*

şükela:  tümü | bugün
  • robert schnakenberg'in yazdığı tanıtımında "william shakespeare 'den leo tolstoy'a dek pek çok yazarın sıradışı ve sansürsüz bir profilini sunan büyük yazarların gizli hayatları, lise öğretmeninizin sormaya korktuğu tüm zorlu soruları ele alıyor." diye bahsedilen kitap.
    bir kısmını okudum.zaten öyle roman gibi çabucak okuyup bir köşeye koyayım denecek bir kitap değil kanaatimce.böyle el altında bulunması gereken can sıkıntısına herhangi bir sayfasını açıp ya da günün anlam ve önemine göre bir yazarla başlanması ve öyle de bitirilmesi gereken türden.
    kapak ve sayfa tasarımı da harikulade ayrıca.
    http://www.domingo.com.tr/…zarlarin-gizli-hayatlari

    kitapta yer alan yazarların listesi şöyle:

    william shakespeare
    lord byron
    honore de balzac
    edgar allan poe
    charles dickens
    bronte kardeşler(charlotte,emily,anne bronte)
    henry david thoreau
    walt whitman
    leo tolstoy
    emily dickinson
    lewis carroll
    louisa may alcott
    mark twain
    oscar wilde
    arthur conan doyle
    w. b. yeats
    h. g. wells
    gertrude stein
    jack london
    virginia woolf
    james joyce
    franz kafka
    t. s. eliot
    agatha christie
    j. r. r. tolkien
    f.scott fitzgerald
    william faulkner
    ernest hemingway
    ayn rand
    jean-paul sartre
    richard wright
    william burroughs
    carson mccullers
    j. d. salinger
    jack kerouac
    kurt vonnegut
    toni morrison
    sylvia plath
    thomas pynchon

    (bkz: copy paste değil alın teri)
  • kafka hakkında ;

    kafka’nın, bohemya işçi kaza sigortası enstitüsünde çalışırken ilk sivil koruma kaskını geliştirdiği söylenir. yazar hem sağlıksal hem de ahlaki nedenlerden dolayı sıkı bir vejetaryendi. bir gün bir akvaryumdaki balığı hayranlıkla izleyen kafka “şimdi sana daha bir iç huzuruyla bakabiliyorum çünkü artık seni yemiyorum” dedi.
  • edebiyat tarihinin en üretken yazarlarından biri olsa da bir kez olsun kalemi kâğıda değdirmedi. yazarda "disgrafi" diye anılan bir öğrenme güçlüğü vardı ki, bu da okunur biçimde yazı yazmasını engelliyordu.
    (bkz: agatha christie)

    kız kardeşi vanessa'nın resim yaparken ayakta durmasından ilham alan yazar, kariyerinin geç dönemlerine dek tüm yazılarını ayakta yazdı.
    (bkz: virginia woolf)
  • içindeki bilgilerin kesinliği meçhul ama alternatif bir kaynak kitap olarak başarılı buluyorum. özellikle her yazarın başlıca eserleri kısmından kendinize okuma listesi oluşturabilirsiniz.

    ayrıca yazarlar künyelerinde edebi üslubun tasvir edilmesini sevdim. (mesela edgar poe için 'ayrıntılı ve grift, tolkien için 'ağır, mitopoetik' toni morrison için 'çizgisel olmayan, imalı duygusal anlamda güçlü' gibisinden..)
  • ''dostoyevski epilepsi hastası, homofobik, iflah olmaz bir kumarbazdı.
    oğuz atay sevdiği kadına yakın olabilmek uğruna karısından boşanıp sevdiği kadının kocasıyla arkadaş oldu evlerine daha sık gidebilmek için.
    salinger yaklaşık kırk yıl evinden dışarı adım atmadı, tek bir kare bile fotoğrafı çekilemedi.
    yusuf atılgan türk edebiyatının kilometre taşları sayılabilecek iki büyük eseri yazdıktan sonra (anayurt oteli ve aylak adam) insanlara küstü, bir köye yerleşip otuz yıla yakın neredeyse tek bir satır bile yazmadan çiftçilik yaptı.
    althusser elli yıldır birlikte olduğu ve taparcasına sevdiği karısı helen’i bir sabah yanı başında uyurken elleriyle boğdu, bu boktan hayata daha fazla katlanmasına seyirci kalmaması için.
    stephan zweig'de tıpkı althusser gibi yaptı, tek farkla, o tabanca kullandı karısı ve kendisi için. insan ırkına duyduğu güvensizlik walter benjamin'i fransa sınırında kendi kafasına sıkmaya zorladı.
    hemingway yalancının tekiydi, jean genet gasptan tecavüze kadar bulaşmadık suç bırakmadı ve ömrünün yarısını hapiste geçirdi.
    kierkegaard çok sevdiği nişanlısı regine olsen'i terk etti, çok sevdiği için. ömrü boyunca hep acı çekti bu yüzden ama soranlara da yaptığının doğru olduğunu söyleyip durdu. o kadar çok seviyordu ki regine'i ve o kadar nefret ediyordu ki kendisinden, evlenip onun kendisine “maruz kalmasına" izin veremezdi.
    yani demem o ki yazmak o kadar da mühim bir mesele değildir.
    örneğin marangozluk yapmaktan yada bir kasapta şuursuzca et doğramaktan veyahut bir çiçeği satarken tezgahta yapraklarını kırpmamak için arasına daha yeşil yapraklar eklemekten daha mühim değildir.
    ama insanın dile getirmek isteyip de dile getiremediği şeylerin telaffuzu mühimdir.
    yani demem o ki: yazanlar değil yazılanlar kutsaldır.''
    bir kaç iyi adam

hesabın var mı? giriş yap