şükela:  tümü | bugün
  • "vatan her şeyini feda edebileceğin kutsal bir değerdir." diyenlerin ortak özelliği vatan için henüz herhangi bir şey feda etmemiş olmalarıdır.
  • vatan uğruna her şeyini feda edebileceğin kutsal bir değerdir diyebilmek için evvela eşini, aşını, işini, dostunu, oğlunu, babanı kaybetmiş olmak gereklidir. bu tür büyük kayıplar vermemiş insanların böyle büyük laflar edebilmeleri kof milliyetçilikten öteye gidemez.
  • yakın geçmişte bülent ersoy “oğlum olsaydı askere yollamazdım” diyerek bu duruma tepkisini göstermişti de itin götüne sokmuşlardı kadını.
    devletler ve şirketler insanların kanıyla beslenir. bu ezberlere ihtiyaçları vardır o nedenle. orada karısını, bebeğini kaybetmiş adam acısına merhemi bu yolla sürüyor. ve belki bu merhem onu acısına yabancılaştırıyor, bir kaybın ne olduğu üzerine düşünmek yerine deneyimi geçiştirmesini ve unutmayı sağlıyor. elbette insancıl değil. çünkü insancıl olan şaşırmaktır. hayret etmektir, sonrasında ise hesap sorma gelir. bu acıların hesabı, savaştan beslenenlere elbet sorulur. “vatan sag olsun” ezberini tutturanlarca değil ama.
  • milliyetçilikten vurmaya çalışan arkadaşlar olayı tam anlamamış sanırım. arkadaşlar mustafa kemalin vatanında değiliz.
    pkkdan oy koparabilmek için rekor sayıda mehmetçiği göz göre göre şehit eden bir şahsın elindeyiz.
    senin kutsal dediğine ülkenin en yetkili makamı parçacık, adacık, kelle, ayyaş, enkaz diyor. sen istediğin kadar maneviyatla kendini gazla sonuç ortada. baştaki terörü durduramadıktan sonra bununla değil evladının eşinin acısını dindirmeyi kalleşleri bile ürkütemezsin artık.
  • tamam anladık. hepiniz en fedakar en süpersiniz, en kahramansınız. en süper ülke bizim ülkedir. yaşasın bizim taraf.

    şimdi beni dinleyin, başlığı açan çocuğun manevi avukatlığını yapacağım.

    çocuğun elbet demek istediği bir şey var. durduk yere insanlara hakaret etmekten zevk alan bi terörist satanist fetöcü manyak olacak hali yok. hemen destan yazmayın, iki dakika soluklanın.

    "dünyanın dört bir yanında askeri mezarlıklar, tanrının kendi tarafında olduğuna inandırılmış ölü çocuklarla doludur" demiş bir gün, bir akıllı adam.

    şehitlik makamı yüce kabul edilmeseydi, kendi halindeki iyi huylu masum insanlar hayatlarını kaybetme pahasına başkalarının davası için cepheye sürülüp telef edilemezdi.

    evladını kaybeden baba hesap sorardı. neden öldü benim çocuğum derdi. hesap verin ulan derdi. neden öldü? ne için savaşıyordu? haklı gerekçeler var mıydı? buna mecbur muyduk? ölürken canı acıdı mı? engel olunamaz mıydı? neden savaşa gitti ulan benim çocuğum, hesap verin, derdi.

    ama demiyor. aksine, vatan sağolsun diyor. kendisinden beklenen de bu. farklı bir şey derse göze batıyor hatta. bu adam için çizdiğimiz nasıl bir fedakarlık standardıdır ki, adam evladının hesabını sorması gerektiğini bile düşünmüyor. bu kadar mı değersizmiş bir vatan evladının canı?

    ayrıca, unutmayın ki "şehit" olduğunu düşünen sadece bizim askerlerimiz değil. tarihteki tüm örgüt ve devletlerin askerleri cepheye/savaşa/çatışmaya şehadet için gitmiştir. bir fikre, davaya veya dine şehadet.

    evet biraz milli gurur belki iyi bir şey olabilir ama milliyetçi damarımızın bizi bu kadar kör etmesine, uysallaştırmasına izin vermememiz gerekiyor.

    başlığı açan kişi biraz tahrik edici bir üslup kullanmış olsa da aslında demek istediği, "neden en ağır bedeli ödemiş olmayı bile koyun gibi kabulleniyoruz, ve sonrasında hesabını sormak yerine "keşke bir oğlum daha olsaydı onu da vatana feda etseydim" diyoruz" fikridir. ve altına imzamı da atarım.

    şimdi mesaj kutuma küfredip beni hain ilan edebilirsiniz. babanız ve okuldaki öğretmeniniz tarafından kafanıza empoze edilen şeyin aksini söyleyen her insana yaptığınız gibi.
  • ortada ne kurtuluş savaşı gibi bir harp, ne mustafa kemal atatürk gibi ölmeyi emreden bir "lider" vardır. o canlarını bizim için veren şehitlerin torunlarıyız, benim rahat rahat, barış içinde yaşayacağım bir ülke kurup gittiler, fakat aradan bunca zaman geçmesine rağmen ve ortada sadece bir avuç itin olduğu topraklarda can güvenliğim yok. kusura bakmayınız, vatan değil, senin benim bizim sağ olmamız, çalışmamız ve ülkeyi yüceltmemiz lazım.
  • - istanbul'un orta yerinde 12 yaşında bir kız çocuğuna topluca tecavüz edilirken,

    - birileri bu milletin amına koyacağız diye ortalarda dolanırken,

    - 80 küsür yaşındaki adam magandalar tarafından sokak ortasında öldüresiye dövülürken,

    - birileri gemiciklerini köşklerini sıralarken, birileri adına askerlik denen aktiviteyi canıyla, diğerleri 21 gün + holosko ile öderken,

    - birileri ellerine kaptığı palalarla, silahlarla önüne geleni kesip vurabilirken,

    - devlete emanet edilen ortaokul lise çağındaki gençler ensar vakfı gibi vakıflarda tecavüz edilirken vb. *

    kimi kimden koruyorsun, kim ne için sağoluyor, uğruna dökülen kanları anladık da üstündeki mahlukatlar için bir cana değer mi?
  • haklı serzeniştir.

    o şehitler gerçekten vatan için mi öldüler?
    o ölümlerin ardında ne hesaplar ne anlaşmalar var.
    pisi pisine kaybediyoruz her gün kaç tanesini..

    benim hiçbir yakınım böyle bir ‘düz’ende yönetilen bu devlete vatana sağ olmasın kardeşim !

    bizim çocuklarımıza ölmeyi öğretmeden önce siz devlet yönetmeyi öğrenin.

    hayır konuşacağım bıraksan daha da ama malum (bkz: gg)
  • (bkz: benim kızımı ve oğlumu koruyamayan vatanın anasını sikeyim afedersiniz)
  • başlıktaki gidişatı tam olarak anlayamadım sanırım buna goygoy diyene kızan da var, bunu kutsallaştırana kızan da.

    gelin ben size bir şeyler anlatayım babasını hiç tanımamış, bir pusuda şehit vermiş bir erkek çocuğu olarak.

    vatan sağolsun tabi o ayrı. ama bunu bir şehit yakınından duyuyorsanız bu bir tesellidir arkadaşlar, çogu zaman düsünülmez lafın altı. kimse yakınlarının boşa öldüğünü kabul etmek istemez, onun tesellisidir. bunu şehit yakınlarının söylemesine çok takılmayın o yüzden. ölüm acısı zordur, herkes bir şekilde atlatmaya çalışır.

    asıl sorun başkasının yakını şehit düserken vatan sağolsun diyebilen düşüncesizlerdir. bu vatan hepimizin olabilir ama ölen sizin yakınınız değilse ve ne diyeceğinizi bilmiyorsanız susun lütfen. bugün facebook'da acıları paylaşacaksınız ama üç gün sonra hepiniz unutacak ve hayatınıza devam edeceksiniz. eksilen sizin eviniz, üzüntüden kırılan siz ve yakınlarınız, iki gün sonra geride kalanlar bir sıkıntıya düştüğünde çaresizlikten ve belki de yalnızlıktan uykusuz geceler geciren siz olmayacaksınız. üstelik bunu yapanlara da gücünüz yetiyorsa engel olun zira şehit olan kişinin yakınlarını zaten yeterince duygusal yük bekliyor, bir de toplumsal mastürbasyon malzemesi edilerek sürekli kaybettikleri kişinin ölümünün diğer insanları kurtardığını duymaya ihtiyaçları yok.

    ben pederi çok küçükken kaybettiğimden bunun eksikliğinin ne demek olduğunu yetişkin bir erkek olmayı kendim keşfetmeye çalışırken öğrendim. ancak bir de bizzat hayat arkadaşını ya da yıllardır tanıdığı bildiği annesini-babasını kaybedip bunun acısını duyanlar var, hadsizlik edip bu acıyı tahmin edebiliyormuşum gibi davranmayacağım, siz de dikkat edin. biri gelip anneme vatan sağolsun senin eşin sayesinde biz buralardayız derse kalbini kırarım çünkü iki saniye milli duygularını tatmin etmek için yılların tecrübesini meşrulaştırmaya çalışmak kimsenin haddine değil. yakınını kaybeden bizden önceki neslin aksine isyan ediyorsa da hakkıdır, kapayın çenenizi oturun yerinize. siz sevgilinizden ayrılınca dünyayı sikiyorsunuz kimse bir şey diyor mu?

    yakınlar açısından şehit acısı normal ölümlerden daha mı kötü? hayır, acılar yarıştırılmaz. hatta belki imkanları açısından daha iyidir. ama bu toplumsal mastürbasyon işi tamamen 'birileri ölmek zorunda, sıra sizinkindeydi üzülmeyin, ağlamayın, iyi ki öldü yoksa biz özgür yaşayamayız"a getiriyor, sorun burada.