şükela:  tümü | bugün
  • metalden yapılmış, iki katlı üç katlı filan olan, içine sıvı yemekler konulabilen, yemek muhafaza edevatı..

    sefere giderken seferi amcalar da yanlarına alırmış bu edevatı. şimdilerde (ay yine o kelime bari bi ters apostroflan şenlendireyim) orta direğin işe giderken yanından eksik etmediği mühiiiiiiiiiiiim şey.
  • seferi olanlar için fast food gibidir.
  • daha çok büyükler için bir tür beslenme çantası modeli.
  • osmanlı zamanında sefere çıkan askerlerin yolluk yemeklerini koymaları için icat edilmiş, eski zamanki ismiyle tas-ül sefer
    tek çeşit yemekle yetinebilenler veya yemeği bulamaç halinde sevenler(nasılsa midede karışıyor) için ideal olan, klasik tek katlı sefer taslarıdır.
    biraz şundan biraz bundan felsefesiyle yemek yiyenler* için ise apartman sefer taslari üretilmiştir.
    içine en çok yakışan yemekler köfte-pilav(ilk kata) ve salata(ikinci kata)dır. dandik sefer taslarında özellikle yeşil salatanın metalimsi bir tadı olur, damak tadınız için taklit sefer taslarından sakınınız.
    takım elbiseli ya da etek-ceket takımlı iş canlıları** için olmasa da ortaokul öğrencileri için süper bişeydir, öğle tenefüsünde bütün tasların kapaklarını açarsınız, masanızı donatırsınız* güzel güzel yersiniz
  • yeniceriler tarafindan kullanildgi zamanlarda, icinden yemek yenilen, yikanirken su dokunmeye yarayan ve goguste tasindiginda bolgesel koruma saglayan cok amacli bakir kap.
  • metalden yapilan ise giderken yemeklerimizi icine koydugumuz kucuk kap.
    -----
    sabah salacağa indim,bir adam gördüm motora koşuşturan elinde torbasi torbasinda sefertasi vardi. geçmişe döndüm çocukluğum geldi aklima,bizde amcalar sabahin erken saatlerinde ellerinde sefertasini taşiyan torbalarla işe giderlerdi. daha henüz sokaklara insanlarin yüreklerine kirletilmiş düşünceler düşmemişti. mahalle içleri evlerimiz gibi tertemizdi. sokakta karşilaşan iki bey ceket düğmelerini ilikleyip merhabalaşirlardi saygiyla. sevgililer elele tutuşmanin ötesine gitmemişlerdi henüz o devirlerde , sevgilerde kirletilmemişti. sevmek büyük anlam ifade ederdi yüreklerde. salacakta erken saatlerde elinde torbasiyla sefertasini taşiyordu adam demek hala yitirmemişti duygularini inançlarini umutlarini.

    sevgif.
    --------
  • artık devlet dairelerinde rastlanmayan geçmişe ait acıklı nesne.
  • artık rağbet görmeyen bir ev türü.
    "sefer tası gibi bir evimiz olsa..."
  • içine konan yemeklerin sırası olurdu diye hatırlıyorum, orta kata pilav, alta hoşaf vs.. devlet memurlarında olurdu ya genelde, bu da öle bi mevzuat demek ki.