şükela:  tümü | bugün
  • bu rahatsızlığı 10 yıla yakın taşıyan biri olarak söyleyebilirim ki, zaman zaman dalgalanmaları dışında bile her zaman sizi diğer insanların yanında mahcup eden rahatsızlık.
    hiç bir zaman tam olarak geçmiyor, benim gördüğüm sadece kaplıcaya gittiğiniz zamanda bir hafta falan rahat ediyorsunuz, ondan sonra tekrar başlıyor.
    berberiniz bile saçınızın kaplıca görüp görmediğini rahatlıkla anlayabiliyor.
    siz ne kadar nemlendirseniz de hiç nemlendirmemiş gibi oluyor.
    allah yaşayanlarına sabır versin diyorum.
  • ben burdan bu amına koduğumun isviçreli bilim adamlarına sesleniyorum.

    bigbang'i öğrensek hayatımızda hiçbir şey değişmeyecek, birlik olun seboreik'i çözün.milyonlarca insanı mutlu edin.
  • doktorumun beni görür görmez daha derdimi tam anlatmadan saç rengimin matlığından teşhisini koyabildiği arada bir kafa derimin yüzülüp kafamda yaralar oluşmasına yol açan ve söylendiğine göre ömrüm boyunca bana eşlik etmesi muhtemel sevgili hastalığım. ayrıca burnum çevresinde deri dökülmesi ve kızarıklığa da yol açmaktadır. stres, düzensiz uyku, düzensiz beslenme başlıca failleridir.
  • bulunduğunuz yerin sıcaklığı ve nemi, kullandığınız şampuanın kimyasal bileşimi, stres seviyeniz ve daha bir sürü etkenlere bağlı olarak kendini gizleyen veya nükseden, ama asla yokolmayan hastalık.

    ketoral, pirdolin, t gel, head and shoulders intensive treatment, clear menthol hepsini denedim. bu hastalığı yenmek istiyorsanız doğru şampuanın yanında kafaya takmamanız, oluruna bırakmanız gerekiyor.

    tatlı tatlı kaşınmaya başladı yalnız yine bunu yazınca, kafamı yıkayıp geliyorum.
  • gece uyutmayandır.
  • ne kadar dirensem de elocon kullanmadan bir türlü geçiremediğim illetim. bir kaç gün önce yine azdı ve yine eloconla geçirdim. ne olacak sonumuz sebo?
  • hastalık... konuyla alakalı son bir tespitim var onu arz-ı endam etmek isterim.

    deniz suyu bu rahatsızlığa bildiğiniz çok kötü geliyor, yaralar acımaya başlıyor dahası yayılıyor.devamlı duş aldığınız taktirde de kafanızdaki yağlı deriyi attığınızdan iyice bir kuruma meydana geliyor ve tavuk götü gibi yaralı yaralı dolaşıyorsunuz.
  • yıllardır taşıdığım ama ne taşıdığımı yeni öğrendiğim hastalık. bende sadece saçlarda kendini belli etmekte. sürekli bir kaşıntı ve pul pul dökülmeler halinde. bir de nadir de olsa özellikle sırt ve karın bölgemde küçük küçük sivilcelenme oluyor. bir kaç kişi bununda seboreik dermatit'ten olduğunu yazmış. aklıma yattı çünkü dermotolojiye gittiğimde teşhis koyamadılar ve alerji deyip gönderdiler. tabi ki daha sonraları nedensiz yere yeniden oldu.
    saç için sebamed ve türevlerini, doktorun verdiği konazol şampuan ve advantan s'çözeltiyi kullandım. lakin maksimum bir gün sonra beyazlar yeniden belirdi tabi kaşıntıyla birlikte. advantan s iyi geliyor sözde. bu toniği kafanıza sürüyorsunuz sonra kepek tabakaları elinizde parçalanıyor, saç derinizin de müthiş yanmasıyla psikopatça mutlu oluyorsunuz. sonra bir sonraki saç yıkamanın ardından tekrar...
    bakalım şimdi bulabilirsem şu head and shoulder'sın zımbırtısını kullacağım. yok bulamazsam prozinc'de çok övülmüş. deneyelim bakalım zaten alıştım kar beyazlara.
  • yağlı ciltli insanların belasıdır. roaccutane/zoretanin gibi ilaçlarla biraz hafifletilebilir.
  • -abi yüzün kızarmış
    -canım burnun niye kızarık senin
    -lan bu ne kırmızı burun hahhah

    evet amına kodum veledi ali, evet koca göğüslü şebnem (*), evet murat. yüzüm kızarmış, bu bir hastalık, bunun ben de farkındayım. yapacak bir şey yok, kronik bir şey, azaltılabiliyor ama geçmiyor. millet kolsuz bacaksız kalıyor, bize de bu denk gelmiş, şükür daha fenası gelmemiş yani. nedir, kızarsın amk. şunlara yıllardır yaratıcı bi cevap bulacam diye götüm çatladı, en son kızın birine 'utangaç bi insanım da biraz, güzel kızlarla konuşurken utanıyorum eheh' dedim, bundan bile prim yaptım ya, elimin ayarını sikeyim.

    her neyse, bunun çözümü yok. bunu diyen doktora teşekkür ediyorum, çünkü salak gibi doktor doktor geziyodum. hele bi tanesi (medical park'taydı hatta) garip bi karışım verdi eczaneden, bi an yüz nakli gerekecek sandım, sonra siktir ettik çöpe de kurtulduk. yok çözümü. azaltmanın yolları ise şunlar: hastalığı ne azdırıyor sen tespit edeceksin. yani bu amına kodumun tıp bilimi diyor ki roket adam, biz halledemedik, olay sende bitiyor. ulan bende bitiyorsa olay neden size kol gibi muayene ücreti ödüyorum? verin geri amk. biz de biliyoruz onu.

    her neyse (tekrar yazdı bak, paragraf bağlayacak başka kelime bulamadı embesil). olay bende bitiyormuş, olayı ne körüklüyor, bu yüzü ne kızartıyor inanılmaz araştırmalar yapmak zorunda kaldım ben de, ve aşağıdaki sonuçlara ulaştım:

    -erken kalkmak
    -fast-food sikko hamburger yemek (börgır, mekdanız, etc.)
    -alkol almak

    stikhaus falan fakir hamburgerini zaten yemiyorum 2 senedir, yiyosam düzgün bi yerde 30 liraya satılan hamburgerlerden yiyorum onlar da dokunmuyor zaten. e bir süre bunların hiç birini yapmadan yaşadım. okulumu uzattığım bi seneye denk geliyodu, stresim azdı, hakikaten de kurtuldum lan. e ama abi okuldan kurtulduk, sonra çalışmaya başladık. aq yerine gitmek için 6'da kalkıyosun, eve akşam 8'de varıyorsun. ne yapıcan? mecburen uykusuzluk, hafta içi ortalama 5 saat uyumaya başladım.

    ve hop. işyerinde de 'abi yüzün kızarmış'. hay abini de sikeyim, yüzünü de. bir kaç tane fransız malı krem falan vardı onları sür, evde ne kadar kozmetik varsa sırayla dene, şu iyi geliyormuş bunu dene, yok gergedan atmığıyla bezeli çamur parçacıklarını yalayıp yüzüne sürsen düzeliyomuş falan. profesörlerden, hademe ayşe ablaya kadar giden bir spektrumda bir sürü insanın dediklerini denedim.

    uyumak dışında hiç bir şey çözmedi. hayvan gibi uyumadığım sürece yüzüm kızarıyor, ve bunu patronuma nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum:

    -aslında yakışıklıyım ama yüzüm kızarıyor erken kalkınca. prezentabl olmam gereken günlerde öğleden sonra gelsem?

    he amına kodum oğlu, he, sen hiç gelme. sen gelme ulan ayı hatta. ama yok öyle demezler yine de. severler beni.

    neyse ki çevrem kırmızı yüzümü benimsedi. artık kimse garipsemiyor. bir kişilik özelliği gibi yani. kırmızıysa kırmızı amk. önceden de sivilceliydim. kırmızı halimle beğenen bile bir sürü kız var. yani salak mısınız anlamıyorum ki. kim yanında domates burunlu birini gezdirmek ister? (istiyorlar mirim, istiyorlar...)

    sonuç olarak, hayır, bu kimyasal yöntemlerle üstesinden gelebileceğimiz bir şey değil. kortizon kullanınca geçiyor evet ama o da başka yerlerin ağzını yüzünü sikiyor, ve yüzüm kızarmayacak diye 20 yıl yaşamak da istemem. gereği yok. o yüzden bırak dağınık kalsın doktor bey, çok yorgunum, beni bekleme, seyir defterini başkası yazsın. ben uyuyayım ve daha yakışıklı olayım.

    ileride çok başarılı olunca, böyle milyarder falan olma aşamasında hani sorarlarsa neden diye, cevabı hazır: 'uyumam lazımdı çünkü, mesai saatlerini kendim belirlemem lazımdı. o yüzden kurdum bu aq şirketini. çünkü çok gizli bir rahatsızlığım vardı. kimsede olmayan. olanların kendini eve kapattığı. kimseye bahsetmediği... uykusuzken yüzüm kızarıyordu. domates gibi kızarıyordu... ve herkes soruyordu...'

    bi de saunaya, buhar odasına girince azıyor bu meret. zenginseniz büyük problem. çok ciddi sıkıntı.

    bu hastalıktan sorumlu orospu çocuğunu görmek isterseniz de tıklayın: http://en.wikipedia.org/wiki/malassezia işte koccca roket adam, bu mikroskobik piçe alt oluyor, çare bulamıyor ya, kendime de küfredesim geliyor.

    (*) büyük göğüslü şebnem, hayal ürünüdür. şebnem isimli hiç arkadaşım olmadı.