şükela:  tümü | bugün
  • bütün evren o'nun için yaratılmış ise mantıklıdır.
    he ilk söylediğim ne kadar mantıklı onu düşünmek gerek.
  • --- spoiler ---

    şefaat haktır ve gerçektir. bütün büyükler cenâb-ı hakk’ın koyduğu sınır dahilinde şefaat edeceklerdir. eğer “şâhid” olmak da bir bakıma şefaat kabul edilecekse, ümmet-i muhammed bu mânâda bütünüyle şefaat edecektir. şefaati inkâr edenlerin, dünyada da ukbâda da kazanacakları bir şey olmasa gerek. çünkü allah (cc) orada kullarına, kulların o’nu bilip tanımaları ölçüsünde muamele edecektir.

    --- spoiler ---
  • daha cuma saati gelmediği için cevap vereceğim soru.

    islam dinine göre allah'tan başka her ne ve her kim olursa olsun yardım beklemek şirktir.

    peygamber, veli, ermiş, derviş, şeyh, kitap, musaf farkı yok.

    diğer taraftan bir kimseyi yahut şeyi aracı tutarak, hatrına bir dilek-istek dilenebilir-istenebilir. sıkıntı yok. yani şefaat konusunda bir sorun yok.
  • --- spoiler ---

    mu'tezile bilginleri, âhirette günahkârlara şefâat edilmesinin sözkonusu olmayacağını, ancak sadece sevaba müstahak olanlara mükâfatlarının arttırılması yönünde şefâat edilebileceğini ileri sürmüşlerdir.

    ehl-i sünnet âlimleri ise haklı ve isabetli olarak her iki durumda da şefâatin mümkün olduğunu, günahkâr kullara peygamberler ve allah nezdinde itibarı yüksek olan diğer seçkin insanlar tarafından şefâat edilebileceğini savunurlar. ancak allah'ın izin vermediği hiçbir kimse şefâat edemeyecektir (meselâ bk. bakara 2/255; meryem 19/87; tâhâ 20/109).
    --- spoiler ---

    edit : cuma namazı bekleyen mümin
  • bakara, 123.. ayet: kimsenin kimseden yana bir şey ödeyemediği, hiç kimseden fidye alınmadığı ve hiç kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamadığı ve yardımın kesildiği bir günden sakının

    cin, 21.. ayet: de ki, "ben size ne bir zarar ne de bir yarar verme gücüne sahip değilim."

    kendisine dahi ne yarar ne zarar sağlayamayan bir elçi mi şefaat edecekmiş?
    " müslümanlar" ahirete şefaat bekliyorken bak ne diyecek muhhammed :
    furkân, 30.. ayet: elçi de, "rabbim, halkım kuran'ı terketti," der.
  • kuran'a göre bu söz öbeği gayet sakıncalıdır.

    de ki: "şefaat, tümden ve sadece allah'ındır. göklerin ve yerin mülkü/yönetimi o'nundur. sonunda o'na döndürüleceksiniz."
    zümer (39):44

    "yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz."
    fatiha (1):5
  • şirkin dik alasıdır hem de. baskasindan sefaat dilenmeye ne gerek var ben bunu gercekten anlamiyorum? allah sah damarindan yakin degil mi kuluna ne diye araya habire araci sıkıştırıyorsunuz? ne umuyorsunuz gercekten.

    medet geylani diyene soyleyecek sözüm yok biz burda peygamber yardim edemez diyoruz adam geylani diyor. hmm peki ok.
  • mustafa islamoğlu şefaatin şirke girmesi konusunu bir iki kelimeyle, kafası çalışan herkesin anlayabileceği şekilde, izah ediyor.

    --- spoiler ---

    şefaat aracılık demektir.

    50- kâf: 16. andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.

    allah ile kul arasında bir ara mı var ki, aracıya ihtiyaç olsun?
    --- spoiler ---

    videodaki konuşan abdülaziz bayındır hoca kesinlikle haklı, diye düşünüyorum.

    mehmet okuyan hocanın şefaat ile ilgili şu kısa videosunu izlemenizi tavsiye ederim.
  • dinsizlerin bitleri kanlanmış gene anlaşılan dedirten soru. bosuna ortaligi karisitirma derdine girmeyin derim.
    zira sorunun cevabı basit; "şefaat ya resûlallah! "