şükela:  tümü | bugün
  • 24 haziran'da millet ittifakı'nın parlamento çokluğunu, muharrem ince'nin de cumhurbaşkanlığı'nı kazanmasından sonra kendisini bekleyen zorluklar silsilesi.

    ekonomi, 16 yıldır yalnızca kendi zenginlerini yaratma derdiyle ülkenin tüm kaynaklarını har vurup harman savurmuş gayri milli bir iktidarın elinde mahvolmuş durumda.

    iktidar partisinin faiz lobisi, dış mihraklar, vatan hainleri, haşhaşiler, geziciler diye diye 16 yıl zıplayan çekirge misali artık zıplayabilecekleri alan da kalmayınca, tüm enkazı ince'ye iteleyip faturayı da tüm muhalefete kesmenin planlarını yapıyorlar şu an.

    özel şirketlerin devlet garantili oldukça büyük miktarda borç yükü var ve doların yükselmesi bu şirketleri batacak duruma getirdi. merkez bankası borçlanma faizlerini yükseltip doları düşürmek için hamle yaptıkça şirketler daha da zorlanıyorlar çünkü bu kez de faiz yükü biniyor sırtlarına.

    bu arada, özel şirketler dediysem, tamamına yakını yandaş şirketler. yani yıllardır ülkeye hizmet eden ve istihdam yaratan şirketler değil, devlet bankalarından yapılan kıyaklarla bilmem kaç yıl geri ödemesiz düşük faizli krediler alıp devlet ihalelerine giren, hazineyi tamtakır hale getirip iş de yapmayan ve borcunu ödeyemeyen, neredeyse hepsi aslında en tepedeki kişinin şahsi çıkarlarına hizmet etmek için kurulmuş olan yandaş şirketler.

    bu şirketler inşaat, enerji, gıda, otomotiv, telekomünikasyon gibi hayatın her alanını etkileyen sektörlerde faaliyet gösteriyorlar ve hiç biri bir şey üretmiyor. sadece ticaret yapıyorlar. ticaret dediysem, senin-benim cebimdekini kuruşu kuruşuna alıp, iktidarlarını iktidarlarını pekiştirmek için kullanıyorlar. teknoloji üretimi yok, sanayi zaten sadece montaj, monte ettiklerimiz de ithal mallar.

    tohumu israil'den alan bir tarım sistemimiz var. orada da üretim artık tüketimi karşılayamıyor ve üretici ile tüketici arasında kan emici tüccarlar var. işte bunlar da yandaş olanlar.

    enerji konusunu zaten damat yönetiyor ve o kadar gözü kara şekilde hamleler yapabiliyorlar ki, iki sene boyunca tüm itirazlara rağmen kendi enerji şirketleri piyasadan daha fazla para toplasın diye resmen sabahın karanlığında işe gider olduk saat dilimi ayarlaması yüzünden ve hiç bir verimlilik getirmediği, aksine, cebimizden fazladan bir sürü para çıkmasına sebep olduğu yetmiyormuş gibi bir de psikolojimizi bozmasına rağmen hiç umurlarında olmadı ve hepimizi iki sene boyunca sabah karanlıkta işe gönderip, akşam karanlıkta paydos ettirdiler. bu denli hırslı bir iktidardan görevi devralacak ince.

    birinci sıkıntı, millet ittifakı meclis çoğunluğunu sağladığında baş gösterecek; koalisyon sürecindeki pazarlıklar.

    hangi partinin hangi bakanlığı alacağı çok önemli olacak. olması gereken, şimdiden bakanlıkların önem dereceleri belirlenip, ittifaka katılacak partilerin alacakları oy üzerinden hangi bakanlıkların nasıl dağıtılacağı seçimlerden önce belirlenmesi. seçim sonrası bakanlık pazarlığı yapılacaksa bile bunun asla ve kat'a medya önünde yapılmaması, ayrıca, milli eğitim bakanlığı, maliye bakanlığı, adalet bakanlığı, içişleri bakanlığı, dışişleri bakanlığı gibi çok kritik olan bakanlıklar pazarlık konusu yapılmaması gerekiyor.

    ittifak partilerinin bu konuyu çekişme malzemesi yapmaması, herkesin görev ve sorumluluklarının bilincinde olarak fedakarca hareket etmesi gerekli.

    bu noktada açık söylemek gerekirse çok umutlu değilim. umarım hepimizi şaşırtacak denli güçlü ve etkili bir işbirliği içinde yeni hükümet sorunsuz şekilde kurulur ve özellikle eğitim ve ekonomi alanında çok ciddi politikalar geliştirilir.

    yeni hükümette roller belirlendikten sonra ikinci zor görev; kritik pozisyonlardaki bürokrasi kadrosunun yandaş ve liyakat sahibi olmayanlardan temizlenip, yerlerine vatansever, konusunda uzman, dürüst ve çalışkan insanların yerleştirilmesi. bu konuda da ciddi sıkıntılar yaşanacak ve havuz medyası tüm gücüyle din elden gidiyor propagandası yapacaktır. bunun da üstesinden gelinmeli ve yandaş kadrolar süratle temizlenip işin ehli ve devleti ile milleti için çalışacak kadrolar getirilmeli.

    yine bu bağlamda kamuda rüşvetin önlenebilmesi için seferberlik ilan edilmeli. çalıyor ama çalışıyor algısının mümkün olan en kısa süre içerisinde kırılması gerek. hem vatandaş, hem de yatırımcı, devlete sorunsuz ve sınırsızca güvenebilmeli. bu en zor görevlerden biri olacak.

    bir diğer zorlu görev, yargının yeniden yapılandırılması ve ülkenin her kesiminden insanların gönül rahatlığı ile güvenebileceği bir adalet mekanizmasının oluşturulması. insanların haklı oldukları konularda bile acaba başıma bir iş gelir mi korkusu ile sinmeleri ve her türlü haksızlığı sineye çekmelerine bir son vermek zorundayız. yandaş yargı diye bir şey asla düşünülmemeli, düşünülemez. adaletin olmadığı bir yerde hiç bir sorunu çözemeyiz.

    sonraki zorlu görev, emniyet, istihbarat ve silahlı kuvvetler içerisinde konuşlanan yandaş kadroların temizlenmesi. ülkenin bel kemiği olan bu üç teşkilatın en acil şekilde siyasal islamcı kadrolardan temizlenip, devletine bağlı ve hangi iktidar olursa olsun sadece milletine hizmet etmeyi görev edinmiş, dürüst ve ahlaklı, görevinin getirdiği sorumluluğun farkında ve kendisine emanet edilen gücü yalnızca kutsal vazifesi için gerektiği durumda kullanan, siyasi görüş ve hayat felsefesi ayırımı yapmadan her insana eşit davranan insanların yerleştirilmesi gerekir.

    bunlar halledilince sıra eğitime gelmeli. tüm milli eğitim kadrosu baştan aşağı siyasal islamcılardan arındırılmalı. geleceğimizi emanet ettiğimiz çocuklarımıza yaşatılan travma son bulmalı. eğitimci yetiştiren kurumlarımız yeniden yapılandırılıp, arap kültürü etkisinden kurtarılmalı ve atatürk'ün işaret ettiği yolda fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirebilmek için gereken bilimsel eğitimi çocuklarımıza verebilecek öğretmenler yetiştirebilmek için seferberlik ilan edilmeli. gerekişe köy enstitüleri yeniden kurulmalı. müfredat hazırlanırken ülkenin her kesiminden insanla görüşülmeli ve büyük bir uzlaşma içerisinde çağdaş normlarda bir müfredat hazırlanmalı. din konusunda hassasiyet gösteren ve din eğitimi talep edenlerin de talepleri devlet tarafından karşılanmalı. bu konu da yandaş basın tarafından abartılı bir şekilde din elden gidiyor propagandası ile işlenecektir, buna karşı söylem şimdiden geliştirilmeli.

    siyasette ahlak yasası acilen çıkartılmalı. bunu söylemek çok acı da olsa siyasilerimiz asgari nezaket sınırlarının çizgilerinden bihaber durumdalar ve bizler türkiye büyük millet meclisi çatısı altında birbirlerine hakaretler yağdırıp kavga eden insanlar görmekten bıktık.

    tüm bunlar olurken, daha önce belirttiğim yandaş şirketler, yalnızca ince ve yeni hükümeti zor durumda bırakmak için şirketlerinin varlıklarını hortumlayıp yurt dışına çıkartarak, borçlarını devletin sırtına yıkıp kaçmayı deneyeceklerdir. buna en sert şekilde önlem alınmalı, ki taraflı tarafsız tüm millet bunu destekleyecektir. yıllarca bizim paramızla bize hava atan yandaş ve görgüsüz insanların zengin edilmesine karşı toplumda ciddi bir nefret sıkışması var ve bu durum ülke çıkarları lehine kullanılmalı.

    yine yukarıda bahsettiğim inşaat, enerji, gıda ve telekomünikasyon gibi günlük hayatı direkt olarak etkileyen alanlarda tekel oluşturmuş olan şirketler, bu gidişat karşısında ülkeyi sabote etmek için gıda fiyatlarını, internet ve telefon gibi telekomünikasyon ücretlerini fahiş şekilde arttırıp, yeni hükümet ve ince'yi zora sokma girişiminde bulunabilirler. buna da çok sert ve keskin önlemler alınmalı hatta ülke tam anlamıyla düzene girene kadar şu an erdoğan'ın elinde bulunan yetkilerin hiç birinden vazgeçilmeyerek tam bir kontrol ile yönetilmeli.

    ilk dönemin sonunda ülke normalleşmeye başladığında, despotizme sebep olabilecek tüm bu yetkiler, bir daha herhangi bir diktatörün kötüye kullanamayacağı şekilde değiştirilip, tam demokratik, yeni bir anayasa ile desteklenmeli.

    sözün özü, muharrem ince ve millet ittifakının önünde çok zorlu bir görev var. her aşamasında onu engellemek ve adeta ülkenin kendini toparlamasını ve ileriye gitmesini engellemek isteyen siyasal islamcı yandaşlar ve onların destekçileri olacak.

    tüm bunlara rağmen, halkın desteği ve bu yeni ittifak hareketinin gücü ile, önümüzdeki tüm engellerin aşılacağını ve yeniden eski mutlu günlerimize dönebileceğimizi düşünüyorum.

    vakit t a m a m. şimdi çalışma zamanı.