şükela:  tümü | bugün
  • 70'li yılların türk rock sahnesinden önemli bir davulcu. uzun süreler erkin koray'la çalıştı. erkin koray'ın yeraltı dörtlüsü, supergroup ve erkin koray dörtlüsü gruplarında çaldı. bu gruplar dışında yer aldığı önemli gruplardan bir diğeri de seyyal taner'in 25. saat grubu oldu. erkin koray'ın 80'li yıllarda tek klavyeyle müzik yapmaya başlamadan önceki albümlerinde de boy gösterdi. şahsen kendisi hakkında bildiğim en son müzikal faaliyet 1998 yazında erkin koray'ın açıkhava'da verdiği konserdir. memleketimizin sanatçıya verdiği değerin klasik bir örneği olarak son dönemlerini beş parasız bir halde geçirdi ve 2001 senesinin sonlarında vefat etti.
  • "sedat ses ver/ allah bateriste bak"* sedat...
  • gercek ismi sanirim "sedat avdikoglu" olan, yeralti dörtlüsü ve 25. saat'in yani sira hardal grubunda da baget sallamis olan süper davulcu. erkin koray'in taa 60'larda "erkin koray dörtlüsü"nden grup arkadasi, almanya'da albüm cikarirken bile neden vazgecemedigini anladigim baterist. allah rahmet eylesin.

    hardal ile canli bir performans klibi icin:
    http://www.youtube.com/watch?v=hezhcby_tf4
  • erkin koray'ın kendi deyimiyle 'muhabbetle karışık otobiyografi kitabı' 'mezarlık gülleri'nde bir bölüm ayırdığı değerli baterist. bir kısmını el emeği göz nuru bir şekilde buraya geçirdim, buyrunuz:

    sedat, bizim yeraltı dörtlüsü'nün davulcusu...
    1.68 - 1.70 boyunda, yakışıklı, cüsseli, biraz bencil, fakat iyi bir çocuktur kendisi... çocuk diyorsam da, ağzımız alışmış: koskoca adam.. 50 nin üzerinde şu anda...
    'bizim çocuklar' sloganı, bende ölünceye kadar gidecek. 80 yaşına da gelseler, onlar benim için 'bizim çocuklar' işte...
    müziğe kabiliyeti çok, benim gibi... ama benim gibi 'dolayısıyla tembel değil' değil... provaları hiç aksatmaz, sahneye çıkar davulunu çalar.
    yalnız... konser seyehaterimiz hariç, bütün hayatı taksim sıraselviler'deki club 12 ile kurtuluş'ta bulunan evinin arasındaki yolda geçti. hepsi hepsi 5 kilometre.

    ------------

    yurt dışından döndüğümde ilk ziyaretime gelen o oldu:

    -'on sene kaldın, ne kazandın?'

    sedat için 'birşey kazanmak', ancak 'para kazanmak' olabilirdi. dünyası, hayatta kazanacak başka şeyler olduğunu kavramaya yetmezdi. ya maç kazanılırdı, ya da para...

    -yaşamak nedir?
    -nasıl ve neden dünyaya geldik?
    -ne yapmalıyız?
    -önce neydik, sonra ne olacağız?

    bizim devamlı kendimize sorduğumuz ve cevap bulmak için günlerce uykusuz, üzerinde konuştuğumuz, tartıştığımız bu sorular, hayatında hiç mi hiç ilgilendirmemişti onu... sevgili 'moğol' engin yörükoğlu ile tam üç gün üç gece oturduğumuzu bilirim. yemek yok, içmek yok! kafamızda sorular!

    o sorusu üzerine sedat'a:

    - 'haa! sen kaç para kazandın, diyorsundur değil mi?' dedim.

    -'para yok! ama anlatacak çok şeyim var. bir başlasam bir haftada bitmez. sen anlat bakalım, bu on sene içinde ne yaptın?'

    -'???'

    çıt yok tabii...

    club 12 ile ev arasında anlatacak ne olur ki?

    eğer anlatacak bir şeyin yoksa, hayatın anlamı da yoktur...
  • iki yıl önce dersini alabilme şansı yakaladigim istanbul üniversitesi coğrafya bölümü hocasıdır, profesördür. aves (akademik veri yönetim sistemi)aves yardımıyla makalelerine ulaşılabilir.
  • coğrafi bölgelerin haritalarını çizidirerek saçma sapan sınavlar yapan iü coğrafya hocası. hayır bu harita çizimlerinin ezber dışında öğrenciye hiçbir katkısı da yoktur. kesinlikle arazi çalışması vs. yapmaz. diğer bölgeselciler gibi kampüs kuşudur o da. fakat yiğidi öldürüp hakkını vermek gerekir lisansüstü öğrencileriyle çok ilgilenir ve bu adamın öğrencileri biraz çabayla akademide kendine yer bulabilir.