şükela:  tümü | bugün
  • kişinin* okuma amaçlı yaşadığı şehirden uzakta kendisinin kurduğu yeni bir hayattır. mutlaka ki yeni olması dolayısıyla farklıdır. aile faktörünün yanında olmamasının getrirdiği yemek, çamaşır, fatura, tamir ve diğer evsel veya kişisel işlerin yükünü sırtlanmaktan öte yine aynı faktörün verdiği rahatlama ya da gerilme hislerinden dolayı derin bir psikolojik etki yapar bünyede.yaklaşık yirmi yıldır belirli dönemlerde belirli zamanlarını kendine ayırmaya alışkın olan kişi*etrafında kendi yaş grubundan insanlar olmasından dolayı farketmeden kendi kendine kalıp düşünmeye daha az zaman ayırıp daha az olaylar üzerinde analiz yapmaya başlar.hatta artık analizi sentezi bırakıp "akışına bırakma" konumuna geçerek öylesine yaşar çoğu şeyi. bunun bir getirisi olarak düşüncesizce ve ve hatta bazen kendine yakıştıramadığı tutumlar sergiler olaylara ve olgulara karşı. eski tanıdıkları tarafından "çok değişti azizim" olarak ifade edilir bu. değişmemeiştir halbuki. düşünmemiştir de evet... olmalıdır bu tarz kopmalar mutlaka. olmalıdır ki insan daha iyi tanımalıdır kendini. zaten bu boşvermişlik halleri güzel yapar öğrencilik hayatını. tadını çıkaratarak yaşamak gerekir. zira geçicidir....
  • kişiden kişiye farklı sonuçlar doğurabilecek hayattır. bazıları çok mutlu olabilirken bazıları da nefret eder hayattan.. yaşadığınız yerde çok düzenine oturmuş, çok iyi dostluklar kurulmuş bir hayatınız varsa kötü sonuçlara sebep olabilir bu yeni hayat. yurt hayatına alışamazsın bir türlü; rahatsındır ailenden laf eden yoktur eve gel zart zurt diye ancak hava koşulları olsun, yalnızlık olsun bu gibi nedenlerden dolayı boş geçen ve insanı daraltan zaman çok fazladır. spor yaparsın sinemaya gidersin, sonra istemeye istemeye odaya dönersin ve o 5 metrekarelik alanda geçirmek zorunda olduğun en az 4 - 5 saat seni beklemektedir kafayı yersin sonunda..
    yaşadığın şehirden okuduğun şehre giderken otobüs yolculuğu boyunca uyumazsın düşünürsün.. odanda yatağına uzanır düşünürsün yaşadığın hayatı şu ana kadar yaptıklarını, yapmadıklarını.. pişman olursun çoğu şey yüzünden, çok salaklılarını bulursun, düzeltmek istersin ama artık çok geçtir. kimse anlamaz yalnızlığını, kimseyi eski yaşadığın dostlarının yerine koyamazsın; onlar önemlidir başkalarıyla o kadar yakın olamazsın, sonuç yine yalnız kalırsın. yavaş yavaş dost sandığın bazı insanlar da aramamaya başlarlar ne de olsa uzaktasın, çağırsalar gidemezsin ama bilmezler ki bir derdini açmalarının ne kadar mutlu ettiğini o insanı.. anca yaşadığın yere haftasonları gittiğinde görüşürsün.. her şeyini anlatırsın zor durumda kalınca ilk başvurduğun anlattığın insanlar yine o dostlarındır ama aynı şeyi onlardan göremezsin. anne dışında 2 3 günde bir arayan yoktur. her otobüse binip okuduğun şehre giderken lanet edersin okumak istemiyorum diye bağırmak istersin. en büyük düşmanındır yalnızlık ve hayatında yaptığın yapmadıkların pişmanlıklarını düşünme fırsatıdır.. işte böyledir şehir dışında okumak..
  • aile kavramından uzaklaşıp bulduğu ilk sevgiliye kendini adamak ile devam edip sonunda hüsranlara sebep olan hayattır. ha bir de eşşekseniz aynı hatayı tekrarlayabilirsiniz fakat üçüncü defa bu hatayı tekrarlamamanız için hiçbir sebep yoktur. her akşam ne olursa olsun evde seni sevecek birileri bulamamaktan kaynaklı ilgi ve sevgi eksikliği daha buna benzer bir sürü hataya yol açabilir. yaşayarak öğretir, çok acıtır, tavsiye ederim bayılacaksınız...
  • yaz zamanı okul özlenir, kışın ise aile. asla ikisi bir arada olmaz. bir şeyler her zaman eksiktir. küçükken sürekli çekilmezliğinden bahsedilen ''gerçek hayat'' gibi. sahne, doğası gereği iki perdeli olduğu için, hep önceki perdeye özlem duyulur.
  • iki ayrı şehirde arkadaş ortamlarında uyum sorununa neden olabilir. memleketinizdeki arkadaşlarınızla yaptığınız muhabbeti okuduğunuz şehirdekilere yaptığınızda mal mal suratınıza bakabilirler. tersi de geçerli.
    konuşunca suratıma mal mal bakan adamlar görüyorum üniversiteyi okuduğum şehirde beş senedir. bu yüzden de pek konuşmuyorum.
  • aile yanındaki kilo değişimi ile değişim etkisini gösterebilir.

    günde bir tabak çorba ile beslenmek var. bir de sabah envai çeşit malzeme ile kahvaltı, öğlen 2 çeşit yemek, akşam 2 çeşit yemek, gece acıkınca değişik alternatifler ve kalan yemeklerin ısıtılması var.

    en güzel açıklamayı kadın anam yapmıştı eve geldikten bir hafta sonra.

    "yavrım geldiğimde yüzün çökmüşüdü şimdi biraz adama benzemişin"
  • lisede hayal edilen gibi bir hayat değildir. "eve çıkarım mis gibi, dersime de çalışır, eğlenirim de" diye düşünen bünyeler, çevreden alınan duyumlarla "yurdum yurdum güzel yurdum" der hale gelir genelde.
  • tatil olur 1 haftadan uzun süreli. memlekete, ailenin yanına gidersin. anacığının yemeklerini çok özlemişsindir ama bir türlü gözünü doyuramazsın. açsındır, yersin hemen şişiverir miden. yiyemezsin daha fazla. sonra alışırsın, iştahın açılır yersin güzel güzel. sonra okula dönersin. yediklerin keser ama tek öğünle idare ediyorken bakmışsın aradan 3 saat geçmesine rağmen yemek yemenden miden guruldar.
  • hadi çocuğum ödev yap dayatması artık olmadığı için projedir vizedir allah'ın emri gibi hep sıçtın mavisiyle karşılanır. temizlik yapılamayan sınav haftalarında evde sizin haricinizde ufacık toz öbekleri de kapı arkalarında yakalamaç oynamaya başlar. eğer tek yaşıyorsanız bunlar eve bir hareket getirir.-evlerinde bunlara isim koyan arkadaşlarım bile var- sınavlardan sonra ölümüne temizlik için kasılır ama bir ödev teslimiyle beraber eski hale geri dönülür. eğlenilir, gezilir, eve giriş çıkış saatleri lastik gibidir fakat hasta olunduğunda çorbanı kendi kendine yapmayı, ilaçlarını hatırlayıp içmeyi, naz yapmadan iyleşebilmeyi, artılarıyla eksileriyle hayatı göstererek insana büyümeyi öğretendir.
  • bu klasmana giren öğrenciler anne yemeklerine hasrettir. öyle bir hayat yaşarlar ki gecesi gündüzüne karışmış, yaşamayı sürdürmek için günün herhangi bir saatinde makarna yenilen ve dengeli beslenmekten uzak bir hayattır bu. bu durumun getirdiği en büyük sorun ise sıçarken yaşanan sıkıntılardır. lifli gıdalardan, bakliyatlardan yoksun bir menü ile beslenildiği için baba ocağındaki tabiri caizse "kaymak gibi sıçış"ın yerini "sıkıntılı sıçışlar" almıştır. konusu geçen hayatı zorlaştıran en hayati durumlardan biridir bu. neyse ki finaller biter, otobüse binilir ve baba ocağına dönülür... anne yemeği afiyetle yenir ve hemen akabinde komforlu bir sıçış gerçekleştirilir(bu da: şehir dışında okuyan öğrenci hayatının en güzel anıdır, bilen bilir.).