şükela:  tümü | bugün
  • ola ki ahirette gunahlarımız ağır basar, bu durumda yakınlarımızın bizim için bağış dilemesi, yalvarması şefaat olur; en kıymetli şefaat ise, muhammed'in şefaati imiş.
  • birinin affedilmesi ya da dileğinin yerine getirilmesi için yapılan aracılık. özellikle de tanrı ile kul arasında yapılan aracılık.
  • bunun turkcesi cennete gonderilen cv ye eklenen referanslardir. haliyle en yuksek mevkii muhammedin mevkii dir. isanin referansi ne demeye gelir merak konusudur.
  • rüyasında hz. muammed'i gören evliya çelebi'nin dili sürçerek seyahat şeklinde telaffuz ettiği; tüm hayatını değiştiren kelime.
    (bkz: seyahat ya resulallah)
  • islam terminolojisinde torpil, kıyak.
  • türk dil kurumu sözlüğüne göre birinin suçunun bağışlanması veya dileğinin yerine getirilmesi için o kimseyle tanrı arasında peygamberin aracılık etmesine verilen ad. yani bir anlamda tüm insanların hesabe çekileceği mahşer günü günahkar müslümanların affedilip cennete gitmeleri için hz. muhammed'in allah'tan talepte bulunması.
  • hristiyanlara göre islam'da şu şekilde yer verilen inanç: http://www.youtube.com/watch?v=bivae4xifmq
    diyor ki: sahih-i buhari'de insanlar şefaat için önce hz. adem'e sonra, diğer peygamberlere gitmiş. bunlar günahkar olduklarını ve şefaat yapamayacaklarını söylemişler. sonra insanlar hz. isa'ya gitmişler hz. isa da şefaat edemeyince, hz. muhammed'e gitmişler. sonunda hz. muhammed şefaat etmiş. bu vaiz diyor ki: "peki, hz. isa'nın günahı neydi", "buhari'ye göre isa'nın günahı yoktu". (tsm'nin notu: farklı rivayetlerde günahı varmış: "beni, allah'tan ayrı bir ilah edindiler" diyormuş) muhammed'in şefaatin kabul olmaz, öyleyse babanın bizim için seçtiği şefaatçi dışında şefaatçi seçilmemeli. bu da hz. isa'dır. zaten kuran da demiyor mu allah'tan başka şefaatçi yoktur diye ("sizin ondan (allah'tan) başka ne bir şefaatçiniz, ne de bir veliniz vardır. hâlâ düşünmüyor musunuz?" (secde, 32/4) tsm'ye göre bu ayete referans veriyor konuşmacı.) işte o şefaatçi isa mesih'tir, o hem insan o hem tanrı olduğu için şefaat yapabilecek tek kişidir. özetle, tanrısal özü olmayanlar şefaatçi olamaz, muhammed de isa gibi tanrısal özelliğe sahip olamadığı için şefaatçi değildir.
    konuyla ilgisiz: 49:45'te çok ilginç bir cümle kuruyor vaiz: muhammed incil'den bahsediyor kuran'da ama hiç incil'i okumamış olabilir.
  • şefaat, yüce allah'ın kendi izni ve merhametiyle, mahşer günü günahkâr insanlara iyilik yapmaları için seçtiği bazı özel kurallarına yetki ve izin vermesidir. onların bu husustaki aracılığına müsaade etmesidir. izin ve yetki tamamıyla yüce allah'ın kontrolündedir. o, sevdiği bazı özel insanlara dünyadaki sadakatleri karşılığında vefasını gösterecektir. yoksa yüce allah dileseydi hiçbir aracıya gerek görmeden yapacağını yapar ve bütün kullarını ya affeder veya cehennemlik ederdi. ama dünya hayatında kendisine sadık kalan büyük peygamberlere, meleklerin bir kısmına ve şehitler gibi özel gruplara şefaat hakkı tanıyacaktır.

    mahşer gününde en büyük şefaat yetkisi hz. peygamber'e (s.a.v.) verilecektir. efendimiz de bu yetkiyi her mümin için kullanacaktır. o bunu şöyle anlatıyor:
    "ben adem oğlunun büyüğüyüm de bunda bir böbürlenme yoktur. kıyamet günü dirilmek için yerin yarılmasıyla kabirden ilk çıkacak olan da benim. bununla beraber böbürlenme yoktur. ilk şefaat ve şefaati ilk kabul olunacak kimse de benim. ve bununla iftihar etmek de yoktur. kıyamet günü hamd bayrağı benim elimde bulunacaktır. bununla beraber böbürlenmek yoktur."
    hz. peygamber (s.a.v.) yüce rabbimizin kendisine verdiği bu özel yetkiyi elbette o'nun emri ve rızası ile kullanacaktır. rabbimiz müsaade etmezse, kim konuşabilir o dehşetli günde? kim söz söyleyebilir? kim ben varım diyebilir ki! yerin, göğün ve ötelerin tek muktediri hâkimi, söz sahibi o'ndan başka kim olabilir ki.

    büyük günahkârlar şefaate ulaşacak mı?
    yaygın bir yanılgımız vardır. zannederiz ki şefaat sadece küçük günah işleyenleredir.
    halbuki mesele bunun tam zıddınadır.
    hz. peygamber (s.a.v.) bu konuda bizi şöyle bilgilendiriyor:
    "siz benim şefaatimi allah'a kulluk görevini tam yapan müminlere yapacağımı mı sanıyorsunuz. hayır öyle sanmayınız. ve lakin o şefaatim günahkâr, hatalı ve pis işlere karışan müslümanlar içindir." (ibn mace, hd: 4311)
    büyük ve utanılacak günah işleyenler esas büyük şefaate muhtaçtır. zira küçük günahlar dünya hayatında yapılacak duayla, tevbeyle, sadakayla ve benzeri iyiliklerle belki bağışlanacaktır. ama öyle günahlar var ki, belki onları yüce allah ahirette cezalandırmak isteyecektir. veya belki kul, bu günahlara tövbe etmediği için durumu büyük hesap gününe kalacaktır.
    merhamet önderi olan peygamberimiz (s.a.v.) öyle diyordu zaten: "benim şefaatim kıyamet gününde ümmetimden büyük günah işleyenleredir." (ibn mace, hd: 4310, ibn hibban,6433)
    bu hadisler şöyle anlaşılmamalıdır:
    müslüman her türlü sahtekârlığı, günahı suçu işlesin, nasılsa şefaatle kurtulacaktır. eğer kişi bu anlayışta olursa, belki yüce rabbimiz ona bu kurnazlığından ötürü tövbe imkânını bile vermeyebilir. çünkü günahlar işlenirken kişi günahı zafiyetinden dolayı işleyebilir ki bu, tövbe kapsamına girer. veya günahı küçümseyerek işleyebilir ki bu şirke kapı açabilir.