şükela:  tümü | bugün
  • ilk kez muhammed b. tayfur es-secâvendi tarafından kullanıldığı söylenen (buradan secavend diye bir beldenin de var olduğunu anlıyoruz), kur'ân-ı kerîm mushafında satırların üst ve alt taraflarında bulunan ve okuyanı yönlendirmeye yarayan arapça harf ve kelimelerden müteşekkil işâretler. genellikle üst tarafta duraklar ve alt tarafta sekte, idgam gibi uyarılar olur.
  • durakları gösteren işaretlerin vâzıına itibarla isimlendirilmesi sonucu bu şekilde anılan terimin içeriğini izah edecek olursak:

    cim”: durmanın caiz olduğunu belirtir. istenirse geçilebilir, ama durmak daha iyidir.

    tı” : durmanın mutlak olduğunu belirtir. ayet sonu gi,bi durulur. ayet sonlarına tealluk eden medd-i ârız ve medd-i lîn geçerlidir. durulan kelimenin sonrasından devam edilerek okunur. nefesleri daha çok bu duraklara göre ayarlamak gerekir. durup devam etmek anlam bütünlüğüne katkı sağlar.

    mim”: durmanın lâzım olduğuna işâret eder ki geçilirse mânâ bozulur demektir. secavendin püf noktalarından biridir.

    ze” : mücevvez alâmetidir ki geçmek evlâdır.

    sâd”: murahhas alâmetidir ki nefes daralırsa durulabilir.

    kaf”: “kad kîle” (böyle bişey de var) alâmetidir ki, bazı kurrâ (kıraat alimleri) durmakla beraber, geçmek evlâ demişler.

    “kîf”(kaf ile fe’nin bitişik yazılışı): vekafe fiilinin emir sîgası olmakla "dur" mânâsınadır ki durmak evlâdır

    kef”: kezâlik’ten ibarettir ki kendisinden evvel geçen rumuzun hükmüne işârettir(yani kendiden önceki secavendde ne yapıldı ise bunda da aynısı tekrar edilir).

    “lâmelif”: durmamaya işarettir. fakat nefes daralırsa durulur. sonra o kelime veya gerisinden tekrar edilerek geçilir. ayet sonlarındaki “lamelif” işareti ise, mânânın tamam olmadığına işaret olup durmağa mani değildir. aynı zamanda, ayet başına da işaret ettiğinden, böyle yerlerde durulması sünnettir, (üzerinde durulan kelimenin) tekrar edilmesine gerek yoktur.

    ayn”: bazı ayet sonlarında olup rukü’a işaret eder ki hatm ile teravih namazı kılanlar, buralara gelince rukü’a varırlar. ayrıca iki ayın arasını aşr-ı şerîf olarak ezberlemek de sünnettir.

    bazı yerlerde de (.:_______:.) gibi peşpeşe üç noktalı işaretler vardır ki bunlara vakf-ı muâneka ve vakf-ı murâkabe denir. bunların her ikisinde değil de yalnız birisinde durmak lâzımdır. çünkü her ikisinde de durulursa mânâ tamam olmaz. mesela kadir sûresinin sonundaki peşpeşe gelen "emrin" ve "selâmün" kelimeleri bunun en güzel örneğidir.

    ayet ortalarında bu işaretlerin olmaadığı yerlerde zaten durulmaz. eğer nefesimiz daralır da durmak icab ederse üzerinde durulan kelimeden veya evvelinden başlayarak okumağa devam edilir.

    kur’an-ı kerim’de durmanın vacıp(farz) veya haram olduğu bir yer yoktur.bununla beraber durulması caiz olmayan yerlerde kasten duran bir kimse, -mânâ bozulacağından- âsî ve günahkâr olur ki bunu da hiçbir mü’minin yapacağı tasavvur olunamaz.

    ahmed ibni kemâl paşa'nın bu secâvend hakkında şiirsele yakın bir anlatımı da mevcuttur.

    cim: câiz geçmek ondan, hem revâ durmak fakat evlâdır sana.
    ze: câiz onda dahi durdular, geçmeyi daha iyi gördüler.
    tı: mutlaka durmak nişânıdır, nerde görsen, orda hemen dur.
    sad: durmakta ruhsat var dediler, nefes almağa izin verdiler.
    mim: lâzım durmak burada elbet, geçmede küfürden korkulur pek.
    lâ: durulmaz! demektir her yerde, durma hiç! alma hem nefes de. bu tertible oku, itmâm et sevâbın cümleye ihsân et.

    alt tarafta olanlar ise:

    sekte: okunan yerde sesin kesilip nefesin kesilmeden bir müddet durulması gerektiğini simgeler. kur'an-ı kerîm'de imâm-ı âsım kırâatine göre dört yerde bulunur. bunların çoğunda mana karışması olacağından bu şekilde okumak vâciptir.

    idgam: aynı cinsten iki harfin yan yana gelmesi ile harflerden birinin diğerine dönüştürülerek okunacağına alamettir. bazen idgam yazmak yerine dönüştürülecek olan harfin dönüşeceği harf yazar. direk dönüşüm yapılarak okunur.

    imâle: okunacak harfin imâleli yani biraz inceltilerek okunacağını simgeler. yolculuğa çıkarken okunan "bismillâhi mecrâhâ.." duasının kur'ân-ı kerîmde geçtiği yer zaten tek örneğidir. bazı alimler, "mecrêhâ" gibi, bazıları "mecrêyha" gibi, bazıları ise "mecrîhâ" gibi inceltilir demişlerdir.

    medd: normalde uzatma için herhangi bir sebep olmamasına rağmen, oradaki harfin uzatılarak okunacağını simgeler. bazı kelimeler yazılırken hz. osman'dan tevârüs eden şekliyle yazılır ama okunması farklı olur. buralarda okuyucunun yanlış okumamasını temin eder. zaten arapça'yı bilenler için sıkıntı olacak şeyler değildir aslında.

    kasr: medd'in zıddı olarak uzatılacak gibi yazılmış yerlerde uzatmanın yapılmayacağını anlatan ibaredir. bahsettiğimiz yazım ve okuma farkı hususunun bir alt koludur.

    teshil: kolaylaştırmak demektir. birbirini takip eden iki hemzeden ikincisi, "elif" ile "he" sesi arasında yumuşak olarak okunur.