şükela:  tümü | bugün
  • arkadas bu kadar saibeyle secim olmaz. oy pusulalarinin ve muhurlerinin calinma haberinden baslayarak sayim yapilan yerlerde elektrik kesintilerine kadar. chp nin oy aldigi bolgelerdeki oylarin sonuna kadar sayilmayip bir yandan zafer konusmalari yapilmasi. herkes isyanda herkes yirtiniyor burada hile var diye. bazilari da piskin piskin siritiyor.

    su secim isinin insan mudahalesinin minimum oldugu kontrol mekanizmasinin maksimum oldugu bir platformda yapilmasi gerekiyor.

    retina, parmak izi vs gibi benzersiz kimlik tanimlamalari gerekiyor. ve verilerin toplandigi platformda da rakamlarin degistirilmedigini yanlis veri gonderilmedigini kontrol etmek gerekiyor.

    bazi dunya ulkelerinin dinazor klonladigini ve 10 yil icinde dinazor nesillerini tekrar yaratabileceklerini acikladigi bugunlerde bunun cok zor olmayacagini saniyorum.
  • herşeye kendileri karar vermeyi seçime kanuna çok takılmamayı isteyenlerin istemediği.
  • adaletli bir seçim olabilmesi açısından var olan gerekliliktir.

    örneğin; bir ülkede ilkokul mezunu 60 kişi, lise mezunu 30 kişi ve üniversite mezunu 10 kişi olsun. ülke demokrasiyle yönetilmekte ve eşit oy prensibi benimsenmekte olsun.

    bu adaletli(!) sistemde üniversite mezunları ne yaparsa yapsın, ilkokul mezunlarının hayatın öngörüsü içinde verdikleri kararlara saygı duymak durumunda kalırlar. hatta lise mezunlarına bazı bilimsel kanıtlarla yaklaşıp onların zihinlerinin açılmasını sağlasalar bile, yine de ilkokul mezunları baskın gelir.

    bu sistemi kırmanın yolu nedir? halkı topyekün eğitmek. peki ideolojik bir geçmişi olmayan bir parti bunu yapar mı? hayır. çünkü halkın bilinçlenip kendini eleştirmesini istemez. aksine 60 olan tahsil görememiş kesmin sayısını arttırabilmek için çeşitli önlemler alır.

    bu yüzden seçim sisteminin adaleti için, bence sistem salladığım bu rakamlara göre örnek olarak şu şekilde olmalı;

    ilkokullu oyu katsayısı 1;
    lise mezunu oyu katsayısı 2;
    üniversite mezunu oyu katsayısı 6.

    böylece 3ü de ayrı görüşe sahip olan halkın tüm kesimlerinin oyu eşitlenmiş ve daha adil bir seçim sistemine geçilmiş olunur.

    (bkz: aysun kayacı'nın haklı olduğunu kabullenmek)
  • bence de değişmelidir. chp seçimlere %30'dan başlamalı, aldığı oylar bu sayının üstüne eklenmelidir. yoksa iktidar hayal.
  • parmak izi, retina kontrolü gibi mekanizmalarla gizli oy ilkesi uçup gidecektir. o yüzden daha mantıklı şeyler lazım. aklımda henüz bir şey yok. ama 30 mart 2014 yerel seçimi'nden sonra doğru olan önermedir.
  • hakkında sessiz olunması gereken konu.
    zira verilen oyların "yine" bir boka yaramadığını son haftada ankara-ağrı-ceylanpınarda gözümüze soktular zaten. görmezden bile gelemedik.
  • oy kullanmayan %20 de meclisde dikkate alınmalıdır. çekimser kalıp, oy kullanmaya gitmeyen bu kesim ayrıca parti kursa 3. parti olacak belki de. o kadar fazla yani çoğunluğun içinde. böyleyken hiç bir şekilde mecliste temsil edilmemesi demokratik değildir. 550 vekilin %20'sine karşılık gelen 110 vekil meclisde boş bırakılmalıdır, oy kullanan %80 ise kalan 440 vekil ile temsil edilmelidir. çekimserler için boş bırakılan 110 sandalye ise meclisde yapılan bütün oylamalarda çekimser kaydedilmelidir.

    hem her meclis toplanmasında110 tane boş sandalyeyeyle karşılaşan 440 vekil ve bunların partileri gelecek seçimlerde o 110 boş sandalyenin temsil ettiği %20'yi de dikkate alacaklardır böylece.

    konu ile ilgili (bkz: 26 temmuz 1922 tbmm oylamada çoğunluk tartışması)
  • seçen çoğunluk sorunlu olduğu için sistem bize uymuyor.nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama şöyle bir yazıydı hatırladığım kadarıyla bizim ülkemizde herkim biz iktidara geldiğimizde herkese haftada 50 kg balık vereceğiz bunu diyen kim olursa banko o seçilir bu yüzden bizde halk seçmez gibi birşeydi.bizdede böyle açlıktan ve dinimizi kullanan yavşakoğlu yavşaklar yüzünden bok gibi bir ülkeyiz.şuda var artik hiçbiri s2mde değil ne yaprak yerlerse yesinler daha beter olsunlar ocağımda çorba kaynıyormu kaynıyor geri kalanlar ülkenin ağzına sıçtığı için gerçekten hiç ilgilenmiyorum.
  • doğusundan batısına, iktidarı desteklemeyen herkes, tüm seçimlerde sandık güvenliğinden endişe ediyor. bir örnek vereyim, dün izmir'de sayım sırasında iki arkadaş rastgele bir okula gittik, chp bina sorumlusunu bulduk, ihtiyaç var mı diye sorduk ve kadın boynumuza sarıldı. 4 sandıkta müşahitleri yokmuş. bahsettiğim yer izmir'in göbeği. gitmesek ve o sandıkta muhalif bir görevli olmasa, oyların çalınmasının önünde bir engel var mı? dün bir chp milletvekilinin yerine oy kullanıldı, daha ötesi var mı? 2017 yılında böyle bir sistem hakarettir. mevcut seçim sistemi, oyları kesinlikle koruyor diyebilecek kimse çıkar mı?

    her seçimde şüphe, her seçimde kavga, her seçimde elektrik kesintisi. şimdiye kadar çalınmamış olduğunu varsaysak bile insanların güvensizliği bu sistemin değişmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

    bunun için mücadele etmek gerek. unutmayın, tüm devlet imkanlarına, o kadar harcamalara ve suçlamalara, medyanın orantısız propagandasına rağmen ülkenin yarısını oluşturan bir hayır bloğu var. en azından 2019 seçimlerine bu sistemle girmemeliyiz.
  • "seçim sonuçlarına güvenilemeyeceğinin somut kanıtını buldum

    hiç tatava yapmayın, oturun inceleyin. gayet açık ve teknik bir güvenlik açığından söz ediyorum.
    seçim sonuçlarına güvenilemeyeceğinin somut kanıtını buldum

    2004’ten beri şaibeli olduğu çeşitli defalar konu edilmiş, iddialar ortaya atılmıştı. hatta bu nedenle milletvekilleri soru önergesi vermiş ama sorularına doğrudan bir cevap alamamıştı. ben şimdi size hem o cevabı sunacağım hem de bu cevabın ne manaya geldiğini… ama yavaş yavaş… adım adım…

    konumuz seçsis. açılımı, bilgisayar destekli seçmen kütüğü sistemi. nedir derseniz, seçim sonuçlarının girildiği bir yazılım ve veri bankası diye özetleyebilirim.

    şöyle çalışıyor: diyelim ki istanbul beşiktaş’taki sandıklar sayıldı. görevli ilçe seçim kuruluna gidip elindeki tutanağı taratıyor ve karşısına çıkan seçsis ekranına oy oranlarını yazıyor. o seçsis ekranını, karanlık tarafları birbirine yapışık iki ayna olarak düşünün. bir yüzü sandık sorumlusunun karşısına çıkıyor, o da o yüze yani ekrana sonucu giriyor. diğer yüz ise seçsis’in yetkili teknik adamına bakıyor. şimdi bu bilgiyi aklınızda tutun.

    * * *
    seçsis’in yetkili teknik adamı kimdir, onu anlatayım.

    seçsis’in patronu adalet bakanlığı. nasıl yani derseniz, basbayağı cevabını verebilirim. çünkü seçsis, adalet bakanlığı’nın kontrolündeki uyap’ın (ulusal yargı ağı) bir parçası. uyap koca bir dolap ise seçsis onun içinde bir çekmece. dolayısıyla uyap’ı yöneten ve adalet bakanlığı tarafından belirlenen 100 civarındaki bilgi işlem personeli seçsis’ten de sorumlu.

    biraz önce anlattığım çift taraflı aynanın diğer tarafında işte bu bilgi işlemciler oturuyor. adalet bakanlığı tarafından belirlenen bilgi işlemciler. hani seçimlerden kısa süre önce tamamı cemaatçi oldukları iddiasıyla değiştirilen bilgi işlemciler. yerlerine kimlerin getirildiğini açıklamaya hacet görmüyorum.

    şimdi normal şartlarda eğer elimizdeki sağlam ve ‘geriye dönük hesap verebilir’ bir yazılım ise verilerin girildiği tarif ettiğim ekranın karşısında kimin oturduğunun hiçbir önemi olmazdı. çünkü veriler değiştirilemez, değiştirilse de bağımsız bir üçüncü taraf tarafından tespit edilebilirdi.

    * * *

    peki seçsis böyle bir yazılım mı? hayır. neden? çünkü seçsis yazılımının uysm (ulusal yazılım sertifikasyon merkezi) sertifikasyonu yok. bu iddia 2004’ten itibaren çeşitli defalar dile getirilmiş, lakin somut belgeyle kanıtlanamamıştı. çünkü soru ysk’ya sorulmuştu. ysk ise genellikle muhalefet milletvekillerinden gelen sorulara cevap vermeyi reddediyordu. yakın zamanda bu sezgin tanrıkulu’nun geçen yıl ekim ayında da oktay ekşi’nin başına gelmişti. ekşi’nin sorusu tam da seçsis’in güvenilirliği ile ilgiliydi ama 15 gün içinde cevaplanması gereken önergesine hâlâ yanıt bulamadı.

    fakat teknopark’ta görev yapan ve bankaların kullandığı yazılım sistemlerinin güvenliği konusunda uzmanlaşmış bir mühendis farklı bir yol izledi. bilgi edinme kanunu'nu kullandı ve itü’ye bağlı uysm’ye iki soru gönderdi. bir: seçsis sisteminin uysm tarafından sertifikasyonu var mıdır? iki: yazılımda kullanılan kriptoloji donanımı nedir?

    cevap geldi. bir: seçsis’in uysm sertifikasyonu yoktur. iki: seçsis’in kriptolojisi hakkında bilgimiz yoktur.

    itü rektörlüğü tarafından onaylı bu belgeyle yetinmeyip uysm’yi arayıp ilgili yüksek mühendise bizzat sordum, bir kez daha… seçsis’in sertifikasyonu var mı? cevap: hayır yok. tarafımıza böyle bir talep dahi ulaşmamıştır.

    * * *
    defalarca teyit etmeye çalıştığım bu bilginin önemi nedir? eğer devlete ait bir yazılımın sertifikasyonu yoksa -ki bu yazılımlara sertifikasyon verme yetkisi sadece uysm’ye aittir- istenilen oynama yapılabilir. şöyle örnek vereyim: seçsis’i bir kutu olarak düşünün. bugün içine 2 adet elma koyun. yarın kutuya sorun, kaç elma var? sertifikasyonu olan bir kutu mutlaka ama mutlaka 2 elma yanıtını verecektir. sertifikasyonu olmayan bir kutuya ise içindeki elma sayısına 2 daha ekleyerek cevap ver komutunu verebilirsiniz ve hiç kimse bunu denetleyemez.

    bu basit anlatımdan da çözülebileceği gibi seçsis’in arkasındaki kimseler girilen seçim sonuçlarını istedikleri gibi değiştirebilir, bu değişiklik üçüncü bir parti tarafından takip edilemez ve sonuçlar ysk’daki yargıçlara, bu yargıçların hiçbir bilgisi olmadan, onaylatılabilir. korkunç bir olay!

    eminim adım adım titizlikle anlatmaya çalıştığım bu tablonun vahametini anlamazdan gelip ak parti’nin zaferini kendilerine yediremeyenler bahane peşinde türünden bir tatava çıkaranlar olacaktır. hiç tatava yapmayın, oturun inceleyin. gayet açık ve teknik bir güvenlik açığından söz ediyorum. en büyük demokrasi kriteri sandık olan bir ülkede en azından bunun güvenliğinin sağlanması, ilgili yazılımın sertifikasyonunun olması gerekir. 14 yerde seçimlerin yenilenmesi ve ankara’daki sonuçlarla ilgili şüpheler bile bu meseleye eğilme zorunluluğunu gösteriyor. hele de önümüzde çok önemli bir cumhurbaşkanı seçimi varken…

    not 1: abd ve birçok avrupa ülkesi seçsis benzeri yazılımları kullanmaktan vazgeçti. o yüzden seçim sonuçlarının açıklanması çok daha uzun sürüyor ama hilesi hurdası en aza indirgenmiş oluyor. not 2: teknopark’taki ve uysm’deki mühendislerin isimleri ve ilgili belgeler bende saklıdır anlayacağınız sebeplerden ötürü."

    ezgi başaran