şükela:  tümü | bugün soru sor
  • gençler selam. 40 küsür yıllık hayat tecrübemden öğrendiğim bir şey varsa, o da beklentiyi düşük tutmanın hayal kırıklığını engellemede son derece etkili olduğudur. sizlere de tavsiyem o yönde. düşük beklenti = az hayal kırıklığı. fakat dikkat ettim, bilhassa seçim dönemleri bir çok insan ülke gerçeklerinin ötesinde umutlara kapılıp kendini beyhude yere heba ediyor. beni ziyadesiyle üzen bu durum karşısında daha fazla sessiz kalmak istemedim ve böyle bir rehberin hazırlanması için harekete geçeyim dedim. aklıma ilk gelen maddeyi yazarak girişi yapıyorum;

    arkadaşlar,

    ülkedeki en kral kamuoyu araştırma şirketinin dahi güvenirliği, bizzat benim götümden daha fazla değildir. bu adamların onca para, imkan, kaynak ve bilimsel metod kullanarak gerçekleştirdiği kamuoyu anketlerindeki hata payı götümle aynı olduğuna göre, güvenilirlikleri de aynıdır.

    onun içindir ki seçim öncesi anketlerine bakıp gaza gelmek, "ay hadi inşallah" şeklinde bir beklentiye girmek son derece yanlıştır. yapmayın bunu.
  • derin nefes alın ve mhp ve akp ittifakının türkiyede çoğunluk olduğu gerçeğini unutmaya çalışın..
  • beklentilerimizin çok abartı seviyelerde olduğunu algılamakla başlayabiliriz işe. aslında ince vs kimsenin umurunda değil. itiraf edelim kendimize; biz tek bir seçimle isveç gibi norveç gibi falan olmayı hayal ediyoruz; yaya geçitlerinde yayalara yol verilen, gelecek kaygısının olmadığı, insanların insan gibi yaşayabildikleri, pisi pisine hayatlarının mahvolmadığı, mutlu oldukları...ama böyle bir yaşam çok kıymetli, çok değerli. yani gidip 1 oy atarak ve o oyun peşinde koşarak elde edebilecek kadar basit bir şey değil.
  • milyonluk mitingler, izmir marşı söyleyerek meydanlara inen pırıl pırıl gençler, pankartlarla donatılmış teknelerle miting alanına çıkartma yapan karşıyakalılar, sarmaş dolaş olmuş galatasaraylılar fenerbahçeliler falan iyi güzel, görünce benim de gözlerim yaşarıyor ama ne yazık ki bunların seçim sonuçları üzerinde en ufak bir olumlu katkısı yok. hatta tam tersine, karşı tarafta bir "safları sıklaştırma" güdüsü yaratıyorlar. velhasıl, belki önümüzdeki dönemlerde daha kalabalık mitinglere de şahit olursunuz. fakat bunlara bakıp umutlanmak yararsız olacaktır. bunu da yazın bir kenara.
  • whatsapp tan ve facebook tan gelen tüm ulusalcı amca/teyze gönderilerini silin ve onları engelleyin ya da sessize alın.
  • bu ülkede iktidar değişecekse, bunun kokusunu en iyi alıp ona göre tavır takınacak sektör medyadır. basın iktidarı eleştiriyorsa bu görevini yaptığından değil, işine öyle geldiğindendir. yaşı yetenler 90'lı yılları ve o zamanki hükümet değişikliklerinde medyanın rolünü hatırlayacaktır. yani baktınız medyada rüzgar yön değiştirmiş, köşe yazarları, tv yorumcuları falan kaplan kesilmiş iktidara saydırıyor, o zaman iş değişmiş demektir.

    ama son bir iki aydır görüldüğü üzere genel tavır "hep destek, tam destek" yönündeyse ı ıh.. malesef..

    ülkemizdeki medya kuruluşlarının patron şirketi statüsünde olduğunu da unutmayalım tabi.
  • biz eğitimli, kültürlü, sosyo ekonomik düzeyi yüksek ekşici beyaz türkler olarak pek siklemesek de bu ülkede hala bir televiyon gerçeği var gençler. bu ülkenin büyük çoğunluğu hayat görüşünü televizyon izleyerek belirliyor. e, izlenen de trt, a haber falan olunca ortaya çıkan tabloya pek şaşırmamak lazım. yani kabaca dallamanın biri çıkıp tv ekranından doları şakkadanak düşürme fantezilerini anlattığında biz sosyal medya üzerinden dalgamızı geçiyoruz ama, o fantezinin yurdum seçmeni üzerinde "hain dolar, şerefsiz dış güçler" gibi bir etkisi oluyor. bunu da sosyal medyanın gözümüzde büyüttüğümüz etkisine örnek olsun diye yazıyorum. facebook, twitter falan bi yere kadar be gülüm. tamam, sen çok etkili kullanıyorsun, şahane yazıyorsun ama kitlelere ulaşmak konusunda ahım şahım bir araç değil. uzun süre boyunca da olamayacak. şöyle anlatayım, bugün otuzlu kırklı yaşlarda olup da televizyondan beslenen seçmen bi 30 40 sene daha oy kullanacak. sosyal medya seçmen profili üzerinde kitlesel etki yapmaya anca bundan sonra başlayacaktır. 40 sene diyorum bak, kapiş?
  • gençler selam.

    işte yine bir seçimle daha karşı karşıyayız. ne işe yarıyor, kim neden yapıyor bilmiyorum ama zırt pırt oluyo bu. bence sıkıntı yok, yapın tabi. hatta daha sık yapın amk, silik, tekdüze yaşamlarımıza renk gelsin. yoksa bi işe yaradığından değil.

    ama görüyorum ki, bizim çakmak gazıyla çalışan milletimiz yine coşmuş, yine bi umutlar, heyecanlar falan.. yok kriz akp seçmeninin aklını başına getirmiş, halk hayat pahalılığından, ota boka konan vergilerden, otoyol, köprü ücretlerinden falan şikayetçiymiş, daha neler neler..

    ama ı ıh.. ne yazık ki o bim kuyruklarında kasiyerle poşet kavgası yapan teyzeler, "öldüm bittim" diyen çiftçiler, fatura korkusundan doğalgazı yakamayıp evinde tirtir titreyerek oturan asgari ücretliler, soğanı taneyle alan emekliler, aldıkları komik maaş zammına küfür eden memurlar, çalıştığı fabrika kapanınca kapı önüne konmuş işsizler, her sabah ite kaka metrobüslere doluşup asık suratlarıyla işlerine giden o mutsuz halk kitleleri sandık başına gittikleri zaman yine bildiklerini okuyacaklar, "kime vereyim abi, cehape'ye mi" diyerek mühürü ampule basacaklardır efenim, hiç merak buyurmayınız. zira milliyetçi muhafazakar sağ seçmen olmak bunu gerektirir. insanımızın siyasi duruşu budur, bunu kabul edelim artık.

    ayrıca, nasıl ki her toplum layık olduğu gibi yönetiliyorsa, aynı şekilde layık olduğu muhalefete de sahip oluyor. bizim memleketin kısmetine de böyle akılsız, gayesiz, basiretsiz muhalefet düşüyor işte. ben rejime muhalif bir birey olarak gönül rahatlığıyla oy verebileceğim siyasi oluşum bulamıyorken, akp seçmeni ne yapsın?

    o yüzden şu "bu sefer istanbul'u kaybedecekler", "işleri bitti", yok "ankara cepte" falan gibi gayrıciddi halk tv ağızlarını bırakalım çok rica ediyorum. insanlarda boşu boşuna umuda neden oluyorsunuz. olmuyor..