şükela:  tümü | bugün
  • mevcut seçim sisteminde her bireyin bir oy hakkı var ve daha fazla oy toplayan parti veya parti üyesi seçimle yönetime getiriliyor. peki her bireyin eşitliğinden yola çıkan günümüzün demokrasi anlayışına uygun olan bu sistem ne kadar adaletli? şu karikatüre bir bakalım;

    http://www.hizliresimyukle.com/image/ny0lp

    ülkemizde, her birey ülkenin sahip olduğu ekonomi, eğitim, sağlık, savunma vb… konularında ne kadar bilgi sahibi, ne kadar olan bitenin farkında? bütün bu konuların farkında olan vatandaş ile hiçbir fikri olmayan vatandaşın farkı olmamalı mı? herkes eşit mi olmalı yukardaki karikatürdeki gibi, yoksa bazı haklar adaletli mi dağıtılmalı?

    şu videoyu bir izleyelim.

    https://www.youtube.com/watch?v=lzmomgigoy4

    bu videodaki her bireyin oyu ilber ortaylı nın ki ile aynı, her biri ülkenin geleceğinin tayinin de ilber ortaylı ile eşit söze sahip. peki siz çocuklarınızın geleceğini videodaki arkadaşların yapacağı seçimlere mi bırakırdınız, yoksa doktorların, mühendis veya avukatların yapacağı seçimlere mi?

    damanacanaya tecavüz eden adam ile sizin oyunuzun eşit olması normal mi?
    koyunla cinsel münasebete giren adam, torununa cinsel istismarda bulunan dede, sokakta yatan balici, damadına veren kaynana, hırsızı kopuğu vs… bunların ülke geleceğindeki tayin yetkisi ile sade bir vatandaşınkinin aynı olması normal bir durum mudur?

    uç örnekler mi veriyorum? peki

    yeğenlerim 18-20 yaşlarına gelmişler, hala çocuklar. hiç çalışmamışlar, para kazanmamışlar kaybetmemişler, işçi çalıştırmamış bir işletme veya oluşum yönetmemişler, evlenmemişler çocukları yok, ülkede ne olup bittiğinden bir fikirleri yok. onların kullandığı bir oy ile 40 yaşında iki çocuk sahibi bir doktorun hakimin oyu nasıl aynı olabilir? bizler gerek ailede, gerek mahallede, toplumda, şirkette, askerde küçükleri mi dinleriz, yaşlı ve tecrübeli büyükleri mi dinleriz? 18 yaşında birini genel müdür, hakim, cerrah yapmazken nasıl olurda ülke yönetimi konusunda onları aynı oranda söz sahibi yaparız?

    eşitlikse konu hadi şirketlerimize müdürleri oylama ile seçelim? mesela şantiyede oylama yapılsa trabzonlu kalıpçı kalfası proje müdürü seçilir, sivaslı demirci kalfasıda şantiye şefi olurdu.

    atatürk 100 yıl önce yaptığı reformları halka sorsa, kadınlara seçme hakkı verilir miydi sizce?

    seçimlerde çoğunluğun niteliği çok önemlidir, bakın nietzsche ne güzel demiş;

    “cahil bir toplum özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. sadece seçim yaptığını zanneder. cahil toplumla seçim yapmak, okuma-yazma bilmeyen bir adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır! böyle bir seçimle iktidara gelenler düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan hain ve madrabaz hainlerdir!..”

    şu bir gerçek, mevcut seçim sisteminde eşitlik kavramı altında çok ciddi bir adaletsizlik vardır.

    peki ne yapmalı? çözüm: karma sistemi

    her bireyin bir tc kimlik noya bağlı bir karması olmalı ve verdiği oy bu karma ile orantılı olarak seçimde güçlü olmalı.

    hayır hayır, insanları tabakalara ayırmıyorum eski çağlardaki gibi, benim aklımdaki formül şöyle (uzmanlar tarafından daha güzel bir hale sokulabilir)

    karmayı etkileyecek 4 etken; yaş, eğitim, gelir, medeni hal

    yaşın karmaya etkisi?

    üç gruba ayrılabilir ve her grubun karmaya etkisi farklı olur

    28-65 yaş grubu, en güçlü grup
    18-27 yaş grubu, daha az etkili
    65-90 yaş grubu, en az etkili

    böylelikle daha olan bitenin farkında olmayan, hayat tecrübesi az olan küçük dostlarımızın ve artık fikirleri dinazorlaşmış, değişime direnen belki beyni sulanmış sevgili büyüklerimizi ülkenin geleceği konusunda daha az söz sahibi yapmış olduk. geçler ihtiyarlara oranla daha çok söz sahibi.

    eğitimin karmaya etkisi?

    üç gruba ayrılabilir ve her grubun karmaya etkisi farklı olur

    okuma yazma bilmeyen-ilkokul mezunu, karmaya en az etkisi olan grup
    ortaokul-lise mezunu, daha fazla etkisi var
    üniversite ve yüksek öğrenim, en etkili grup

    böylelikle kıraathanedeki ilkokul mezununun ile mühendisin-doktorun oyu derecelendirilmiş oldu.

    gelirin karmaya etkisi?

    bu konu hassas, hesap yapılırken asla zengin ve yoksul tabakası oluşturulmamalı. kaygan bir zemin.

    geliri 0-3000 lira olan grup, karmaya en az etkili
    geliri 3000-15.000 lira olan grup daha etkili
    geliri 15.000 büyük olan grup, karmaya en fazla etki olacak

    gelirin karmaya etkisi yaş ve eğitim kadar güçlü olmamalı ama 1000 kişi çalıştıran fabrikalar açan bir iş adamın oyu ile belediye şoförünün oyu da aynı olmamalı

    medeni durum ve çocuklar

    iki çocuğu olan, çocuklarını devlet hastanelerinde götüren, okula yazdıran, otobüs dolmuş servis gibi ulaşım problemleri ile boğuşan bir ebeveyn ile hiç çocuğu olmamış, evlenmemiş bir yetişinkinin ülke ve gelecek kaygısı farklı oluyor. çocukları olanların bakış açısı çok daha geniş olmak zorunda. en güçsüzden en güçlüye doğru sıralama yapalım

    evli 4 üstü çocuğu var (bokunu çıkarmış, karmaya negatif etki)
    bekar
    evli
    evli 1-4 çocuğu var, karmaya en çok etkisi var.

    evlenmek ve çocuk yapmak bir başarı gibi algılanmasın, örneğin evlenip 8 çocuk yapanın karması bekardan daha düşük.

    ben 4 etken yaptım bu 3e düşürülebilir, 6ya çıkarılabilir. sonuçta tc noya bağlı bir karma puanı çıkar, o puan ile seçim sonucunda ev fazla oy alan seçilir. böylelikle eşit değil daha adaletli ve sağlıklı bir seçim olur.

    birkaç örnek verelim, tamamen atıyorum karmanın puanı 1-10 arasında olsun.

    ali koçu örnek alalım, 50 yaşında, evli, iki çocuğu var, geliri üst sınır. puanı : 10
    aynı yaşta, evli iki çocuk sahibi, geliri 9 bin lira olan doktorun puanı : 9
    aynı yaşta, evli 8 çocuk sahibi, geliri 2 bin lira olan çiftçi puanı: 4
    aynı yaşta, bekar, ilkokul mezunu, gelir asgari ücret puanı: 2 (birde küçük veya yaşlı olsa puanı 1 olacak)
    18 yaşında lise bitmiş gençler: 4

    tabi karma 1-10 arasında değilde 1-100 arasında olabilir daha farklı bir derecelendirme ye gidilebilir.

    rakamları bir kenara bırakırsak genel mantık eşitlik üzerine değil adalet üzerinedir.

    sizlerinden fikirleri ile bu manifestoyu zenginleştirilebiliriz.
  • okurken çok güldüm. yaman sacmalamissin delikanlı dedirten zirvaliklar bütünüdür.
  • güzel fikir ama yetersiz buluyorum.
    belli bir gelir seviyesinin altında olanlara zeka testi yapılmalı.
    hem fakir olup hem de zeka testini geçemeyenler gaz odalarında imha edilmeli.
    sakat doğan bebeklere ötenazi yapmak da toplumun refah düzeyini epey yükseltecektir.
    daha bir sürü ekleme getirebiliriz. ben beğendim.
  • kaotik gobus yapma, sataşmadan, hakaret etmeden de düşüncelerini söyleyebilmelisin. neyse bu nezaketsiz üslubu bir kenara bırakarak devam edelim mi.

    kaotik gobus, bak şimdi ben ne kadar saçmalamışım, zırvalamışım değil mi, benim gibi belki daha kötü bir çok "delikanlı" var bu ülkede. ama sen öyle değilsin, kendini yetiştirmiş, kültürlü, ülkede olan bitenin farkında, olgun bir vatandaşsın. biz gibi zırvalayan delikanlılar ile ülkenin geleceğinin tayininde aynı söz sahibi olman biraz garip değil mi. şunu sende biliyorsunki bizim sayımız senden fazla, peki böyle bir durumda ülke toptan zırvalamaya başlamaz mı?

    benim işaret ettiği sistem eşitlik üzerine değil adalet üzerine aslen aynı şu karikatürdeki gibi adelet
  • melankomik, dur şimdi senin yaptığın ironileri ciddiye alan olur.

    benim anlatmaya çalıştığım sistemde insanları aşağılamak, cezalandırmak yok.

    ama ülkenin geleceği tayin edilirken, hak dağıtımında adaletli olunması lazım.

    18 yaşında bali çeken biri ile 45 yaşında saygın bir hakimin aynı oranda söz sahibi olması adeletsizliktir.
  • başta iyi tespitler sunan fakat sonlara doğru saçma bulduğum reform. fazlasıyla da black mirror etkisi altında kalmış gibi duruyor. çözüm ıq testi ile başlar ve biter derim.

    bir de mesela ne güzel olur düşünsene bağımsız bir kurumun (türkiye'de imkansız)
    seçimden 1 ay önce kadar iktidarda kalan son 4-5 dönem partilerin belirli yıllar arasında gerçekleştirdiği vaatler ve ekonomik tabloları yayınlasa... sonra ağızdan çıkanlara değil önceden gerçekleşen icraatlere bakılsa ve oy buna göre kullanılsa veya son şans yeni partilere bir şans verilse..

    ıq testini geçebilen ve tablo karşılaştırmasını bilen insanlar da oy kullansa..

    (bkz: işte bunlar hep ihtimal)
  • ısrarla söylüyorum oy pusulasında 3*12 falan gibi basit bir soru sorulsa dahi yeterli. bu kadar detaya gerek yok.
  • hiç sandığa kadar yorulmayalım, sonuçlar direk açıklansın.
  • yine çalışmayacak black mirror tadında öneridir. yazarın sunduğu şey bir çiftçinin cahil, mühendisin bilgili olduğunu dayatıyor resmen.

    anadoludaki çoğu insan plazalara ve vw grubu araçlara sıkışmış angutlardan daha çok seviyor bu vatanı. halka cahil diye diye insanları okumuş kesimden soğuttunuz.

    tamam insanlar iyi kalpli, aşırı görgülü küçük ortaylı damlaları değiller ama çoğu üniversiteden okula bile gitmeden alınabilen saçma sapan ünvanlarla da ayıramazsınız insanları. bu eğitim (!) için değil sayılan bütün parametreler için geçerli.

    edit: ben de bir gün odtülü ile kütahyada okuyanın oyu bir midir desem nolacak ?
  • öncelikli olarak reform görüşünün ana fikrine(eşitlikçi bir sistemin adaletli olmadığı düşüncesine) katıldığımı belirtmeliyim.

    --- spoiler ---
    ''demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. eğer bu sağlanamazsa demokrasi, otokrasiye geçebilir. halk övülmeyi sever. onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir. demokrasi, bir eğitim işidir. eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. devam edilirse demagoglar türer. demagoglardan da diktatörler çıkar.''

    eflatun - platon
    --- spoiler ---

    ama burada görebildiğim çok büyük iki sorun var.
    - yönetimi ve yönetenleri belirleyebilmek için elinde daha fazla güç bulunduran insanların varlığı, doğal olarak bir kast sistemini oluşturacaktır ve toplumu belirgin sınıfsal zümreler halinde bölecektir.
    - puanlama sistemi için verilen kriterler(daha güzel bir hale getirilebileceği yazar tarafından kabul edilmiş olsa bile) yetersiz. bu toplum, anayasadan bihaber anayasa profesörleri, ekonomiden habersiz ekonomi profesörleri gördü ve görmeye devam ediyor. sonuç olarak evrensel, herkes tarafından kabul görecek, istismar edilmeye karşı korunaklı ve birbirinden farklı kriterlere sahip toplumların ihtiyaçlarını karşılayacak bir puanlama sitemi oluşturmak bence imkansız...

    zaten artık kalmamış sözlük formatına göre tanım da ekleyelim:
    seçim sistemlerinin adelet ya da eşitlik temelli yapılması amacı ile reformun yapılabilir olması ya da olmaması durumudur ki bence mantıklı ama imkansızdır.