şükela:  tümü | bugün
  • ilk çıktığı günden bu yana hafızama kazıdığım mayın tarlası adlı şarkının sözleridir benim için.

    kişiden kişiye farklılık gösterebilir.

    --- spoiler ---

    korkmuşum düşmüşüm kalkmışım
    sevişmek sevmekten gelir inanmışım
    elimden tuttuğunda öyle bir güvenmişim ki
    bize birşey olmaz sanmışım
    hep sanmışım.

    --- spoiler ---
  • bir yanda hiç susmadan konuşan dudaklar
    bir yanda küsüp susmuş sessiz akıllar
    dibe vurduysak ne olmuş elbet çıkarız
    bir gün var bir gün yokuz kiralıkmış hayatlar

    'her gün güneş doğar yeter ki açık olsun perdeler'
  • “sen kibritin hiç yanmayan ucunda
    birinin hayatından geçmiş oldun.”

    sırf bunun için şebnem konserine katılıp kibriti tersten çakmakla yakıp onla da sigaramı yakmak istemiştim. bu yaz çok yaklaştım ama bir yandan da olmamasını istemiştim ve olmadı kulağa saçma geliyor ama o sahilde yapabileceğim en anlamlı eylem buydu.
  • ''bütün kitapların arasında kurutulup saklanan, anılarla dolu bir yerdeyim
    bütün sözcüklerin cümlelerden kurtulmuş gibi, incitmeden özgür kalabildiği yerdeyim''

    (bkz: ben bir mülteciyim)
  • her bahar öncesinde
    kardelene dönüşmeyi
    kopmayı koparılmayı anlat

    karanlıkla dans etmeyi
    sonra ölmeye yatmayı
    kahpe dunyayı anlat.
  • bu aralar “bütün oyunlarda herkes kadar benim de payım var.” sözüne takmış durumdayım. (bkz: oyunlar)

    şarkının düzenlemesi ve melodisi bir yana, iyiden iyiye özeleştiriye büründüğüm bir dönemdeyim ve bu dönemde bu şarkıya ve özellikle de bu sözüne hiç yoğunlaşmadığım kadar yoğunlaştığımı fark ediyorum.
  • ''derim kalın mıdır incecik mi
    çelikten üstüm başım paslı kirli
    bildiklerim bilmediklerim gelsin bütün silahlarıyla
    tek bildiğim var, kurşun geçirmem''

    (bkz: girdap)
  • geçmişe yolculuk şarkısının tüm sözleri aynı mükemmelliyeti taşıyor. lakin nazarımda şu kısım, bir radde daha mükemmelliği ile ön plana çıkıyor;

    "bugün kendimi tonlarca yük taşıyan
    gemilerin denizi gibi hissediyorum.
    kaldırma kuvvetim var,
    ama şehrin atıkları içime akıyor"
  • "suyun derinliği aynıydı
    ama senin beline benimse omuzlarıma geliyordu"
    (bkz: sana bilmediğin bir şey söyleyemem)
  • içine girdiğin küçük kaygan deliği,
    yeni ve büyük bir dünya mı sandın?
    sözün özü budur. resmen kitabın ortasından konuşmuş.