelen hüseyin sebilci, seyyid bir soydan gelmektedir. ağabeyi mazhar ile birlikte küçük yaşta istanbul tasavvuf hayatında hatırı sayılır bir yer edinmiş ve bu iki kardeş sesleri ile de bulundukları meclisteki insanları feyiz dolu nağmeler ile mest etmişlerdir. amcası ise, dönemin önemli uşşâkî şeyhlerinden kasımpaşa tekkesi postnişîni mustafa hilmi sâfi efendi'dir. küçük yaşta onun himayesine giren hüseyin sebilci, sâfi efendi vasıtası ile gençliğinde iyi bir musiki kültürüne sahip olmuştur. dönemin önemli musikişinasları arasında yer alma nasibine erişmiş sebilci, özellikle tekke musikisi formunda birçok icranın günümüze aktarılması hususundaki birikimini, yıllar sonra, bu yaşlarda kazandığı bilgiler sayesinde sağlayacaktır.

    türkiye'nin birçok önemli son dönem tekkesinde zâkirlik icrasında bulunmuş hüseyin sebilci'nin kendi meşrebi ise, amcasından gelme olan uşşâkîliktir. gençlik yıllarında istanbul'da başlıca tophane kâdirîhânesi, kasımpaşa aynî ali baba tekkesi, karagümrük nûreddîn cerrâhî asîtanesi olmak üzere önemli birçok tekkede bu vazifeyi icra etme şansı yakalamış olan sebilci, balkan harbi'nin patlamasıyla askere alınmıştır. o dönemde dervişlerden müteşekkil bulunan mücahîdîn-i mevlevî alayına katılmış ve önce halep'te sonra da şam'da vazife yapmıştır. hayatının 5 yıllık müddetini kapsayan bu askerlik süreci, sebilci'nin birbirinden ilginç hatıraları ile doludur. kanal cephesinin düşmesi ile birlikte geri çekilen birliklerin içinde bulunan sebilci hüseyin, askerliğini bu alayda tamamladıktan sonra istanbul'a avdet etmiştir.

    tekkelerin kapatılmasına kadar zâkirbaşılık görevinden ayrılmayan sebilci, bu dönemden sonra iş sıkıntısı çekmiş ve icra yönünü zaruri olarak gazelhânlığa ayırmış; istanbul, ankara, izmir gibi birçok önemli şehirde çeşitli saz topluluklarında gazelhânlık icralarında bulunmuştur.

    sebilci'nin sahip olduğu musiki kabiliyetlerinin en müstesna olanı şüphesiz ki mersiyehânlığıdır. ölüm matemi için okunan bu eserler hususunda sahip olduğu bilgi birikimi onu, yetiştiği çevrede adeta tek isim olarak tanıtmış olup özellikle kerbelâ matemi ile ilgili okuduğu hz. hüseyin efendimiz ile ilgili mersiyeler, birçok ehl-i beyt aşığının kalbini yakmıştır. sebilci bu mersiyeleri okudukça yanan kalpler ona daha da hürmet göstermiş, son dönemde muharrem ayı denince akla gelen ilk isim sebilci hüseyin efendi olmuştur. kerbelâ mersiyeleri yanında okuduğu cenaze mersiyeleri ile de önemli bir icracı olmuş sebilci'nin bu mersiyelerinden birisi kayıt altına alınmıştır. ilk türk hava şehitlerimiz için okuduğu "ağla annem, ağlamanın yeridir. tayyareden düşen oğul fethi'dir" mısraları ile biten bu meşhur hava şehitleri mersiyesi plak haline gelmiş önemli bir kayıttır. sebilci, bundan başka birçok film müziğine de duygulu mersiye ve gazeller okumuştur.''