şükela:  tümü | bugün
  • ispanyol tercümanı * bayan. kendisinin dilimize çevirdiği kitaplardan bazıları için buyrun.

    ayrıca ntv spor'un da tercümanlığını yapmaktadır.

    (bkz: 16 nisan 2011 real madrid fc barcelona maçı) *
  • şu anda r.a. salvatore'nin (evet baktım 'salvator' olarak değil 'salvatore' olarak okunuyormuş) yalnız drow'unu okuyorum. çevirmeni ise seda ersavcı. ve üzülerek söylemeliyim ki çevirisi hayli kötü.

    kitabın başlarında, torgar ve banak arasında geçen bir konuşmada, cücelerin nasıl da mirabar şehrindeyken, dışardan gelen kral bruenor battlehammer'a sempati besleyenlerin dışlandığından bahsediliyor. çevirmenimiz ise 'ill treatment' sözcüklerini 'kötü davranış' yerine 'hastalık tedavisi' olarak çeviriyor. (bkz: ve olaylar gelişir)

    pdf olarak bölümü bulup ingilizce olarak okuyunca türkçesinden çok daha iyi anladığımı farkettim ve açıkçası verdiğim paraya üzüldüm.

    mesela;

    mithral hall: mithril salonu

    kadın kendisine mithral kelimesini (ve elementini) mithril'e çevirme yetkisi vermiş resmen.

    ayrıca cümleleri çok uzun tutuyor. ingilizce'de anlamlı olabilecek cümleler, türkçe'de öyle uzun dayanmaz ki...

    bu arada henüz 31. sayfadayım, daha sonra bulduğum yanlışları yine aktaracağımdır.

    ***

    sayfa 105'e kadar dikkatimi çeken yanlışlar ise şöyle:

    1) soyisimler, yazarın kafasına göre bazen türkçe olmuş bazen ise ingilizce kalmış.

    obould bol-ok veya regis gümbürgöbek gibi isimler türkçeleşirken, shoudra stargleam, bouldershoulder kardeşler veya rockbottom soyadı ingilizce kalmış.

    2) bir gnom olan nanfoodle ve halfling (buçukluk) olan regis, söz aralarında cüce olarak geçiyor. regis'in buçukluk olduğunu söylemiş miydi emin değilim, ancak nanfoodle ile ilk karşılaşmamızda gnom olduğundan bahsetmişti. neden gnom olarak belirttiğin bir karaktere sonra dönüp cüce diyorsun? manyak mısın kızım sen?

    örnek olarak;

    ing:

    "ı have heard of your citadel," nanfoodle said to nikwillig.

    the gnome was wandering the grounds outside of mithral hall's western gate when he came upon his fellow visitor to the battlehammer stronghold sitting on a flat stone in keeper's dale. they could hear the fighting up above them in the north.

    "me kinsman tred's up there now," nikwillig remarked.

    "you fear for him," reasoned the gnome.

    "for tred?" came the laughing response. "nah, never that. nikwillig's the name here, little one, and who might yerself be?"

    "nanfoodle buswilligan at your service, good dwarf," the gnome answered with a polite bow. "a visitor to mithral hall, as are you."

    **vs**

    tr:

    "kalenizden bahsedildiğini duymuştum," dedi nanfoodle, nikwillig'e.

    cüce*, battlehammer kalesini ziyarete gelip bekçi vadisi'nde bir taşın üzerinde oturan, sevgili dostuyla* karşılaştığında mithril salonu'nun* batı kapısının dışında dolanıyordu.

    "benim arkadaşım tred şu anda orada," diye belirtti nikwillig.

    "onun için endişeleniyorsun," diye açıkladı cüce.**

    kahkahalar arasında "tred için mi?" diye bir cevap geldi, "yok canım, alakası yok, ben nikwillig`** , küçük adam * , sen kimsin*?

    "nanfoodle buswilligan sizin hizmetinizdedir sevgili cüce," diye cevapladı gnom nazik bir selamlamayla, "tıpkı senin gibi bir mithril salon'u ziyaretçisiyim."*

    gördüğünüz gibi tek bir paragrafta bile bu kadar sorun çıkıyor. keşke acele edip serinin son kitabını almasaydım dedirtmiştir...

    3) bir de kitap içerisindeki yazım hataları arttı. laika kitabevi'nin editörleri ne işle uğraşıyor diye meraklanmaya başladım. ay! başlarına bişey gelmiş olmasın sakın?

    ***

    4) bak bak... sayfa 113-114'te, obould'un oğlu olan urlgen, bir urglen, bir urlgen olarak yazılıyor, bir moradin'in kulu da çıkıp 'yav bunu düzeltelim, bu kitap böyle basılmasın!' demiyor. arkadaş yumurtadan çıkıp yayınevi mi açtı bu insanlar? üstelik bir çok yazım yanlışı da gözden atlanıyor.

    5) kitabın orijinali'nde, cüceler, aksanlarından dolayı yüz anlamına gelen 'hundred' kelimesine 'hunnerd' diyorlar. aslında aksanları her konuştuklarında bir çok kelimenin değişmesine sebep oluyor. peki bizim çevirmen napıyor? hunnerd kelimesini alıp 'yüüüüzz' yapıyor. ben senin mantığına sıçayım. sen bütün ırka normal bir aksan ver, sonra dön yüz kelimesini yüüüüüüzzz diye uzat. bari 'yüs' de be kadın! of of of... bu kadın yüzünden faerun cüceleri bizim ordaki esnaflar gibi konuşmaya başladı...

    6) bu arada regis ve nanafoodle'a cüce demekte hala ısrar ediyor sayın ersavcı. o da değil, hadi diyelim halfling'in farklı bir ırk olduğunu farketmedi de buçukluk yerine cüce diye çevirdi, e nanfoodle'a arada bir gnom diyorsun ya? niye dönüp sonra herife cüce diyorsun? are you a pencil?

    7) ve bu editimin yıldızı geliyor; nanfoodle mithral salonu'nun önünde, ağzında bir boru ile oturuyor. evet, boru. çünkü çevirmenimiz, 'pipe' yani pipo'yu su borusu olarak algıladı (veya yeni öğrendi) ve o şekilde yazdı. dönüp hiç sorgulamadı, 'lan bu gnom ağzında boruyla naapıyo?' diye.

    sipsinirolaylarsilsilesi bitlis'ten bildirdi.
  • bir üstteki girdi ile aynı kaderi paylaşmaktayım an itibariyle.

    seneler öncesinde laika kapanmadan evvel serinin kitaplarını topladım ve okumaya başladım. yani yalnız drow'a kadar ali seval ve bir kaç diğer çevirmenin çevirdiği kitaplarda pek sorun yaşamadım. fakat ne zaman ki bu ablaya geçtim olaylar çığırından çıkmaya başladı.

    aynı bir üstteki girdide söylendiği gibi kitabın 7. kısmın başına geliyorsunuz ve bir muhabbete denk geliyorsunuz (ki zaten öncesindeki yerlerde de hatalar var). hani bir okudum daha doğrusu okumaya çalıştım. keşke okumasaydım yani o kadar!

    bu kadar rezil-i rüsvan bir çeviriye çok uzun zamandır denk gelmemiştim. hani hiç ingilizce bilmeyen biri olsanız bile orayı okurken beyninizin yanması çok ama çok olasıdır. o kadar dandirik bir çeviri olmuş ki cidden şu anda pişmanlıklar içindeyim feci hâlde.

    gidip orjinalini okumamı sırf bu kitaba zamanında bilmeden verdiğim para engelliyor. bu kadar rezil bir şeyle karşılaşacağımı bileydim alır mıydım hiç! abla kendi kendine çeviriye girişmiş, editör aga da güya editör ama gram kontrol etmeden baskıya yollamış. laika'nın niye battığı zaten belli oluyor.

    şimdi baktım sonraki 2-3 kitabın da bu şahıs tarafından yazıldığını görüyorum. içimde gram istek kalmadı. sağolsun, varolsun!