şükela:  tümü | bugün
  • akp'nin yeni rant projelerinden biridir. sağlık politikaları zaten alarm veriyordu, sistem çöküşe geçmeye başlamıştı ki bunu unutturmak için şehirlerin kullanım değeri yüksek arazilerine rant için çöküp dev kampus hastaneleri yapmak için kolları sıvadılar.

    bunlardan birisi de ankara etlik'te antares alışveriş merkezinin karşısında bulunan ssk'ya ait, şimdiki sgk, boş araziler, önceden yapılmış bir ihaleyle (!) yandaşlara verilmiş. minareyi çalan kılıfını hazırlar hesabı, şimdi burada bir faaliyet başlamış. kantin kafe inşaatı yapılıyor. hastane yapılacak ya, kantini önceden hazır olsun diye.

    şayet bu doğruysa, bu ahlaksızların dinle, allahla falan hiç alakalarının olmadığını, rant dinine inandıklarını söyleyebiliriz.
  • tüm büyük şehirlerimiz trafikle boğuşurken, daha tüm anadolu yakasının adli işlerini ta kartal'a postalamamızın üzerinden çok kısa bir süre geçmişken, hem inşaat yapmak hem de şehir merkezindeki tesislerin rantına çökmek amaçlı uyduruk yatırım.
    aylarca "avrupanın en büyük hastanesini yaptık" falan diye ötecek olmaları da cabası...
  • henuz tam olarak hangi sehirlerde kac adet, kac yatakli hastane yapilacagi konusunda net bir bilginin olmadigi, kimi gazetelerde ve ihale ilanlarinda 24 000 civarinda ek yatak kapasitesinden bahsedilirken, yandas gazetelerde her zamanki gibi sayi abartilip 44 000 yatak kapasitesinden bahsedilmektedir.

    iclerinde mevcut durumda yatak sayisinin hasta kapasitesine gore yuksek oldugu (turkiye ortalamasi icin konusursak tabii) isparta, elazig, eskisehir gibi iller varken, yatak sayisinin son derece yetersiz oldugu yogun nufuslu hatay, mardin, sirnak, batman ve ya nufusu hizla artan ve onumuzde yillarda sikinti cekilecek olan tekirdag, aydin, mugla illeri bu hastanelerin yapilacagi iller arasinda degildir. bu da ayri bir ilgincliktir nitekim.
  • kahkaha attım bugün haklarındaki haberleri okuyunca.

    efem kur 'un yükselmesi şehir hastanelerininin yapımını tehlikeye sokmuş. lan ne alaka oldum bir an ki haberin devamında aydınlandım.

    meğersem bahse konu şehir hastaneleri (!) yap _ işlet_ devret olacakmıştı. 1 sene proje_ 3 sene inşaat_ 24 sene ( yazıyla da yazayım lan. tastamam yirmibeş sene ) işletilip özel sektör tarafından sonra sağlık bakanlığına devredileceklermişti ( 25 sene sonra ne kalırsa elbette geriye . )

    meğersem akp hastaneleri de satmış ( hemde tekel olma avantajı ile şehir'de )

    haberimiz yokmuş.
  • akp rant sisteminin tipik örneklerindendir. ahmet dönmez, yüzde on-adil düzenden havuz düzenine adlı kitabında bunu şöyle anlatır:

    "şehir hastanelerinin bir türlü yurt dışından finansman desteği ya da kredi bulamamasının sebebi buydu. çünkü 700 milyon liraya bitebilecek bir şehir hastanesi için 2 milyar liradan söz ediliyordu. yurt dışı kredi kuruluşu bir fizibilite çalışması yapıyor, maliyeti hesaplıyor, sonra da aradaki bu üç misli fiyat farkını izah edemediği için kredi vermeye yanaşmıyordu. türkiye geneline yapılacak 16 şehir hastanesinin 16'sında da cumhurbaşkanı erdoğan'ın bir danışmanının kardeşinin bulunması tesadüf değildir. hastanelerin kurulacağı alanın etrafındaki arsaların nüfuzlu kişilere kapatılması da tevafuk değildir.

    misal olarak yapılacak en büyük şehir hastanelerinden birini alan firma, 25 sene boyunca burayı işletip daha sonra devlete iade edecek. fakat 25 yıl boyunca devlet, kendisine 250 milyon lira kira ödeyecek. üstelik "devlet garantili" bir yatırım. işte bu noktada finansman şirketine, devletin ödeyeceği yüksek kira teminat gösterilerek ne kadar çok kredi verirse o kadar çok faiz geliri elde edebileceği anlatılıyor.

    böylece herkesin kazanacağı bir döngü inşa ediliyor: böylesine prestijli bir yatırımı halka kazandırdığı için akp'nin oyu yükseliyor, müteahhit kazanıyor, finansman şirketi kazanıyor, vatandaş da böylesine bir sağlık kampüsüne kavuşmaktan mutlu... kaybeden kim? devlet hazinesi!

    fakat o açık da başka yerlerden kapatılıyor. nereden kapatılıyor? işte reza zarrab'ın , yasin el kadının karşılığı budur!

    dönemin başbakanı'nın reza zarrab için "hayırsever" demesinin, 17 ve 25 aralık'ı "vatana ihanet" olarak nitelemesinin sebebi budur! ekonomi rayında gittiği müddetçe 'kime ne'dir! krizler bu sayede türkiye'yi 'teğet' geçtikçe 'size ne'dir ki kimin, ne kadar rüşvet aldığından!

    edit, ekleme: ahmet dönmez, kitabın kapsamı olmadığından ele almamış ama "peki bu açık nereden kapatılıyor" sorusunun cevabı, benim için bambaşka ve her şeyden daha önemli bir soruyu getiriyor beraberinde:

    peki bu açığı kapatanlar, bunun karşılığında ne istedi? yasin el kadı sadece sevda tepesi ve etiler polis okulu arazisiyle doymuş olabilir mi sahiden? kaynağı ve -kamuoyunca- miktarı belirsiz para akışının uğradığı duraklar arasında, daha vahimi, varacağı durak olabilir mi terör finansmanı? unutmayalım ki yasin el kadı uluslar arası terör finansörleri listesindeydi. sonra çıkarıldı ama bunun, avukatlarının, davadaki hukuki bir usul açığından faydalanarak yaptığı bilgisi de mevcut. 17-25 aralık sürecinde internette yayınlanan ses kayıtları arasındaki "bu silahlar nijerya'ya gidiyor da kime gidiyor? müslüman vuracaksa vebal almayayım?" diyen sesi hatırlarsınız herhalde...
  • devlet hastanelerinin sonu.

    kar etmesi gereken özel şirketlere ait hastaneler... önemli olan sağlık hizmeti değil. önemli olan kar. önemli olan hastanın hastaneye yattığında izleyeceği ip tv nin ne kadar kazandıracağı.

    şehir içinde bir tane bile devlet hastanesi kalmayacak ve hastanelerde sözleşmeli çalışan çoğu personelin işsiz kalacağını söylemiş miydim?

    yeni türkiye...
  • bugün cb şehir hastanelerinden izmir ve kocaeli -yamulmuyorsam- temel atma töreni nedeniyle konuşmuş.

    bahaneyle kredi derecelendirme kurumlarına ve faize çakmış.

    çok aktif bir ülkeyiz her gün konuşacak bir mevzimiz var sevgili kahramanmaraş'lılar.

    siparişle bizim kredi derecemizi düşürüyorlar. bizim bu yatırımları yapacak gücümüz var dedi kendileri.

    gördük ki en azından temel atacak gücümüz var. sonrası allah kerim. erbakan hocayı hatırladım gene.

    hep temel, hep inşaat. ısrarla inşaat. mütemadiyen inşaat.
  • şehir hastanelerinin finansmanlarını osmangazi köprüsüne benzeten bir haber okuduktan sonra nette arattığımda 2013 tarihli linkteki haberi buldum. 25 yıl boyunca ciddi kira ödemesi yapılacak görünüyor.

    şehir hastanelerinin kirasi nasıl ödenecek
  • deli dumrul'dan modellenmiştir.

    "recep erdoğan'ın benim kişisel bir projem, benim 14 yıllık hayalim dediği şehir hastaneleri gerçeği ile tanıştıracağım. bazılarının hayalinin aslında hepimiz için nasıl kabus olduğunu göreceksiniz.

    kamu-özel ortaklığından yandaş olduğunu söylememe gerek yok herhalde. özel bir şirket bir hazine arazisine hastane binası yapıyor. 49 yıllığına kadar bu hastaneyi devlete kiralıyor. temel hizmet dışında bütün ticari işletmeyi kendisi yapıyor. yap-işlet-devret'ten bir üst konumda. devlet hem kiracı hem de hizmet alıcı oluyor. yani "devlet" hastanesini şirket yönetiyor. şirket hastane içinde morgdan gasilhaneye kadar, hastane dışında taksi durağından kreşe kadar her yeri işletip para kazanıyor. bu şirketler birçok imtiyaza sahipler. kdv'den, damga vergisinden ve bütün harçlardan muaf tutuluyorlar. aldıkları uluslararası kredilere tam hazine garantisi veriliyor. çed raporu almadan istediklleri orman arazisine hastane yapıyorlar. devlet yüzde 70 oranında dolu olacağını yani vatandaşını hastalandıracağını garanti ediyor. hastalandırılması konusunda yandaş şirkete garanti verilmiş vatandaş ise tamamen durumdan habersiz. onlar şehir hastanelerinin sahibinin sağlık bakanlığı olduğunu sanıyor. sağlık bakanlığı da kiracı olduğunu kesinlikle açıklamıyor. eski hastanelerin yerine de avm yapmak için şartname kapsamına alınıyor.

    17 şehir hastanesi için şirketlerin cebinden 9 milyar dolar para çıkacak, devlet ise bunun karşılığında 27 milyar dolar para ödeyecek. sağlık bakanlığı satışa çıkarılmıştır, geçmiş olsun."

    tur yıldız biçer