şükela:  tümü | bugün
  • malum önümüzde 24 haziran 2018 cumhurbaşkanlığı seçimi var. ben de zaman zaman ümitleniyorum fakat daha sonrasında geçmişe dönüp baktığımda bunun olmayacak duaya demek gibi olduğunu düşünüyorum. neticede erken seçim kararı alanlar kendileri olduğuna göre pek de kaybedeceklerini düşünmüyorlardır. geçmişte halkına otoriter davranan liderlerin hikayelerine şöyle bir göz gezdirdim. hepsinin ortak noktası hiç birinin seçimle yıkılmamış olması. bunların bir kaçının hikayesini paylaşayım;

    1- ferdinand marcos1965-1986 arası filipinler devlet başkanı.
    1965'te seçimlerle iktidara gelen ferdinand marcos 1969 senesine kadar ülke adına olumlu hamlelerde bulunup tarım, sanayi ve eğitim alanlarında başarılı bir politika güttü. 1972 yılında dış mihrakları sebep göstererek ülkesinde sıkı yönetim ilan etmiş. muhalif politikacılar hapse atıldı, ülkenin güvenlik güçleri baskı aracı olarak kullanıldı. 1981 yılına gelindiğinde sıkı yönetim kaldırıldı fakat otoriter yönetim devam ettirildi kendisi tarafından.
    ve ülkenin bir çok sektöründe akrabaları baş göstermeye başladı.
    1983 yılında ise kendisine karşı muhalif bir hareket başlatmak isteyen benigno aquino jr. uçaktan inerken vurularak hayatını kaybetti. bunun üzerine 1986 yılında seçim kararı alan marcos bu seçimi benigno aquino jr.in eşine kaybetmesine rağmen hile ve şaibe ile koltuktan ayrılmama kararı aldı. ancak abd desteğini çektiğini belirttikten sonra ülkeden hawaii'ye kaçmak zorunda kaldı.

    2- zeynel abidin bin ali 1987-2011 tunus cumhurbaşkanı.
    kendisinin yıkılmasıyla arap baharı denilen olayın başladığı cumhurbaşkanı.
    kendisi 24 sene boyunca halkını demir yumrukla yönetti. işsizlik ve yoksulluk yüzünden başlayan halk ayaklanmısının önüne geçemedi ve muhammed bouazizi isimli gencin kendisini yakmasıyla başlayan arap baharı neticesinde ülkesini terkederek suudi arabistan'a kaçtı. yakınları ise daha sonrasında tutuklandı.

    3- hüsnü mübarek 1981-2011 arası mısır devlet başkanı.
    seçimle gelen ancak demokrasiye inanmayarak oğlunu kendi koltuğuna geçirmeye çalışan hüsnü mübarek otoritesini muhalif sesleri bastırmak için kullandı. seçimlerde yüzde 97 gibi abes oranlarla devamlı iktidar sahibiydi. arap baharının başlamasıyla görevinden istifa etmek durumunda kaldı ve hemen ardından yargılandı. önce idam, ardından müebbet hapse çarptırıldı. sonrasında ise hakkında beraat kararı verildi.

    aslında daha bir çok dikta var eklenebilecek. benito mussolini, adolf hitler, saddam hüseyin, nikolay çavuşesku gibi.
    ancak hikayelerin benzerlikleri amacını güderek onları listeye almadım çünkü onlar doğrudan doğruya savaş suçlarıyla yargılanmış isimler.
  • secimle yikilsin da varsin dikta olmasin.
  • katıldığım önermedir.

    ne kadar diktatör desek de saydığın isimler gibi değildir rte. dolayısıyla seçimle gidebilir. he eğer seçimden sonra saydığın isimler gibi olursa kesinlikle seçimle gitmez. dolayısıyla bu seçim çok önemli. böyle umut kırıcı şeyleri düşünmek yerine gidip oyunuzu kullanın.
  • inşallah gelecek ay, seçimle yıkılan ilk diktatörlük başlığını coşturmak nasip olur bize.
  • mal beyanı.
    (bkz: 9 mayıs 2018 malezya genel seçimleri)
    hayır daha 24 saat önce çürütmüş gerçekler bu saçmalamayı haberin yok, tutup yetersiz kapasitenin düştüğü bunalımı etrafına bulaştırıyorsun.
  • 12 eylül 1980 rejimi bir dikta rejimiydi, seçimle yoluna devam edebileceğini düşündü olmadı, yavaş yavaş yıkıldı. pinochet seçimde yenilmeyeceğine inanıyordu, iktidarı bırakmak zorunda kaldı, ancak dikkat edilmesi gereken husus iktidarı bırakmakla beraber kendisini yargılamak isteyenlere iktidarı bırakmamıştır. yargılanması çok uzun yıllar sonra mümkün olmuştur. aslında dünyada önceden hep diktatörlükler vardı. bu diktatörlükler tabandan veya dışardan gelen baskılarla demokrasi yönünde adımlar atmaya zorlanmışlar ve bu adımlar dünyadaki mevcut demokrasilerin önünü açmışlardır. demokrasiye geçiş sürecinde adına devrim denen şiddet hareketlerinin yaşandığı ülkelerde demokrasinin oturmasında gecikmeler yaşanmıştır. geçmişinde devrim olan ülkelerin demokrasilerinde bugün de sorunlar yaşanmaktadır.